"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Hanno detto: "Vogliamo che le nostre ragazze siano in un posto sicuro."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Họ nói rằng, "Chúng tôi muốn đặt các cô gái ở một nơi an toàn."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler."우리 딸들을 안전한 곳에 보내고 싶어요."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Me dijeron "Queremos poner a nuestras niñas en un lugar a salvo".
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Mereka bilang, "Kami ingin menempatkan anak-anak gadis kami di tempat yang aman."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Mówiły: "Chcemy ich bezpieczeństwa".
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Povedali, "Chceme posielať naše dievčatá na bezpečné miesto."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Řekly: "Chceme, aby byly dívky v bezpečí."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Sie sagten: "Wir wollen unsere Mädchen an einem sicheren Ort wissen."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Spuneau: "Vrem să ne trimitem fetele într-un loc protejat."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Ze zeiden: "We willen onze meisjes op een veilige plaats brengen."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Μου είπαν, "Θέλουμε να έχουμε τα κορίτσια μας σε ένα ασφαλές μέρος."
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Вони казали: "Ми хочемо, щоб наші дівчата були в безпечному місці".
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Жените казаха, че искат момичета да са на сигурно място в училище.
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.Они говорят: "Мы хотим, чтобы наши девочки учились в безопасном месте".
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.وقالوا، "أردنا أن نضع بناتنا في مكان أمن".
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.しかし 村の父親と話をすると
Bizler, gerçek dünyaya dönüp karţý koymalýyýz.다른 사람들이라도 옳은 일을 행해야만 합니다.
Bizler, gerçek dünyaya dönüp karţý koymalýyýz.- Έλα λοιπόν, άσε μας να πυροβολήσουμε!
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı, kutunun dışına biraz güzel birşey koymak adına.Chtěli po nás, designérech, abychom vytvořili obal, udělali tomu nějaký hezký vnějšek.
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı, kutunun dışına biraz güzel birşey koymak adına.きれいな見た目を求めていたのです
Biz o yüzden bir şey denedim söylerim kıçını bir kurşun koymak zorunda.Azt mondom neki, hogy megpróbált valami volt, hogy egy golyót a seggét.
Biz o yüzden bir şey denedim söylerim kıçını bir kurşun koymak zorunda. Bu yapılabilir.Je to hotové.
Biz o yüzden bir şey denedim söylerim kıçını bir kurşun koymak zorunda.Noi gli dirò che ha provato qualcosa di così abbiamo dovuto mettere una pallottola in culo.
Biz o yüzden bir şey denedim söylerim kıçını bir kurşun koymak zorunda.Nous allons lui dire qu'il a essayé quelque chose de si nous avons dû mettre une balle dans le cul.
Biz o yüzden bir şey denedim söylerim kıçını bir kurşun koymak zorunda.Povieme mu, že on sa snažil niečo tak sme museli guľku do zadku.
Biz o yüzden bir şey denedim söylerim kıçını bir kurşun koymak zorunda.Vamos a decirle que él intentó hacer algo así tuvimos que poner una bala en el culo.
Biz o yüzden bir şey denedim söylerim kıçını bir kurşun koymak zorunda.Vom spune-i că a încercat ceva atât de am avut de a pune un glonţ în fund.
Biz o yüzden bir şey denedim söylerim kıçını bir kurşun koymak zorunda.Μπορείτε Θα ήθελα να μου πείτε Demitry αυτό; Εσείς πρόκειται να του πει.
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.Der beste Weg die Stunden aus dem Nenner zu kürzen ... ... ist Stunden auch im Zähler zu haben.
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.분모의 시를 없애는 방법은 분자에 시를 곱해주는거죠
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.Najlepszym sposobem aby pozbyć się godzin w mianowniku... ...jest wpisanie godzin w liczniku.
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.Nejlépe to provedeme vykrácením hodin ve jmenovateli, když budeme mít hodiny v čitateli.
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.Så det bästa sättet att avbryta denna timmar i nämnaren... ... är med timmar i täljaren.
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.Найкраще це можна зробити, коли години в нас будуть в чисельнику.
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.הדרך הטובה ביותר לבטל שעות במכנה... היא שיהיו לנו שעות גם במונה.
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.وافضل طريقه لحذف الساعه في المقام يجب ان نضع ساعه في البسط
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.だから、分子に時間をおいて 時間割る秒
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›(21:10) Et toute chair saura Que moi, l`Éternel, j`ai tiré mon épée de son fourreau. Elle n`y rentrera plus.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›(21:10) và mọi xác thịt sẽ biết ta, Ðức Giê-hô-va, đã rút gươm ra khỏi vỏ nó, nó sẽ không trở vào nữa!
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›A zvedia, každé telo, že ja Hospodin som vytiahol svoj meč z jeho pošvy; nenavráti sa viacej.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›E saberá toda a carne que eu, o Senhor, tirei a minha espada da bainha nunca mais voltará a ela.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›In vse meso spozna, da sem jaz, GOSPOD, potegnil meč svoj iz nožnic njegovih; ne vrne se več.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›Io dissi: «Ah! Signore Dio, essi vanno dicendo di me: Non è forse costui uno che racconta delle favole?»
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›I rzekłem: Ach panujący Panie! Oni mówią o mnie: Ten tylko w przypowieściach mówi.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›I zvíť všeliké tělo, že jsem já Hospodin vytáhl meč svůj z pošvy jeho; nenavrátíť se zase více.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›Ja kaikki liha tulee tietämään, että minä, Herra, olen vetänyt miekkani tupestaan; eikä se siihen enää palaja.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›무릇 혈기 있는 자는 나 여호와가 내 칼을 집에서 빼어 낸 줄을 알지라 칼이 다시 꽂혀지지 아니하리라 하셨다 하라
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›Maka semua orang akan tahu bahwa Aku, TUHAN, mencabut pedang-Ku dan tidak akan menyarungkannya kembali.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›megérti minden test, hogy én, az Úr vontam ki kardomat hüvelyébõl, [mert belé] többé vissza nem tér.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›Og alt kjød skal kjenne at jeg, Herren, har draget mitt sverd av skjeden; det skal ikke mere vende tilbake.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›Og alt Kød skal kende, at jeg, HERREN, har draget mit Sværd at Skeden; det skal ikke vende tilbage!
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›Şi orice făptură va şti că Eu, Domnul, Mi-am scos sabia din teacă, şi nu se va mai întoarce înapoi în ea.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›Y sabrá todo mortal que yo, Jehovah, he sacado mi espada de su vaina; no volverá a ella
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›и всяка твар ще познае, че Аз Господ изтеглих ножа Си из ножницата му; няма да се върне вече.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›И узнает всякая плоть, что Я, Господь, извлек меч Мой из ножен его,и он уже не возвратится.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›וידעו כל בשר כי אני יהוה הוצאתי חרבי מתערה לא תשוב עוד׃
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›فيعلم كل بشر اني انا الرب سللت سيفي من غمده. لا يرجع ايضا.
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›一 切 有 血 氣 的 就 知 道 我 耶 和 華 已 經 拔 刀 出 鞘 . 必 不 再 入 鞘
Böylece herkes kılıcını kınından çıkaranın ben RAB olduğumu anlayacak. Onu bir daha yerine koymayacağım.›一切 有 血氣 的 就 知道 我 耶和華 已 經拔刀 出鞘 . 必不 再入鞘