Burada fena olan bunu tespit edip ortaya koymak mı yoksa bunu yapıp çıkar sağlayanlar mı?¿Pueden los ciegos darse vista a sí mismos, o los sordos darse el oído?
Yani görevi yasa koymak değil.Prohibición de emitir obligaciones.
Bu tarz, insanların iç dünyalarının analizine dayalı bir kurgu ortaya koymaktaydı.Proporcionó un nuevo rostro al estudio del comportamiento humano.
Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.Tales derechos son la libertad, la propiedad, la seguridad y la resistencia a la opresión.
Kiliseye göre, Kutsal Ruh; dini yazılar ve elçisel gelenek yoluyla tanrısal gerçekleri ortaya koymaktadır.Si el Espíritu Santo habla por la Escritura, lo hace también por las tradiciones y por la Iglesia misma.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Questi test non sono time-sensitive, in quanto non necessitano di batteri viventi per fare la diagnosi.
Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.Entrambi chiesero più tempo prima di dare un giudizio definitivo.
Çeşitli raporlara göre nüfusun %16-48 arasının dinsiz olduğunu ortaya koymaktadır.Diverse stime ritengono che tra il 16% e il 48% della popolazione russa non segua alcuna religione.
Bu da gezi yazılarının zamanla tarihsel belge olduğunu ortaya koymaktadır.Scopre il segreto dei viaggi nel tempo.
Ancak, gerçek aşka karşı koymak zordur.Pertanto tutto è messo in dubbio, tranne il vero amore.
Bu diyagram hidrolojinin mühendislikteki önemini de ortaya koymaktadır.Notevole era pure la sua conoscenza dell'ingegneria idraulica.
O zamanlar çocuklara böyle ad koymak çok yaygındı.All'epoca era comune ricompensare i funzionari in questo modo.
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.Prove epigrafiche mostrano un'ampia influenza ellenistica all'interno.
Alâüddîn Muhammed, uzun seneler Moğol saldırılarına karşı koymakla uğraştı.Allen aveva per lungo tempo sperato di poter conquistare Montréal.
Otel kasasına bir şeyler koymak istiyorum.Я бы хотел поместить некоторые вещи в гостиничный сейф.
Kaliningrad'dan Mardin'e doğrudan bir uçuş koymak gerek!Нужно обязательно ввести прямой рейс из Калининграда в Мардин!
Eşyalarımı yerine koymak istiyorum.Я хочу убрать свои вещи на место.
Eserleri de bunu ortaya koymaktadır.Они будут отчитываться за свои деяния.
"Dil Devrimi'nin gerçekleşmesini sağlayan etkenler, aynı zamanda onun amaçlarını ortaya koymaktadır.Факторы, обеспечившие революцию языка, в то же время выдвигают цели этого явления.
O sadece onu babası yerine koymak istemiştir.Пришло время заменить его отца.
Ancak, gerçek aşka karşı koymak zordur.Всё осложняет настоящая любовь.
Amcası Iroh, Zuko'yu ölen oğlu Lu Ten'in yerine koymaktadır.Зуко заменяет ему потерянного на войне сына Лу Тена.
Daha sonra güce el koymak için üç kardeşinden de kurtulmuş ve babasını tahttan indirmiştir.У неё трое единокровных (по отцу) братьев и сестёр и родной младший брат.
Teröristlerin amacı önceden belirlenmiş hedeflere bomba koymaktır.Бомбардировщики нанесли прицельный удар по заранее разведанным целям.
Bu özellikler, aynı zamanda şairin şiir anlayışını ortaya koymaktadır.Именно эти источники дают достоверные сведения о жизни поэта.
Din sözcüğünün etimolojik anlamı gerçeği ortaya koymaktadır.Таким образом подчеркивается этический характер содержания термина.
İnsanların motivasyon bulmak ve hedefler koymak için amaca ihtiyaçları vardır.الناس بحاجة لدافع للتطوير وتحقيق الأهداف.
İdari mahkemeler, resmi kararların alındığı davaları işleme koymaktadır.تنظر المحاكم الإدارية في حالات الطعن بالقرارات الرسمية.
Rezar, sonunda ringe gelip olankara karşı koymak istese de o da saldırıya uğradı.فلما أراد أن يصونه ويحرسه ويعلن حمايته له وغيرته عليه ترك المشركين يهزمون أمام القوة المعتدية.
Araştırmalar pekmezin thiamin, riboflavin açısından baldan daha zengin olduğunu ortaya koymaktadır.وللدفع بهذا فرض بريمو دي ريفيرا ضرائب أعلى على الأغنياء.
Belirtileri bariz olmayan kişilerde tanı koymak güç olabilir, çünkü enfeksiyon olmasa da bakteri bulunabilir.أما عند الذين يعانون من أعراض مبهمة، فقد يصعب تشخيص حالتهم لأن البكتيريا قد تكون موجودة دون أن تكون هناك عدوى.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.Alguns estudos sugerem que a felicidade pode ser de facto quantificada.
Pulsarların hızlarını ölçerek süpernova patlamalarının asimetrisine bir limit koymak mümkündür.Medindo a velocidade de pulsares, é possível estipular um limite na assimetria de explosões de supernova.
Enternasyonal hale koymak için verilen destek çok önemlidir.O apoio à internacionalização é muito importante.
Dizlikleri, eşyayı koymak için tasarlandı.As telas eram então usadas para decorar o estabelecimento.
Bu sözlükçeler Galyaromen dilindeki tipik vokabüler değişimine ortaya koymaktadır.Estes glossários demonstram mudanças vocabulares típicas nas línguas galo-românicas.
Bilimsel araştırmalar, bireye ait cinsin bireye ait davranışları etkilediğini ortaya koymaktadır.A investigação científica mostra o sexo do indivíduo influencia em seu comportamento.
Aland metni Yeni Ahit al yazmaları kategorileri içerisinde Kategori V'e koymaktadır.Kurt Aland colocou-o na Categoria V. O texto é muito próximo do Textus Receptus.
Onun diğer yakınları öldürülmüştür. resimlerin kompozisyonu hüzün ve melankoli ortaya koymaktadır."A composição das imagens revela tristeza e melancolia."
Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.Esses direitos são a liberdade, a propriedade, a segurança e a resistência à opressão.
Aspasia Farnaces'in yaptığı kurlara karşı koymak için Sifares'den destek ister.Argumentos de Aspasia para Sifare para a ajudar contra avanços por Farnace.
Atipik yemek yeme gibi diğer özelliklere sıklıkla rastlanır ama tanı koymak için gerekli değildir.Outros aspectos, como comer atípico também são comuns, mas não são essenciais para o diagnóstico.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cada coobrigado pode ser chamado para responder pela totalidade da dívida.
Kafein - Çalışmalar dikkat ve uyanıklığı artırıcı etkileri olduğunu ortaya koymaktadır.“Provamos ao mundo que a persistência e a paciência dão resultados positivos.
Bu da kaya buzullarının, gelişiminde rol oynayan buz çekirdeğini koruduğunu ortaya koymaktadır.Ela demonstra ser capaz de segurar as construções de gelo que ela manifesta com sem problemas.
Üçüncü anlamı da kötülüklere karşı koymaktır.O terceiro tema enfoca na violência.
Bu kampanya, petrol kaynaklarının adil bir biçimde paylaşılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Mas para isso é fundamental que a população faça a separação correta do lixo.
Frengiye, kendisini ilk gösterdiği anlarda klinik olarak teşhis koymak zordur.Zoals gezegd is de ziekte in het beginstadium lastig te herkennen.
Üçüncü anlamı da kötülüklere karşı koymaktır.Dat houdt dus in, ook het slechte in te zetten tegen het slechte.
Daha üstün bir şekilde, bütün engellere ve tehlikelere karşı koymak gücünü bulmalıyız.Eerst overwinnen ze vele obstakels en gevaren.
Bu nedenle herhangi bir apaçık hüküm ortaya koymak mümkün değildir."Een duidelijke monding is er niet.
Yakın incelemeler bu gökadaları birbirlerine bağlayan birçok loş ışık zincirlerini ortaya koymaktadır.Een teveel aan (gebonden) chloor (zie verder) kan echter irritaties aan de slijmvliezen (ogen) veroorzaken.
Dolayısı ile 1 bulgu tek başına tanı koymak için yeterli değildir.Het is niet voldoende om een SLA eenmalig op te stellen.
40 yaş altında bir kadında erken menopozun tanısını koymak önemlidir.In 1994 werd een tijdrit voor junioren onder 19 jaar bij de vrouwen geïntroduceerd.
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.Hij verkleint haar en stopt haar in de koffiepot.
Dolayısıyla, insanların varlığı bu küçük olasılığın gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.Dat dit meisje bestaan heeft, staat wel vast.
Poe dergi Philadelphia'da olacağı için ilk olarak adını The Penn koymak istemişti.Początkowo chciał nazwać je The Penn, gdy miało być wydawane w Filadelfii.
Onun diğer yakınları öldürülmüştür. resimlerin kompozisyonu hüzün ve melankoli ortaya koymaktadır."Kompozycja obrazów ukazuje smutek i melancholię.”
Bu hazırlıksız saldıraya karşı koymak için hazırlanıp havalandılar.Trwamy, gotowi gradem kul Odeprzeć złe napady.
Belirtileri bariz olmayan kişilerde tanı koymak güç olabilir, çünkü enfeksiyon olmasa da bakteri bulunabilir.U osób z niejasnymi objawami diagnoza może być trudna, ponieważ bakterie mogą być obecne bez infekcji.