Ayaklarımı ıslak kumsala koymayı.Placing my feet in wet sand.
Şu denkleme koymak daha kolay. -So if I make this negative, this is negative. This is negative. What do we get?
100 $'ını cebine koymak istiyor.He expects to get $100 back.
İçeceğinizi diskin üzerine koymakPlacing your drink on top of the disc
Göstereceğim yöntem, yerine koyma yöntemi.And what I'm going to do is the substitution method.
Şimdi bunu yerine koyma yöntemi ile çözebiliriz.We can now solve it using the substitution method.
Etrafınıza bir daire çizmeniz ve adını işletme koymanız lazım.Actually, you have to put a circle around that, and call it business.
Sahip olduğun herşeyi çizgiye koymak..Putting everything you have on the line.
Diğer zorunlu harcamaların hepsine limit koymalıyız.We've got to limit other mandatory spending.
Bunu yapabilmek için sadeleştiren bir yerine koyma yapacağım.And to do that I'll make a simplifying substitution.
Yani o yapılacak. Yani orada artı işareti koymak.So let's do that.
Ve, bu hayali hayata geçirmek için kafama büyük ebatlı bir projektör koymayı bile düşündüm.So, in order to realize this dream, I actually thought of putting a big-size projector on my head.
Bu yüzden, yüksek kademelerde yenilerini ortaya koymamız pek olası değil.That's why it's unlikely that we'll have any new ones show up in the high-tiers.
İlk öğrendiğim şey ekranda beliren kırmızı bir kare içine yeşil bir daire koymak olduThe first programs I wrote asked things like, "What's your favorite color". Or, "How old are you?"
Bizim, bu kuvvetlere karşı koymamız hepimizin çıkarına olacaktır.All of us have an interest in standing up to these forces.
Amerika, bu yola baş koymaya hazır olan herkesin yanında olacaktır.America will walk alongside all who are prepared to make that journey.
Bir, lütfen kamu yapılarının çevresine dikenli bitkiler koymaktan vazgeçin.I mean, just to list a few. One, please stop putting prickly plants around public buildings.
Ortaya çıkan zorluk, bir bilim hikayesine bir insanın yüzünü koymaktı.The challenge was to put a human face on a science story.
Bu yollardan birisi daha iyi tanı koymak.One of those ways might be better diagnosis.
Ateşin üstüne su koyman lazım.You've got to put some water on the fire.
İşin inceliği, sağ üst köşeye kendini koymak için eksenlere ne koyduğunla ilgili.The nuance is, what you put on the axis to put yourself in the upper right-hand corner.
Bu yüzden de, sona güvenilir şeyler koymalısın, her zaman düzgün çalışacak şeyler.So also, put reliable stuff last, the stuff that's going to run every time.
Ve bu birimleri koymalıyım çünkü bu terimlerle sonuçlandırmalıyız. .Let's talk about oxygen content.
Sizce de koymamalı mısınız? Tabii ki, koymalısınız.Don't you think you should?
Göğsünde madalyalar taşıyan bir generale karşı koymak da çok zor.It's also very difficult to confront a general with medals on his chest.
Sen koymak o yukarýya orada. Sanırım gelecekte sunuda neden açıklayacağım.And then that 1, you carry the 1.
Sekiz buraya koymak ve bir taşırlar.9+9 it turns out is 18.
Su şurup koymak istedim düşünün.Imagine if you wanted to put syrup in water.
Bir yıl içinde bütün tavuklar ölmüştü ve hiç kimse tavuklarını o kümese koymak istemiyordu.One year, all the chickens died, and no one wanted to put the chickens in there.
Burada tanı koymaca oyununu kendiniz oynayabilirsiniz.You can play the diagnosis game yourself here.
Bankaya koymak dışında yapabileceğim bir şey yok.I'm going to put that into the bank, because I have nothing else to do with it.
Ekrana koyması biraz zor bir resim bu.This is a bit of a difficult image to put up on the screen.
Kolayı şişelere koymayın.You don't put soda in bottles.
Bunu denkleme koymadan önce, bir gözlemde bulunalım. -And now, before we substitute it into this, we can just make one observation.
Ve yapabileceğimiz basit şeylerden biri öğle yemeğinden önce teneffüs koymaktır.And one of the simple things we can do is put recess before lunch.
Şimdi, Birleşik Devletler'i başa koymak belki uyumsuz olurdu ama akıllıca olurdu.Now, it would be inconsistent to put "United States" first, but it would be intelligent.
Şirket hiç yeni özellik koymadı.The company put no new features.
Oh, arastirma yaptim -- aklimda olanlari koymak istiyordum, birseyin uzerine baglamak icin.Oh, and I went in search -- I wanted to put what I had in mind, hitch it onto something.
Önemsiz olarak gördüğümüz bir şey bunları aynı perspektifin içine koymaya yardım ediyor.So, just one bit of trivia that helps put that into perspective:
Onu ben de diğer tarafa koymalı mıyım?Should I put it on the other side too?
Bölen kısmındaki bu saati götürmenin en iyi yolu ... ... bölünen kısmına saat koymaktır.So the best way to cancel this hours in the denominator ... ... is by having hours in the numerator.
Cevabımız u cinsinden olduğu için u yerine x'li ifadeyi koymamız gerekiyor.We still just have our entire thing in terms of u. So now let's un-substitute it.
Aslında, gerçekten saçma bir fikirdi, ama bu ikilinin Coca-Cola'ları şişeye koymalarına izin verdi.Folks could take them home." Well, Mr Candler thought that was a perfectly stupid idea.
Yani bu yerine koyma işlmini burada yapamazsınız.And so you can't make this substitution here.
Ve bu yüzden önceki videoda bu yerine koyma işlemini yapmamaya çok dikkat ettim. .And that's why in the earlier video I was very careful not to make that substitution.
Ben ona gömleğimi koymak için gidiyorum. "I'm going to put my shirt on him."
Ben bir süre için sevgili Motty koymak istiyorum. "I want you to put dear Motty up for a little while."
Ben onu buraya koymak anlamına gelir.I mean put him up here.
Jeeves, var olmak için herhangi bir sempati var olmadığını kapağı koymak ne oldu.That there wasn't any sympathy to be got out of Jeeves was what put the lid on it.
Kesinlikle hiçbir şey için ama dost koymak ve bunu en iyi şekilde.There was absolutely nothing for it but to put the fellow up and make the best of it.
Ve bunun tanısını koymak zor değildir.And that wasn't a difficult diagnosis to make.
Ve bu sadece benim kıdemlimi kukla yerine koymam de değildi.And it wasn't because of my attending; he was a doll.
Asla fatura koymamalısın.You never had any bills.
Bu bankaya koymaktan veya hazine bonosu almaktan daha iyi değil mi? .That's better than putting it in the bank. That's better than buying Treasury Bills, right?
Bu projeye taş koyma niyetindeyim.I'm thinking of busting that bubble wide open.
Virgülü koymayı da unutmayın.And you don't want to forget the decimal.
Bunu ortaya koyma konusunda harika bir iş çıkardılar.They've done a fantastic job of pulling this together.
"Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.They said, "We wanted to put our girls in a safe place."
Bunu merkeze koymayacağım.I won't make it the center.
Öyleyse bunu yapmadan önce, bir şekilde biyolojiyi yerli yerine koymak istiyorum.Before we do that, I want to kind of put biology in its place.