Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.Obydwie strony przygotowują się do ostatecznej rozprawy.
Ona isim koymak okuyucuya kalıyor.Jego nazwisko pozostaje dla czytelnika nieznane.
Doğru hikâyeyi bilmek ve hızlı tanı koymak önemlidir.Istotna jest odpowiednia szybkość i czas wypowiedzi.
Adını ortaya koymak, adıyla sorumluluk alma demektir.Jeśli chcesz nazwisk, sam się domyśl.
Dutschke öğrendiklerini uygulamaya koymakta gecikmedi.Dutschke odżegnał się od tych praktyk.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Dessa tester är inte lika tidskänsliga eftersom de inte kräver levande bakterier för att ställa en diagnos.
Pek çok yaşlı insanda zaten idrar tutamama veya bunama mevcut olduğundan tanı koymak güç olabilir.Det kan vara svårt att ställa diagnos då många äldre har tidigare befintlig inkontinens eller demens.
Manyetik kuvvet, yerçekimi ivmesinin ve diğer ivmelerin etkilerine karşı koymak için kullanılır.Magnetiskt tryck utnyttjas för att motverka de gravitationella effekterna och andra accelerationer.
Dolayısıyla, insanların varlığı bu küçük olasılığın gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.Människovarelser kommer då inse att ansvarsskyldighetens stund har kommit.
Trafiğin hem sağdan aktığı hem soldan aktığı bölgelerde esas amaç trafiği bir düzene koymaktır.Spårvägen kommer att trafikeras i högertrafik med dubbelspår.
Yerleşim yerinin adını koymak içinde, “Eyvah!Колгосп змінював назви: «ім.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.Деякі дослідження вказують, що рівень щастя може бути виміряний ефективно.
Ancak, gerçek aşka karşı koymak zordur.Та для справжнього кохання немає перешкод.
Olaylar bu dönemde ülkedeki siyasi çalkantıyı ortaya koymaktadır.Прикро, що в нас у країні ситуація в політиці складається саме так.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Ці тести нечутливі до часу, оскільки для них не потрібні живі бактерії, щоб поставити діагноз.
Bize bırakılan tek seçenek önceki eserlerin derlemesinden oluştuğu izlenimi yaratan eserler ortaya koymak."Постараюся зробити все можливе, щоб ми побачили колишнього Колодіна».
Bilime yaptığı büyük katkı, mecazi olarak "toprakları haritaya koymak" idi.Ця збірка видавалась під назвою «Введення в Магію як в науку Я».
Bazı kanıtlar Bering Denizi ekosisteminde halihazırda büyük değişmeler olduğunu ortaya koymaktadır.T. barrerae значно змінюють екосистему, в якій живуть.
Bu nedenle herhangi bir apaçık hüküm ortaya koymak mümkün değildir."(Pro koho bylo toto "svolení" určeno není jasné.)
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Tyto testy nejsou tak citlivé na časové hledisko, jelikož pro stanovení diagnózy nevyžadují živé bakterie.
Bu görüntü, bulutsu kenarında daha az iyonize olan maddeyi iki kapak şeklinde ortaya koymaktadır.Zdivo mezi nimi je mírně ustoupeno, takže tvoří dojem dvou překrývajících se vrstev.
Ateş yapının üzerinde yakılıyor, alt kısım odun koymak için kullanılıyordu.Oheň se zapaloval v horní polovině konstrukce, klenba pod ní složila k uchovávání dřeva.
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.Závěť jí dá do kabelky.
Bacak yapısı hızlı bir koşucu olduğu görüşünü ortaya koymaktadır.Dlouhé nohy umožňují rychlý běh.
Böylece, gözlemler dev veya ufak boyutlardaki bu tür cisimlerin varlığını ortaya koymaktadır.Tato část expozice nabízí přehlídku velkých i menších druhů.
Pulsarların hızlarını ölçerek süpernova patlamalarının asimetrisine bir limit koymak mümkündür.Prin măsurarea vitezelor pulsarilor, este posibil să se pună o limită pe asimetria exploziilor supernovelor.
Çeşitli raporlara göre nüfusun %16-48 arasının dinsiz olduğunu ortaya koymaktadır.Potrivit diferitelor rapoarte, proporția de nereligioși din Rusia este între 16% și 48% din populație.
Ardından döktüklerini kürekle düzenler ve patatesleri koymak için sıra çeker.Lași goluri, le împlinești pe urmă ca să ferești petele...
Sırbistan işlerini yoluna koymak için çaba verdi.Basileul se străduia să-și țină cuvântul.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cei care încălcau aceste drepturi trebuiau să plătească câte un penny pentru fiecare foaie a cărții.
O sadece onu babası yerine koymak istemiştir.Intenția era de a-și încercui tatăl.
İskoç vatanseverler ve diğer ilgililer sık sık burayı ziyaret etmekte ve çiçek koymaktadır.Skót hazafiak és más érdeklődők gyakran ellátogatnak erre a helyre és virágokat helyeznek el.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Ezek a vizsgálatok nem időérzékenyek, mivel nincs szükség élő baktériumra hozzájuk.
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.Ő zsarolta meg Eszest. hogy legyen tégla a rendőrségen.
Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.E jogok: a szabadság, a tulajdon, a biztonság s az elnyomással szemben való ellenállás.
Son araştırmalar daha düşük, ama yine de çok yüksek bir rakamı ortaya koymaktadır.Ugyan a munkanélküliség itt számokban mérve kisebb, de még mindig hatalmas problémát jelent.
Digger Zombi'lere karşı koymak için kullanılır.Ő mondja el Luffyéknak, hogyan lehet legyőzni a zombikat.
Hedefi yeni görüşler ortaya koymak değil, eskilerin hikmetli sözlerini aktarmaktı.S nem új figurákkal érte el, hanem friss mondanivalójával.
Kişisel bilgileri bilgisayar ağlarına koymak gizlilik endişelerini de artırmaktadır.Az informatikai protokoll is a bizalmatlanság formálisabb elveit követi a számítástechnikában.
Üçüncü anlamı da kötülüklere karşı koymaktır.Kolmas kohta koskee valtauksia.
Son araştırmalar daha düşük, ama yine de çok yüksek bir rakamı ortaya koymaktadır.Toiset tutkimukset ehdottavat paljon pienenpää kokoa, mutta suurempaa painoa.
O sadece onu babası yerine koymak istemiştir.Tämän jälkeen hän yritti lavastaa isänsä syylliseksi.
Sonra şehrin kalesini bugünkü muhteşem şekline koymak için kaleyi yeni eklerle büyüttü.Τότε έλαβε και την σημερινή του μορφή το κάστρο της πόλης.
Bazı kanıtlar Bering Denizi ekosisteminde halihazırda büyük değişmeler olduğunu ortaya koymaktadır.Ορισμένα στοιχεία δείχνουν ότι οι μεγάλες αλλαγές στο οικοσύστημα της Βεριγγείου θάλασσας έχουν ήδη συμβεί.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Αυτά τα τεστ δεν τόσο ευαίσθητα στο χρόνο, καθώς δεν απαιτούν ζωντανά βακτήρια για να γίνει η διάγνωση.
Dinamik analiz, gezegenlerin kayalık gezegenler değil, gaz devleri olabileceğini ortaya koymaktadır.Πιθανόν είναι ένας βραχώδης πλανήτης και όχι ένας γίγαντας αερίων.
Bilime yaptığı büyük katkı, mecazi olarak "toprakları haritaya koymak" idi.Hans store bidrag til videnskaben var, så at sige, at "sætte jord på kort."
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Disse test er ikke tidssensitive, da der ikke kræves levende bakterier for at stille en diagnose.
Frengiye, kendisini ilk gösterdiği anlarda klinik olarak teşhis koymak zordur.Syfilis er vanskelig at diagnosticere klinisk tidligt i dens præsentation.
Erken müdahelelere izin verecek kadar genç yaşta tanı koymak prognozu iyileştirebilir.Prognosen kan forbedres ved en diagnose i en yngre alder, der giver mulighed for tidlig indgriben.
Bu da gezi yazılarının zamanla tarihsel belge olduğunu ortaya koymaktadır.Dette minder nærmest om en senere tids rejsehåndbøger.
Bu tarz, insanların iç dünyalarının analizine dayalı bir kurgu ortaya koymaktaydı.Jeg betragter dem mens de lærer mig noget om hver deres personlige erotiske univers.
Lepidus Sicilya'da iktidara el koymak ve isyan çıkarmaya girişmekle suçlandı ve sürgüne yollandı.Lepidus blev dømt for oprør på Sicilien og blev tvunget i eksil.
Teröristlerin amacı önceden belirlenmiş hedeflere bomba koymaktır.Ifølge anklagemyndigheden havde de sigtede udpeget mål for de planlagte bomber.
Diğer yandan diğer adlandırmalar bu kültürün tüm niteliklerini ortaya koymaktan uzaktır.Ud over hvad billederne viser, ved man ikke meget andet om denne kultur.
İskoç vatanseverler ve diğer ilgililer sık sık burayı ziyaret etmekte ve çiçek koymaktadır.Skotske patrioter og andre interesserte besøker ofte stedet og legger blomster der.
İlk olarak "Helvetia" koymak istendi.Man satte først inn «Sauda».
Rezar, sonunda ringe gelip olankara karşı koymak istese de o da saldırıya uğradı.Slik som jarlen da var kommet opp i det, valgte han heller å ta imot dåpen.»
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.Flere menneskerettighetsrapporter viser at det foregår omfattende etnisk rensing i Burma.
Kovalyov bir gazete ofisine gidip kayıp ettiği burnu için bir kayıp esya ilanı koymak ister.Kovaljov setter inn en etterlysning etter nesen i avisa, og anmelder deretter forsvinningen til politiet.