O sadece onu babası yerine koymak istemiştir.Tämän jälkeen hän yritti lavastaa isänsä syylliseksi.
Onu pratiğe koymayı zor buldum.Minusta oli vaikeaa soveltaa sitä käytäntöön.
Ekonomik yeteneği onu 2013 başkanlık seçimlerinde partisinden adaylığını koymasında yardımcı oldu.Η ικανότητά του στα οικονομικά συνέβαλε στην εκλογή του στη θέση του προέδρου της Παραγουάης το 2013.
Kendisinin efendisi olmalı, kendi yasalarını kendisi koymalıdır.Κανόνας του είναι ο εαυτός του και οφείλει ο ίδιος να δημιουργεί τους κανόνες του.
O güne kadar ağzına hiç alkol koymamıştır.Δεν κάπνισε ή ήπιε αλκοόλ ποτέ στη ζωή της.
Sonra şehrin kalesini bugünkü muhteşem şekline koymak için kaleyi yeni eklerle büyüttü.Τότε έλαβε και την σημερινή του μορφή το κάστρο της πόλης.
Bazı kanıtlar Bering Denizi ekosisteminde halihazırda büyük değişmeler olduğunu ortaya koymaktadır.Ορισμένα στοιχεία δείχνουν ότι οι μεγάλες αλλαγές στο οικοσύστημα της Βεριγγείου θάλασσας έχουν ήδη συμβεί.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Αυτά τα τεστ δεν τόσο ευαίσθητα στο χρόνο, καθώς δεν απαιτούν ζωντανά βακτήρια για να γίνει η διάγνωση.
Meydan okunan taraf oyunun kurallarını koyma hakkına sahiptir.Ο διαιτητής έχει τα παρακάτω καθήκοντα: Να επιβάλει τους κανόνες του παιχνιδιού.
Dinamik analiz, gezegenlerin kayalık gezegenler değil, gaz devleri olabileceğini ortaya koymaktadır.Πιθανόν είναι ένας βραχώδης πλανήτης και όχι ένας γίγαντας αερίων.
"Ferrari’ye de benzin koymazsanız gitmez!"Το πρόβλημα είναι ότι εσύ είσαι ικανός να οδηγάς τρακτέρ και όχι τις Φερράρι".
Bilime yaptığı büyük katkı, mecazi olarak "toprakları haritaya koymak" idi.Hans store bidrag til videnskaben var, så at sige, at "sætte jord på kort."
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Disse test er ikke tidssensitive, da der ikke kræves levende bakterier for at stille en diagnose.
Frengiye, kendisini ilk gösterdiği anlarda klinik olarak teşhis koymak zordur.Syfilis er vanskelig at diagnosticere klinisk tidligt i dens præsentation.
Erken müdahelelere izin verecek kadar genç yaşta tanı koymak prognozu iyileştirebilir.Prognosen kan forbedres ved en diagnose i en yngre alder, der giver mulighed for tidlig indgriben.
Bu da gezi yazılarının zamanla tarihsel belge olduğunu ortaya koymaktadır.Dette minder nærmest om en senere tids rejsehåndbøger.
Bu tarz, insanların iç dünyalarının analizine dayalı bir kurgu ortaya koymaktaydı.Jeg betragter dem mens de lærer mig noget om hver deres personlige erotiske univers.
Lepidus Sicilya'da iktidara el koymak ve isyan çıkarmaya girişmekle suçlandı ve sürgüne yollandı.Lepidus blev dømt for oprør på Sicilien og blev tvunget i eksil.
Teröristlerin amacı önceden belirlenmiş hedeflere bomba koymaktır.Ifølge anklagemyndigheden havde de sigtede udpeget mål for de planlagte bomber.
Diğer yandan diğer adlandırmalar bu kültürün tüm niteliklerini ortaya koymaktan uzaktır.Ud over hvad billederne viser, ved man ikke meget andet om denne kultur.
2007 Haziran'ından itibaren bazı pornografik sitelere filtre koyma seçeneği getirildi.I EU indføres fra juli 2009 fingeraftryk i pas.
Mısırda hazine gelirlerini ve giderlerini yoluna koymaya çalıştı.Her bevæbnede han arabiske frivillige og finansierede deres rejse til Afghanistan.
İskoç vatanseverler ve diğer ilgililer sık sık burayı ziyaret etmekte ve çiçek koymaktadır.Skotske patrioter og andre interesserte besøker ofte stedet og legger blomster der.
İlk olarak "Helvetia" koymak istendi.Man satte først inn «Sauda».
Rezar, sonunda ringe gelip olankara karşı koymak istese de o da saldırıya uğradı.Slik som jarlen da var kommet opp i det, valgte han heller å ta imot dåpen.»
Belirli kurallar koyma ve bu kuralları uygulamak gereklidir.Vi har noen regler og de må respekteres.
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.Flere menneskerettighetsrapporter viser at det foregår omfattende etnisk rensing i Burma.
Kovalyov bir gazete ofisine gidip kayıp ettiği burnu için bir kayıp esya ilanı koymak ister.Kovaljov setter inn en etterlysning etter nesen i avisa, og anmelder deretter forsvinningen til politiet.
Dişilerin çoğunda yumurta koyma borusu bulunur.Man finner øgler i det meste av verden.
Rest (All-in): Önündeki tüm parayı bahse koymaya denir.Å gå all in betyr å satse alt.
Sekbanların karşı koyması üzerine de ateşe verdiler.Noen iverksatte også brenning.
Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.Disse er frihet, eiendomsrett, trygghet og rett til å gjøre motstand mot undertrykkelse.
O zamanlar çocuklara böyle ad koymak çok yaygındı.Barnearbeid var utbredt på denne tiden.
Alâüddîn Muhammed, uzun seneler Moğol saldırılarına karşı koymakla uğraştı.Mayaene fortsatte imidlertid med sin motstand mot spanjolene i lang tid.
Bu hazırlıkları haber alan Osmanlı merkezi yönetimi olaya el koymaya karar verdi.Disse klagene gikk til Direktoratet for naturforvaltning for endelig avgjørelse.
Ancak, gerçek aşka karşı koymak zordur.Tetapi tidak mudah untuk mendapatkan cinta sejati.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.Lalu Partai Komunis memutuskan untuk menghentikan situasi itu sebelum berkembang lebih jauh.
Erişim tarihi Ocak 2006. ^ Matt & Andrej Koymasky Famous GLTB biography of Jean-Pierre Barda.Diakses Januari 2006. ^ Matt & Andrej Koymasky Famous GLTB biography of Jean-Pierre Barda.
Excubitores komutanı Priscus, Genç Herakleios'a olan bağlılığını ortaya koymayı seçti.Priscus, komandan Eksubitor memilih saat untuk mengungkapkan kesetiaannya kepada Heraklius Muda.
Gambit de yapımcıların önceki X-Men filmlerine koymak istediği bir karakterdi.Jackman juga memerankan karakter dalam film-film X-Men sebelumnya.
Başlarlar kaba yağ koymaya.Jepang mulai menjarah beras.
En sevdiği yiyecek barbunya ezmesidir ve tatlı patateslerin üzerine tereyağı koymayı sever.Makanan kesukaannya adalah pasta kacang merah dan dia suka menaruh mentega diatas kentang manisnya.
On dört yaşındayken Youtube'a videolarını koymaya başladı.Ia mulai dikenal sejak ia mengunggah video di Youtube pada usia 14 Tahun.
İşte onlar, her türlü yıldırmaya karşı koymaya kalkışacaklardır.Demikian pula mereka yang selalu ingin memegang kontrol terhadap segala sesuatu.
Bu seçimde adaylığını koyma yöntemi yoktur.Rating tidak berpengaruh dalam pemilihan di nominasi ini.
Aksi takdirde oraya koymayın."Jika tidak mampu lagi, maka kerjakanlah dengan tidur menyamping.”
Aland metni Yeni Ahit al yazmaları kategorileri içerisinde Kategori V'e koymaktadır.Alands menempatkannya pada Kategori V naskah-naskah Perjanjian Baru.
Mars’ın geçmişindeki sıvı su akışları Mars’ın yaşanabilirlik potansiyeli taşıdığını ortaya koymaktadır.Bekas aliran air pada masa lalu menunjukkan potensi keterhunian Mars.
Yetkililer, çok fazla tehlike altında kalan binaların tabanlarına kum koymak zorunda kalmışlardır.Otoritas setempat terpaksa menempatkan pasir di dasar bangunan yang paling terancam bahaya di situs tersebut.
20:15 Başkasının malına göz koyma Deut.20:15Jangan mencuri.
Bu özellikler, aynı zamanda şairin şiir anlayışını ortaya koymaktadır.Buku tersebut juga meliputi pengenalan dari karya penyair tersebut.
Bu olay Avusturya’nın güçsüzlüğünü ortaya koyması bakımından önemlidir.Pertempuran ini dapat dimenangkan oleh Austria.
"Ferrari’ye de benzin koymazsanız gitmez!"Tetapi janganlah rusakkan minyak dan anggur itu."
Play Gazetelik, kullanıcılara makaleleri daha sonra okumak üzere yer imi koymalarına olanak tanır.Play Kios memungkinkan pengguna untuk memarkahi artikel untuk dibaca kemudian.
Manyetik kuvvet, yerçekimi ivmesinin ve diğer ivmelerin etkilerine karşı koymak için kullanılır.Gaya magnet dipakai untuk melawan efek percepatan gravitasi dan macam percepatan lainnya.
Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.Những quyền này là tự do, sở hữu tài sản, an ninh và chống lại sự áp bức.
On dört yaşındayken Youtube'a videolarını koymaya başladı.Năm Anh 14 tuổi, anh đã tự tải lên kênh Youtube các đoạn video của chính mình.
Mukavemet - Dayanma, karşı koyma gücü.Phòng ngự, tương trì (cầm cự, giằng co), phản công.
Swift, Twitter'da "Bu haftanın olaylarından sonra, 1989'ı Apple Music'e koymaya karar verdim ...Theo đó, Swift đồng ý đưa 1989 vào hệ thống Apple Music.
Yetkililer, çok fazla tehlike altında kalan binaların tabanlarına kum koymak zorunda kalmışlardır.Các nhà chức trách đã buộc phải dùng cát để gia cố cho các tòa nhà có nguy cơ sụp đổ trên.