Ana içeriğe geç
Sözlük

koyma ile cümle

koyma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Da architetto, devo scontrarmi con questioni del genere.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.En tant qu'architecte, je dois me confronter à cela.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Jako architekt, muszę temu stawić czoła.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Jako architekt se musím s tímto vším vyrovnávat.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.건축가로서 저는 이런 것들과 직면해야합니다.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Kot arhitekt se moram s tem spopasti.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Là một kiến trúc sư, tôi phải đối đầu với những thứ như thế.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Sebagai seorang arsitek, saya harus menghadapi sesuatu yang seperti ini.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Som arkitekt måste jag konfrontera något som detta.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Som arkitekt skal jeg konfrontere disse ting.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Ως αρχιτέκτονας, έχω να αντιμετωπίσω κάτι σαν αυτό.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Как архитектор, я должен что-то противопоставить этим вещам.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Като архитект, аз трябва да се противопоставя срещу нещо такова.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.Як архітектор, я повинен протиставити щось таким речам.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.יש לנו מק'אנשים, מק'מכוניות, מק'בתים.
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.وكمصمم معماري يتوجب علي مواجهة هذه الامور
Bir mimar olarak böyle bir şeye karşı koymak zorundayım.巨大な家屋の建築に寄与する
Bir örnek göstereyim. - Size örnekleri göstereyim, ve sonra da yerine koyma yöntemini uygularız. -Да кажем, че диференциалното уравнение е производна функция на Y по отношение на Х е равно на
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Een prothese vervangt geen verlies.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Egy művégtag már nem a veszteség pótlásának szükségességét jelképezi.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Eine Prothese steht nicht mehr für das Bedürfnis, einen Mangel auszugleichen.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.En protes representerar inte längre ett behov av att ersätta något man förlorat.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Et kunstigt lem behøver ikke længere handle om at erstatte et tab mere.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Kaki atau tangan prostetik tidak lagi dilihat untuk menggantikan yang hilang.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.의수족은 이제 부족한 부분만을 채워주는 것이 아닙니다.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.La fonction de la prothèse n'est plus uniquement de remplacer un membre perdu.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Một cái chân hay tay giả không hề có nghĩa là bạn cần thay thế những gì đã mất nữa.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Protetická končetina už neznačí potřebu nahradit ztrátu.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Proteza nie symbolizuje już potrzeby "uzupełnienia strat".
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Protéza už nereprezentuje potrebu nahradiť stratu.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Tekoraaja ei enää kuvaa tarvetta korvata menetys.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Uma prótese já não representa a necessidade de substituir uma perda.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Umetni ud ne predstavlja več samo potrebe, da se nadoknadi izguba.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Una protesi ad un arto non rappresenta più il bisogno di rimpiazzare una perdita.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Un membru prostetic nu mai înseamnă nevoia de a înlocui o pierdere.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Un miembro prostético ya no representa la necesidad de reemplazar una pérdida.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Ένα πρόσθετο μέλος δεν αντιπροσωπεύει πια την ανάγκη αναπλήρωσης μιας απώλειας.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Кінцівка-протез більше не представляє потребу у заміні втраченого.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.Протезен крайник вече не представлява нуждата да се замени липса.
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.תותב אינו משקף עוד את הצורך להחליף אובדן
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.الأطراف الإصطناعية لم تعد تمثل الحاجة في أن تحل محل خسارة بعد الان
Bir protez uzuv, artık kayıbı yerine koyma ihtiyacını temsil etmiyor.新たに生まれた空間に
Bir sayının yanına bir değişken koymak, değişkenle sayıyı çarpmak demektir. -숫자 바로 옆에 변수를 쓰면 서로 곱하라는 의미이기 때문입니다
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLady Capulet Eh bien, eh bien, tu as un père attentif, enfant; Celui qui, pour te mettre à ton lourdeur,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLady Capulet, Cha đã là một người cha cẩn thận, trẻ em; Một người, để đưa ngươi khỏi nặng ngươi,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLADY Capulet Dobře, dobře, jsi opatrný otec, dítě, jeden, který, aby tě z tvé těžkosti,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLADY Capulet Dobre, dobre, si opatrný otec, dieťa, jeden, ktorý, aby ťa z tvojej ťažkosti,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLADY Capulet Ei bine, bine, tu ai un tata atent, copilului; Cel care, pentru a te pune de greutate tău,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLady Capulet Gut, gut, du hast eine sorgfältige Vater, Kind, Einer, der, dir von deinem Schwere zu setzen,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLady Capulet Ja, ja, du har en omhyggelig far, barn, en der, til at sætte dig fra din tyngde,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLady Capulet Jó, jó, te gondos apa, gyermek, aki, hogy terjesszen téged te nehézség,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hast그대의 답답함에서 그대를 넣어, 하나; LADY CAPULET는 자, 자, 그대는 신중 아버지, 아이를 하시리라
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLady Capulet Nå, har du en noggrann far, barn, En som, för att uttrycka dig från din tyngd,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLADY Capulet No, No, sinä olet varovainen isä, lapsi, yksi, joka laittaa sinut sinun raskaus,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLADY CAPULET No, no, ti si previden oče, otrok, Eden, ki je v tebi dal od tvoje teže,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLady Capuleto Bem, bem, tu tens um pai cuidadoso, criança; Aquele que, para colocar-te do teu peso,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLADY Capulet Wah, wah, engkau seorang ayah hati-hati, anak; Satu yang, untuk menempatkan kamu dari berat Mu,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLADY Capulet Wel, wel, gij hebt een zorgvuldige vader, kind, Iemand die, om u te zetten van uw zwaarte,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLADY CAPULET Е, добре, ти си внимателен баща, дете; Един, който да ти ти тежест,
Bir seni, senin ağırlığın koymak, LADY Capulet'in Peki, iyi, sen dikkatli bir baba, çocuk hastLADY CAPULET حسنا ، حسنا ، انت يمتلك الأب الحذر ، طفل ، واحد من الذين ، لوضع ثقل اليك من خاصتك ،
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod