Ana içeriğe geç
Sözlük

koyma ile cümle

koyma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Islak havluyu çantaya koyma.Don't put the wet towel in the bag.
O, spor yarışmasında olağanüstü performansları koymayı başardı.He was able to put up remarkable performances at the sports competition.
Kitapları masanın üstüne koyma.Don't put books on the table.
Dipnot koymayın.Don't add annotations.
Çocuğu çantaya koyma!Do not put child into bag!
Seni aptal yerine koymak zor mu?Is it hard to fool you?
Yeni klimayı kaldırmak ve onu çatıya koymak için bir vinç kiraladık.We hired a crane to lift the new air conditioner and place it on the roof.
Karşı koymaktan vazgeç!Stop resisting!
Onu çantaya koyma.Don't put that in the bag.
Çantaya bir şey koyma.Don't put anything in the bag.
Çocukları çantaya koymayın.Don't put children into the bag.
Başlamadan önce birkaç temel kural koymalıyız.We should lay down a few ground rules before we begin.
Başka bir disk koymak istemez misin? İki saattir bunu dinliyoruz.Don't you want to put in another disc? We've been listening to this one for two hours.
Lütfen Twitter'dan tweetlerinizi Tatoeba'ya cümle olarak koymayın.Please do not add your tweets from Twitter as a sentence to Tatoeba!
Douglas, köleliğe karşı koymadı.Douglas did not oppose slavery.
Şüphesiz iyi bir fikir ama uygulamaya koymak zor.It's a good idea, to be sure, but it's hard to put it into practice.
Uygulamaya koymayı zor buldum.I found it difficult to put into practice.
Ben kameraya film koymayı unuttum.I forgot to put film in the camera.
İyi bir video kamera alır almaz, online koymak için videolar yapmaya başlayacağım.As soon as I can get a decent video camera, I'll start making videos to put online.
Diz üstü bilgisayarımı masanın kenarına o kadar yakın koymamalıydım.I shouldn't have put my laptop so close to the edge of the table.
Belediye başkanlığı için adaylığımı koymayacağım.I won't be running for mayor.
Geriye dönüp bakıldığında, belki de o fotoğrafı benim bloğa koymamalıydım.In retrospect, maybe I shouldn't have posted that photo in my blog.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını koymaktan vazgeçti.Tom gave up running for class president.
Tom kahvesine şeker koymaz.Tom doesn't put sugar in his coffee.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını koyma niyetini açıkladı.Tom announced his intention to run for class president.
Tom'u hapishaneye koymak için yapmak zorunda olduğum her şeyi yapacağım.I'll do whatever I have to do to put Tom behind bars.
Tom Mary'ye onun köpek mamasını nereye koymasını istediğini sordu.Tom asked Mary where she wanted him to put the bag of dog food.
Tom Mary'ye bavulunu nereye koyması gerektiğini sordu.Tom asked Mary where he should put his suitcase.
Onu bu hastaneye koymak gerekli değildir.It's not necessary to put him in the hospital.
Tom kendini aptal yerine koymak istemedi.Tom didn't want to make a fool of himself.
Tom fırtına geçinceye kadar kanoyu evin içine koymamız gerektiğine karar verdi.Tom decided that we should put the canoe inside the house until the storm passed.
Tom'un boynunu sıkma dürtüsüne karşı koymak zordu.It was hard to resist the impulse to wring Tom's neck.
Arabaya biraz benzin koymayı unutmamalıyız.We need to remember to put some gasoline in the car.
Bazen kahkahayla gülme dürtüsüne karşı koymak zordur.Sometimes it's hard to resist the impulse to burst out laughing.
Sabahları, tostuma bal koymayı severim.In the morning, I like to put honey on my toast.
Tom o şekilde koymazdı.Tom wouldn't put it that way.
Kahveme hiç şeker koyma!Don't put any sugar in my coffee.
Çorbaya o kadar çok biber koyma.Don't put so much pepper in the soup.
Böyle önemli bir ayrıntıyı kenara koymayın.Don't put aside such an important detail.
Bu kadar önemli bir ayrıntıyı kenara koyma.Don't put aside such an important detail.
Taşınıyorum, bu nedenle eşyalarımı kutulara koymam gerekir.I'm moving, so I need boxes for my belongings.
Başkanlık için adaylığını koymalısın.You should run for president.
Lütfen mektubu posta kutusuna koymayı unutma.Please don't forget to put the letter into the mailbox.
Bebeğine Barack adını koymamalısın. Her Tom, Dick ve Harry'ye Barack adı verilir.You should not name your baby Barack. Every Tom, Dick and Harry is named Barack.
Bunu buraya sen koymadıysan; o zaman kim koydu?If you didn't put this here, then who did?
Cümlenin sonunda biri bir nokta koymalı.At the end of the sentence one should put a period.
Biri cümlenin sonunda bir nokta koymalı.One should put a full stop at the end of the sentence.
"不够" 'den sonra bir sıfat koymak zorundasın.You have to put an adjective after "不够."
Konsolun üstüne herhangi bir nesne koymayın.Do not put any objects on the console.
Makineye yakıt koymalıyız.We must fuel the machine.
Onun, ayaklarını masaya koymasına izin verme.Don't let him put his feet on the table.
Dergileri, ders kitaplarını ve her şeyi bir kenara koymanı istiyorum.I want you to put down the magazines, the textbooks and everything else.
Her yazar açıkça yazmak için kendini okuyucunun yerine koymalı.Every writer, in order to write clearly, must put himself in his reader's shoes.
Mary'nin fotoğraflarını albümüme koymak istemedim.I didn't like to add Mary's pictures to my album.
Beni burada bir başıma koyma.Don't leave me here by myself.
Tom Mary'nin kahvesine şeker koymasını izledi.Tom watched Mary put sugar in her coffee.
Tom fişi Mary'ye verdi ve onu cüzdanına koymasını söyledi.Tom gave Mary the receipt and told her to put it in her purse.
Onu nereye koymalıyım?Where should I put it?
Parmaklarını kıyma makinesine koyma!Don't put your fingers in the meat grinder!
"Kahvene biraz krema koymamı ister misin?" "Evet, sadece biraz.""Would you like me to put some cream in your coffee?" "Yes, just a little bit."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod