Din sözcüğünün etimolojik anlamı gerçeği ortaya koymaktadır.Таким образом подчеркивается этический характер содержания термина.
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Женщины сидя обхватывают руками колени.
Belirli kurallar koyma ve bu kuralları uygulamak gereklidir.То есть следят за тем, чтобы эти нормы соблюдались.
Gaga, "Şarkıyı onun için uzun zaman önce yazmıştım fakat albümüne koymadı.قالت غاغا: "كتبت الأغنية من أجلها منذ وقت بعيد ولم تستخدمها من أجل ألبومها.
İnsanların motivasyon bulmak ve hedefler koymak için amaca ihtiyaçları vardır.الناس بحاجة لدافع للتطوير وتحقيق الأهداف.
Örneğin, tıbbi karar verme genelde bir tanı koyma ve doğru tedavinin seçilmesinden oluşur.على سبيل المثال، غالبا ما يحتوي اتخاذ القرارات الطبية على تشخيص واختيار العلاج المناسب.
Çiller 9 Kasım tarihinde yaptığı basın toplantısında bir sonraki kongrede adaylığını koymayacağını açıkladı.وقد صرحت تشيلار في المؤتمر الصحفي الذي قامت به في 9 نوفمبر انها لن تترشح مرة اخري في الكونغرس .
İdari mahkemeler, resmi kararların alındığı davaları işleme koymaktadır.تنظر المحاكم الإدارية في حالات الطعن بالقرارات الرسمية.
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.تقديم الدعم للشركات الوطنية الكبرى.
Jamie Hamilton, kitabın İngiliz baskısının adını Esmé İçin ve Diğer Öyküler koymayı planlıyordu.وكان يخطط Jamie Hamilton أن يضع حكايات مختلفة و Esmé İçin اسم طبعه إنجليزية للكتاب .
Rezar, sonunda ringe gelip olankara karşı koymak istese de o da saldırıya uğradı.فلما أراد أن يصونه ويحرسه ويعلن حمايته له وغيرته عليه ترك المشركين يهزمون أمام القوة المعتدية.
Cuheyman yandaşları keskin nişancılarla karşı koymaya çalıştı ancak başarılı olamadı.غريس حاولت اصطياد "الدخلاء" ببندقية لكن لم تستطع العثور عليهم.
Araştırmalar pekmezin thiamin, riboflavin açısından baldan daha zengin olduğunu ortaya koymaktadır.وللدفع بهذا فرض بريمو دي ريفيرا ضرائب أعلى على الأغنياء.
Belirtileri bariz olmayan kişilerde tanı koymak güç olabilir, çünkü enfeksiyon olmasa da bakteri bulunabilir.أما عند الذين يعانون من أعراض مبهمة، فقد يصعب تشخيص حالتهم لأن البكتيريا قد تكون موجودة دون أن تكون هناك عدوى.
Kitapları masanın üstüne koyma.لا تضع الكتب على الطاولة.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.Alguns estudos sugerem que a felicidade pode ser de facto quantificada.
O güne kadar ağzına hiç alkol koymamıştır.Nunca tomou nenhuma gota de álcool em toda sua vida.
Pulsarların hızlarını ölçerek süpernova patlamalarının asimetrisine bir limit koymak mümkündür.Medindo a velocidade de pulsares, é possível estipular um limite na assimetria de explosões de supernova.
Enternasyonal hale koymak için verilen destek çok önemlidir.O apoio à internacionalização é muito importante.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.O Partido Comunista decidiu deter a situação, antes que fossem mais longe.
Gaga, "Şarkıyı onun için uzun zaman önce yazmıştım fakat albümüne koymadı.A cantora disse o seguinte: "Escrevi a canção para ela há muito tempo, mas não quis usar no seu trabalho.
Şimdi her ikisi hayatını yoluna koymaya çalışacaklardır.Agora as famílias de ambos terão de lidar com a situação.
2. Bu site, şu adreste hala görülebilir: koymalıSobre este assunto, pode-se consultar o seguinte site: Remanseros
Cumhurbaşkanlığı'na adaylığını koyması, Em.A candidata a Deputado Estadual, Dna.
Bulgarlar, Bizanslıların nehri geçemeyeceklerinden emin olduklarından nöbetçi koymayı ihmal ettiler.Os búlgaros, confiantes em que os bizantinos não conseguiam atravessar o rio, negligenciaram a vigilância.
Dizlikleri, eşyayı koymak için tasarlandı.As telas eram então usadas para decorar o estabelecimento.
Bu sözlükçeler Galyaromen dilindeki tipik vokabüler değişimine ortaya koymaktadır.Estes glossários demonstram mudanças vocabulares típicas nas línguas galo-românicas.
Romanos, Saktikios'un emrinde birlikler göndererek onlara karşı koymaya çalıştı.Romano tentou se opor a eles ao enviar tropas sob Sactício.
Bilimsel araştırmalar, bireye ait cinsin bireye ait davranışları etkilediğini ortaya koymaktadır.A investigação científica mostra o sexo do indivíduo influencia em seu comportamento.
Aland metni Yeni Ahit al yazmaları kategorileri içerisinde Kategori V'e koymaktadır.Kurt Aland colocou-o na Categoria V. O texto é muito próximo do Textus Receptus.
Aile içi empati ise aile bireylerinin karşısındaki insanı kendi yerine koymasıdır.Agir como italianos significava colocar a família acima de todos os outros interesses.
Başlarlar kaba yağ koymaya.Primeiro, eles teriam que armar ratoeiras.
Onun diğer yakınları öldürülmüştür. resimlerin kompozisyonu hüzün ve melankoli ortaya koymaktadır."A composição das imagens revela tristeza e melancolia."
Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve özellikle baskıya karşı koymaktır.Esses direitos são a liberdade, a propriedade, a segurança e a resistência à opressão.
Aspasia Farnaces'in yaptığı kurlara karşı koymak için Sifares'den destek ister.Argumentos de Aspasia para Sifare para a ajudar contra avanços por Farnace.
Bütün toplarını aynı anda Mr. Bucket'ın içine koymayı başaran oyuncu kazanmış olur.O vencedor é o primeiro jogador com todas as quatro de suas bolas no Mr. Bucket ao mesmo tempo.
Atipik yemek yeme gibi diğer özelliklere sıklıkla rastlanır ama tanı koymak için gerekli değildir.Outros aspectos, como comer atípico também são comuns, mas não são essenciais para o diagnóstico.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cada coobrigado pode ser chamado para responder pela totalidade da dívida.
Erişim tarihi: 6 Ekim 2008. ^ "Kendimi dizideki karakterin yerine koymam zor!".Consultado em 6 de Fevereiro de 2009 «"Tú, tranquilo; ya me pondré nervioso yo"».
Kafein - Çalışmalar dikkat ve uyanıklığı artırıcı etkileri olduğunu ortaya koymaktadır.“Provamos ao mundo que a persistência e a paciência dão resultados positivos.
Fakat Bailey bu görüşünü ispatlayacak hiçbir argüman ortaya koymamıştır.No entanto, Cox não encontrou qualquer artigo que fizesse esta afirmação.
Her ne kadar karşı koymaya çalışsa da Nana Yano'ya aşık olur.Sem perceber, Tita também se apaixona por Nando.
Bu da kaya buzullarının, gelişiminde rol oynayan buz çekirdeğini koruduğunu ortaya koymaktadır.Ela demonstra ser capaz de segurar as construções de gelo que ela manifesta com sem problemas.
Rest (All-in): Önündeki tüm parayı bahse koymaya denir.Primeiro Axioma menor: Só aposte o que valer a pena.
Üçüncü anlamı da kötülüklere karşı koymaktır.O terceiro tema enfoca na violência.
Bu da doğru parçaları doğru sırayla doğru yerlere koymayı epey zorlaştırır.Isso é simplesmente uma questão de fazer multiplicação escalar no lado correto.
Bu kampanya, petrol kaynaklarının adil bir biçimde paylaşılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Mas para isso é fundamental que a população faça a separação correta do lixo.
Hipergeometrik dağılımın klasik uygulaması geri koymadan örnekleme adı verilebilen bir denemedir.A aplicação clássica da distribuição hipergeométrica é a amostragem sem reposição.
Çantanı yanındaki koltuğa koyma.Não coloque sua bolsa no assento ao seu lado.
Hepsini bir araya koyman gerekmiyor.Não é preciso meter tudo no mesmo saco.
Frengiye, kendisini ilk gösterdiği anlarda klinik olarak teşhis koymak zordur.Zoals gezegd is de ziekte in het beginstadium lastig te herkennen.
Devletin büyük şirketlere el koymasını istiyoruz.De regering wil dat de corporaties veel investeren.
Spielberg oradaki kuşlar yerine güvercinleri koymayı kararlaştırdı.Duinrell koos ervoor om in plaats van mensenpoppen dierenpoppen te gebruiken.
Kas biyopsisi teşhisi koymayı sağlar.Tom laat een DNA-test doen.
Nazi rejiminin yönetime el koymasından sonra, Busch SA tarafından tutuklanacaktı.Na de machtsovername door de nazi's probeerde de SA Busch te arresteren.
Üçüncü anlamı da kötülüklere karşı koymaktır.Dat houdt dus in, ook het slechte in te zetten tegen het slechte.
Owens, Jericho'nun Birleşik Devletler Şampiyonluğu kemerini ortaya koyması şartıyla meydan okumayı kabul etti.Owens claimde daar het WWE United States Championship van kampioen Jericho.
Aynı zamanda sınıf farklılıkları da kendini mekanda ortaya koymaya başladı.En plotseling beginnen ook haar individuele nummers weer ergens op te lijken.
Daha üstün bir şekilde, bütün engellere ve tehlikelere karşı koymak gücünü bulmalıyız.Eerst overwinnen ze vele obstakels en gevaren.
O güne kadar ağzına hiç alkol koymamıştır.Tot die tijd had hij geen druppel alcohol gedronken.