Viskozite: akıcılığa karşı koyma özelliğini ifade eder.Jarca: Despectivamente se refiere a gente.
Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.Tales derechos son la libertad, la propiedad, la seguridad y la resistencia a la opresión.
Kiliseye göre, Kutsal Ruh; dini yazılar ve elçisel gelenek yoluyla tanrısal gerçekleri ortaya koymaktadır.Si el Espíritu Santo habla por la Escritura, lo hace también por las tradiciones y por la Iglesia misma.
Kuru dudaklarınız varsa, üzerine düzenli olarak kakao yağı koymanızı öneririm.Se hai le labbra secche, ti consiglio di metterti del burro cacao regolarmente.
Onu pratiğe koymayı zor buldum.Ho trovato difficile metterlo in pratica.
Onu oraya koymadın mı?Non l'hai messo là?
Gaga, "Şarkıyı onun için uzun zaman önce yazmıştım fakat albümüne koymadı.Gaga ha detto: «La scrissi per lei qualche tempo fa e non la usò per il suo album.
Aksi takdirde oraya koymayın."Ma, se non si cercano, no!".
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Questi test non sono time-sensitive, in quanto non necessitano di batteri viventi per fare la diagnosi.
Viskozite: akıcılığa karşı koyma özelliğini ifade eder.Esse sono le seguenti: Contro la stupidità... ...
Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.Entrambi chiesero più tempo prima di dare un giudizio definitivo.
Çeşitli raporlara göre nüfusun %16-48 arasının dinsiz olduğunu ortaya koymaktadır.Diverse stime ritengono che tra il 16% e il 48% della popolazione russa non segua alcuna religione.
Bu da gezi yazılarının zamanla tarihsel belge olduğunu ortaya koymaktadır.Scopre il segreto dei viaggi nel tempo.
Ancak, gerçek aşka karşı koymak zordur.Pertanto tutto è messo in dubbio, tranne il vero amore.
Romanos, Saktikios'un emrinde birlikler göndererek onlara karşı koymaya çalıştı.Romano I tentò di opporsi alla loro avanzata inviando contro loro truppe sotto il comando di Saktikios.
Bu diyagram hidrolojinin mühendislikteki önemini de ortaya koymaktadır.Notevole era pure la sua conoscenza dell'ingegneria idraulica.
O zamanlar çocuklara böyle ad koymak çok yaygındı.All'epoca era comune ricompensare i funzionari in questo modo.
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.Prove epigrafiche mostrano un'ampia influenza ellenistica all'interno.
Alâüddîn Muhammed, uzun seneler Moğol saldırılarına karşı koymakla uğraştı.Allen aveva per lungo tempo sperato di poter conquistare Montréal.
2007 Haziran'ından itibaren bazı pornografik sitelere filtre koyma seçeneği getirildi.Da giugno 2007 per alcune aree è stato introdotto l'obbligo di registrazione.
Delikanlılar konakta beğendiği gençkızı, kına evinde eline kına koyması için davet eder.L'uomo garbatamente si avvicina al giovane, tant'è che questo lo accoglie a casa sua.
Cumhurbaşkanlığı'na adaylığını koyması, Em.Ufficializzata la nomina del nuovo Preside ITA.
Suçlunun suçunu asla yanına koymaz.Non si scoprirà mai il colpevole.
Kiyarüstemi, ABD'de de karşı koymayla karşılaştı.I rifornimenti giungevano nel Regno Unito non senza contrasto.
Bu genin varlığı AS tanısı koymayı sağlamaz.La perdita di questo gene, tuttavia, non sembra creare problemi di apprendimento.
Kahveme şeker koyma.Не клади сахар мне в кофе.
Senin masaya kartları koyman gerekir.Тебе нужно выложить карты на стол.
Bunu nereye koymalıyım?Куда бы мне это положить?
Çamaşırımı nereye koymalıyım?Куда я должен положить своё бельё для стирки?
Otel kasasına bir şeyler koymak istiyorum.Я бы хотел поместить некоторые вещи в гостиничный сейф.
Siz tam olarak ortaya koymadınız.Ты не выкладываешься на полную.
Kaliningrad'dan Mardin'e doğrudan bir uçuş koymak gerek!Нужно обязательно ввести прямой рейс из Калининграда в Мардин!
Sen ''e'' harfinin üzerine inceltme işareti koymayı unuttun.Ты забыл поставить циркумфлекс над буквой "e".
Eşyalarımı yerine koymak istiyorum.Я хочу убрать свои вещи на место.
Eskiden gıda maddelerini koymaya yarayan tahta kaplara külek denirdi.Раньше, деревянные ёмкости, в которые можно было положить продукты питания, назывались "кюлек".
Genelleme içeren bir söz olduğu için o etiketi koymayı uygun gördüm.Поскольку здесь имеется обобщающее слово, я сочла целесообразным поставить этот тег.
Gaga, "Şarkıyı onun için uzun zaman önce yazmıştım fakat albümüne koymadı.Гага говорила, что: «Я написала песню для неё очень давно и она просто не включила её в свой альбом.
Eserleri de bunu ortaya koymaktadır.Они будут отчитываться за свои деяния.
Programın sonuna koymaya gerek yoktur.Не требуется установка программы.
O güne kadar ağzına hiç alkol koymamıştır.До недавнего времени вообще не употреблял алкоголя.
"Dil Devrimi'nin gerçekleşmesini sağlayan etkenler, aynı zamanda onun amaçlarını ortaya koymaktadır.Факторы, обеспечившие революцию языка, в то же время выдвигают цели этого явления.
Hipergeometrik dağılımın klasik uygulaması geri koymadan örnekleme adı verilebilen bir denemedir.Классическим применением гипергеометрического распределения является выборка без возвращения.
Fil, deliğin birinde kütüğü deliğe koymayı reddeder.В одну яму слон отказался класть бревно.
O sadece onu babası yerine koymak istemiştir.Пришло время заменить его отца.
Davidson, bütüncül anlam kuramını Alfred Tarski’nin gerçeklik kuramı olarak ortaya koymaya çalışır.В своих трудах Поппер опирался на концепцию истины Альфреда Тарского.
İstenirse masaüstüne kısayol koymasını da sağlar.Если есть, то необходимо выложить его на стол рубашкой вверх.
Ancak, gerçek aşka karşı koymak zordur.Всё осложняет настоящая любовь.
Amcası Iroh, Zuko'yu ölen oğlu Lu Ten'in yerine koymaktadır.Зуко заменяет ему потерянного на войне сына Лу Тена.
Bu sırada ailenin değerli eşyalarını bavullarına koymaya devam eder.После этого он начал собирать ценные вещи в сумку.
Daha sonra güce el koymak için üç kardeşinden de kurtulmuş ve babasını tahttan indirmiştir.У неё трое единокровных (по отцу) братьев и сестёр и родной младший брат.
Suçlunun suçunu asla yanına koymaz.Вины своей он никогда не признавал.
İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma kursları gördü.Собирает разведывательную и контрразведывательную информацию.
Aksi takdirde oraya koymayın."Лишь бы вы не напрягались!"
Bu yerine koyma, tersine çevrilebilirliği (dolayısıyla şifre çözme) sağlamak için bire bir olmalıdır.Пусть он не ищет этого; ибо одним лишь этим он может отпасть от сего.
Teröristlerin amacı önceden belirlenmiş hedeflere bomba koymaktır.Бомбардировщики нанесли прицельный удар по заранее разведанным целям.
Spurs yavaş yavaş oyuna ağırlığını koymaya başlamıştı.Позже Руис постепенно сбрасывал вес.
Kural koyma ve uygulama çalışmalarında ilgililerin hepsinin katkıları ve işbirliği bulunmalıdır.Взаимодействие и сотрудничество между всеми участниками необходимо для его эффективности.
Aile içi empati ise aile bireylerinin karşısındaki insanı kendi yerine koymasıdır.Прирождённый лидер, который ставит чужую жизнь выше собственной.
Bu özellikler, aynı zamanda şairin şiir anlayışını ortaya koymaktadır.Именно эти источники дают достоверные сведения о жизни поэта.
TYT Bank el koymasıyla birlikte TMSF el koydu.Вместе с Гамбитом он боролся против Руки.