2:1 Günahkarların öğün sunularına yağ koyma Lev.Không ăn thịt của người phạm tội lỗi dâng bên trong — Lev.
Cumhurbaşkanlığı'na adaylığını koyması, Em.Nội các do Tổng thống bổ nhiệm.
Bu kampanya, petrol kaynaklarının adil bir biçimde paylaşılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Đây là một tiến trình đòi hỏi phải mở rộng các cơ sở tích trữ dầu.
Taş koymanın başka bir sebebi de mezarın bakımını yapmaktır.Tả Ao cũng thực tâm thuật lại việc đặt mộ cha mình.
Sahneye Koyma Sanatı (derleme).実際に舞台で行う稽古。
Gaga, "Şarkıyı onun için uzun zaman önce yazmıştım fakat albümüne koymadı.ガガは「(この曲は)ブリトニーのために随分前に書いたんだけど、彼女はアルバムに曲を使わなかったのね。
Yalnızca sensöre parmak koymak, yalnızca iPhone kilidini açacaktır.単にセンサーに指を置くと、iPhoneのロックが解除される。
Kur'an, açık bir şekilde bu yasaklamaları koymasa da birkaç hadiste geçmektedir.字間を空けない(ベタにする)ことを明確に指向することを示す用語。
Sonra da Alemdar'ın kalmakta olduğu Bâbıâli'yi bastılar, sekbanların karşı koyması üzerine de ateşe verdiler.厥越失,拔悉弥(バシュミル),駁馬,結骨(キルギズ),火尋,触木昆(処木昆)の諸国は皆これに臣従した。
Eserleri de bunu ortaya koymaktadır.これらは定めを示す。
RGS için evrakları ortaya koymaya devam etti ve 1910 yılına kadar Hakluyt Society başkanlığında kaldı.王立地理学会のために論文を制作し続け、ハックルート協会の会長は1910年まで続けた。
Veriler kar yağışının azaldığını buz kaybının attığını ortaya koymaktadır.雪風による雷撃処分という証言もある。
Bu olay Avusturya’nın güçsüzlüğünü ortaya koyması bakımından önemlidir.オーストリアの弱体化を意図していたことは明確であった。
Aslında Herodot burada ilginç bir tablo ortaya koymaktadır.ハーチュでは悲惨な絵を披露している。
Afin dönüşüm Xin yerine aX+b koymakla elde edilir.以上から、Ax = bを解くための方法が得られる。
Geldiğim bu aşamada, kendi isteğimle, yayıncılık mesleğime nokta koymaya karar verdim." açıklasında bulundu....私はここで、私の公式任務の見解に即して私の目的を語った。
MÖ 426 yazında bu sayede daha saldırgan bir durum ortaya koymaya olanak bulmuştur.1926年になると、彼にとってさらに喜ばしい出来事が続く。
Hükümet birlikleri ise herhangi bir karşı koymayarak teslim oldu.政府軍はいずれも降伏せず、徹底抗戦を図っていた。
Transfer gerçekleşirse koyacaklardı, gerçekleşmezse koymayacaklardı.計画は出されるが実行はされなかった。
40 yaş altında bir kadında erken menopozun tanısını koymak önemlidir.40歳以前の若年女子に多発する傾向にある。
Şeytan, Tanrı'nın amacına karşı koymaya çalıştığı için bu sıfatı almıştır.そのことで悪魔は神様に文句を言いに行った。
Onu pratiğe koymayı zor buldum.それを実行することが困難なことがわかった。
İnsanların motivasyon bulmak ve hedefler koymak için amaca ihtiyaçları vardır.人们需要目的来寻求动力和设定目标。
Haneke'ye göre yapım "her türden terörizmin (siyasi ya da dini) kökenlerini" ortaya koymaktadır.哈内克说,这部电影是关于“每一种类型的恐怖主义的起源,无论是政治性的或宗教性的。
Rakipleri ile aralarına kılıçlı ellerini koymak için rakiplerinin (yani yolun) solunu seçerler.與《侍戰隊真劍者》中的真劍紅一起參與戰鬥。
Sekbanların karşı koyması üzerine de ateşe verdiler.燃火投木口誦禁呪。
Kur'an, açık bir şekilde bu yasaklamaları koymasa da birkaç hadiste geçmektedir.這一標誌的由來並不明確,對此還有好幾種解釋的理論。
Burada fena olan bunu tespit edip ortaya koymak mı yoksa bunu yapıp çıkar sağlayanlar mı?且彼人交頸砥舌之事, 亦豈嬪之所宜知乎?
Enternasyonal hale koymak için verilen destek çok önemlidir.对国际化的支持非常重要。
Fakat çok geçmeden askerin olaya el koymasıyla olaylar daha da fazla büyümeden bastırılmış oldu.不過,在一些士兵傷到自己後,更多的試驗不再被鼓勵。
Swift, Twitter'da "Bu haftanın olaylarından sonra, 1989'ı Apple Music'e koymaya karar verdim ...斯威夫特随后则通过Twitter表示经历这一事件之后,乐意将专辑《1989》发布到Apple Music。
Bu olay Avusturya’nın güçsüzlüğünü ortaya koyması bakımından önemlidir.这场战争证明了是奥地利的一次灾难。
Ortaya bir daha kart koymaz.他们不应该再随便发誓。
Kuramsal düzlemde nesnel bilgiyi ortaya koyma girişimleri bu koşullar altında devam etmektedir.我的正常意識流在那個狀態下仍持續運作著。
Bunun yerine sosyal sözleşme, temel insani değerleri ortaya koymaya çalışır.”这一庆祝活动的最终目的是弘扬基本的人道主义价值观。
Cumhurbaşkanlığı'na adaylığını koyması, Em.召公、周公行政,號曰共和。
Ayrıca etrafında döndüğü yıldıza çok yakın olduğu için bu onu "Sıcak Jüpiter" sınıfına koymaktadır.並因為它極為靠近母恆星,被歸類為熱木星。
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.考古材料还证明,在边疆地区,丝织业也有很大的发展。
Petrus İsa'nın tutuklanmasına karşı koymak istese de İsa bunun önüne geçer.彼得想起耶稣所说的话,就开始大哭。
Meydan okunan taraf oyunun kurallarını koyma hakkına sahiptir.受挑戰方有權決定遊戲的內容。
Modern antivirüs yazılımları virüslerin bu türden gizlenme tekniklerine karşı koymaya çalışmaktadır.現在的防毒軟體使用各種技術來反擊這種手段。
Evde kendi çektiği videoları internet sitesine koymasıyla ilgi çekti.사진 촬영이 취미로 본인이 찍은 사진을 웹상에 투고 하고 있다.
Sichel ısrarla hemen toplanıp bir nikah anlaşmasını imzalarını koymalarını talep eder.결혼 욕구가 강하고, 빨리 결혼하고 싶다며 초조해 하고 있다.
On dört yaşındayken Youtube'a videolarını koymaya başladı.14살에는 유튜브 채널에 본인의 영상을 올리기 시작했다.
Bu yerine koyma, tersine çevrilebilirliği (dolayısıyla şifre çözme) sağlamak için bire bir olmalıdır.부디 선문(禪門)을 수호하고 종지(宗旨)를 무너뜨리지 말아 불조(佛祖)의 은혜를 갚도록 하라.”고 당부한 뒤 앉은 채로 입적하였다.
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.그는 답을 모래사장에 나무막대로 적는다.
Gelin çeyizinde; göynek, çember (başa bağlanan yazma), çul, çuval (un koymak için) heybe getirirdi.대촌면은 대지면(大支面)과 계촌면(桂村面), 칠석면(漆石面), 유등곡면(柳等谷面)의 합면이다.
Sonra da Alemdar'ın kalmakta olduğu Bâbıâli'yi bastılar, sekbanların karşı koyması üzerine de ateşe verdiler.인도 불교의 일부 대승교도는 현세를 예토(穢土)라고 하여 피안의 세계에서 정토(淨土)를 구하였다.
Bu özellik ile diğer mimarilerden farkını ortaya koymaktadır.이러한 점이 다른 정자들과 대별되는 특징이라 하겠다.
Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.그는 양쪽이 결투로 결판을 짓자고 제안했다.
Amon, babasının putperestliliğine ve babası gibi putlar koymaya devam etti.조윤은 아버지 태종의 특별 배려 및 조영무의 공로로 무사할 수 있었다.
Eserleri de bunu ortaya koymaktadır.계문(啓聞)은 이러하였다.
Suçlunun suçunu asla yanına koymaz.면죄부는 죄책감을 결코 제거할 수 없다.
Yazar tıkanıklığı bir yazarın ortaya yeni bir ürün koyma becerisini yitirmesi durumudur.작가의 장벽은 주로 저자가 글을 쓸 때 새로운 작품을 만드는 능력을 잃거나 창작 둔화가 발생하는 상태이다.
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.이런 상황에서 기업들은 기업 관리를 중요시하게 되었다.
Hans Asperger’in ilk açıklamaları ve diğer tanı koyma yöntemlerinde motor sakarlığından sözedilir.한스 아스페르거의 초기 보고 및 그 밖의 진단 기준들은 서투른 동작을 대상으로 한 묘사를 포함한다.
Şah karşı koymaya kalkıştı, fakat bu çabaları sonuçsuz kaldı.그들은 교회가 유대인들을 대변할 것을 재촉했지만, 그러한 그들의 노력은 별로 성공적이지 못했다.
Gaga, "Şarkıyı onun için uzun zaman önce yazmıştım fakat albümüne koymadı.גאגא אמרה על כך: "כתבתי עבורה את השיר מזמן, אך היא לא השתמשה בו.
MTV News'e konuşan Reid "Rihanna ilk kez bana geldi ve 'İşte ortaya koymak istediğim şarkı.' dedi.בראיון ל-MTV News, אמר ריד: "זו הייתה הפעם הראשונה שריהאנה באמת באה אליי ואמרה, 'הנה השיר שאני רוצה להוציא'.
Bacak yapısı hızlı bir koşucu olduğu görüşünü ortaya koymaktadır.ממבנה רגליו ניתן להסיק שהיה רץ מהיר למדי.