Bu yerine koymak için bulmak istediğim bir kelime.It's a word I'd like to find a substitute for.
O makam için adaylığını koymalısın.You should apply for that post.
Hayallerinize paramı koymakla ilgilenmiyorum.I have no interest in putting my money into your dreams.
Bagajımı nereye koymalıyım?Where should I put my baggage?
Beni onlarla aynı sınıfa koyma.Don't put me in the same class with them.
Onu masamın üzerine koymayın.Don't put it on my desk.
Onu masama koymayın.Don't put it on my desk.
Kötü bir gün için bir kenara bir şey koymalısın.You should lay by something against a rainy day.
Evlilik teklif etmeden önce düğün planlamak arabayı atın önüne koymaktır.Planning the wedding before proposing is putting the cart before the horse.
Bir yere bir sınır koymalıyız.We have to draw a line somewhere.
Kitaplarını masaya koyma.Don't park your books on the table.
Bardağı masanın kenarına yakın koymayın.Don't put the glass near the edge of the table.
Dirseklerinizi masanın üstüne koymayın.Don't put your elbows on the table.
Onu o şekilde koyma.Don't put it that way.
Onu pratiğe koymayı zor buldum.I found it difficult to put it into practice.
Kutuyu ters koymamaya dikkat et.Take care not to turn the box upside down.
Kutunun üzerine bir şey koymayın.Don't put anything on top of the box.
Planı uygulamaya koymak çok paraya mal olur.It cost lots of money to put the plan into practice.
Planı uygulamaya koymak mümkün değildir.It is impossible to put the plan into practice.
O ıslak havluyu çantaya koyma.Don't put that damp towel into the bag.
Bunu nereye koymamı istersin?Where would you like me to put this?
Bunu nereye koymalıyım?Where should I put this?
Bu oda çok küçük, bu yüzden fazla mobilya koymak mümkün değil.This room is very small, so it is impossible to put more furniture in it.
Bu kasabadaki kadınlar evlerine çiçek koymak isterler.The women in this town will want flowers to put in their houses.
Bu standa vazo koymayın lütfen.Please don't place a vase on this stand.
Bu çantayı koltuğun altına koymam gerekiyor mu?Should I put this bag under the seat?
Eyeri yanlış ata koymayın.Don't put the saddle on the wrong horse.
Otel kasasına bir şeyler koymak istiyorum.I'd like to put some things in the hotel safe.
Planlar yapmak onları uygulamaya koymaktan daha kolaydır.It is easier to make plans than to put them into practice.
Isıtıcının üstüne cüzdanını koyma.Don't put the wallet on the top of the heater.
Dergileri, broşürleri ve benzeri şeyleri bir kenara koymanı istiyorum.I want you to put the magazines, pamphlets and whatnot aside.
Kahveme şeker koyma.Don't put sugar in my coffee.
Aç gözlü ellerini paramın üzerine koyma.Don't put your greedy hands on my money.
Çamaşırımı nereye koymalıyım?Where should I put my laundry?
Kahveme şeker koymam.I don't put sugar in my coffee.
Masaya koymak için birkaç güzel çiçek istiyorum.I want some beautiful flowers to put on the table.
Kahveme bir küp buz koymak istiyorum, çünkü o genellikle çok sıcak.I like to put an ice cube into my coffee, because it's usually too hot.
Eski şişelere yeni şarap koymayın.Do not put new wine into old bottles.
Arada sırada kendinizi başkasının yerine koymak iyidir.It's good to put yourself in someone else's place now and then.
Kendinizi aptal yerine koymayın.Don't kid yourself.
Ellerinizi pencerenin dışına koymayın.Don't put your hands out the window.
Başkalarının söyleyeceği ne olursa olsun, planı uygulamaya koymaya kararlıyım.I am determined to put the plan into practice no matter what others may say.
Japonya nüfusunun yaşlanmasına karşı koymaya çalışıyor.Japan is trying to cope with the aging of its population.
Kağıtları sıraya koymayı denemekten vazgeçti.He has given up trying to put the papers in order.
O, ellerini cebine koyma alışkanlığını edindi.He has fallen into the habit of putting his hands into his pockets.
O, fikirlerini uygulamaya koymada yavaştı.He was slow in putting his idea into practice.
O, başkanlığa adaylığını koymak istiyor.He wants to run for President.
Onu aptal yerine koyma.Don't make a fool of him.
Çocuklara oyuncaklarını yerine koymasını söyledi.She told her children to put away their toys.
Düşmana karşı koymak onların kahramanlığıydı.It was heroic of them to oppose the enemy.
Fakirleri aptal yerine koyma.Don't make a fool of the poor.
Zarfın üzerine bir pul koymak zorundayım.I have to put a stamp on the envelope.
O bir bandaj koymadan önce yarayı temizledi.He cleansed the wound before putting on a bandage.
Kitapları rafa baş aşağı koyma!Don't put the books in the shelf upside down.
Kitapları rafa ters koyma!Don't put the books in the shelf upside down.
Karşı koymanın faydası yok.It's useless to try and resist.
Sanırım onlar ithalatlara ağır bir vergi koymalılar.I think they should put a heavy tax on imports.
Maddi gücün yettiği zaman bir kenara biraz para koymalısın.You should put aside some money when you can afford to.
Uygun olan bir çelik kasaya değerli eşyalarımı koymak istiyorum.I'd like to put my valuables in a safe deposit box, if any are available.
Onlar eski yaraları bir kenara koymaya karar verdiler.They have decided to put aside old wounds.