Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.Egli ragionava tra sé: Che farò, poiché non ho dove riporre i miei raccolti
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.Et il raisonnait en lui-même, disant: Que ferai-je? car je n`ai pas de place pour serrer ma récolte.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.In premišljuje v sebi in reče: Kaj naj storim, ker nimam kam spraviti letine svoje. Pa reče:
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.I přemyšloval sám v sobě, řka: Co učiním, že nemám, kde bych shromáždil úrody své?
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.I rozmyślał sam w sobie, mówiąc: Cóż uczynię, gdyż nie mam, gdzie bym zgromadził urodzaje moje?
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.심중에 생각하여 가로되 내가 곡식 쌓아 둘 곳이 없으니 어찌할꼬 하고
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.người bèn tự nghĩ rằng : Ta phải làm thể_nào ? Vì không có đủ chỗ chứa hết sản_vật .
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.người bèn tự nghĩ rằng: Ta phải làm thể nào? Vì không có đủ chỗ chứa hết sản vật.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.Niin hän mietti mielessään ja sanoi: `Mitä minä teen, kun ei minulla ole, mihin viljani kokoaisin?`
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.og han tenkte ved sig selv: Hvad skal jeg gjøre? jeg har ikke rum til å samle min grøde i.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.Şi el se gîndea în sine, şi zicea: ,Ce voi face? Fiindcă nu mai am loc unde să-mi strîng rodurile.`
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.Und er gedachte bei sich selbst und sprach: Was soll ich tun? Ich habe nicht, da ich meine Früchte hin sammle.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.Y él razonaba dentro de sí, diciendo: "¿Qué haré? Porque ya no tengo dónde juntar mis productos.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.Και διελογιζετο εν εαυτω λεγων Τι να καμω, διοτι δεν εχω που να συναξω τους καρπους μου;
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.и он рассуждал сам с собою: что мне делать? некуда мне собрать плодов моих?
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.И той размишляваше в себе си, думайки: Какво да правя, защото нямам где да събера плодовете си.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.і думає він сам собі, говорячи: Що менї робити, що не маю куди звезти овощі мої?
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.ויחשב בלבו לאמר מה אעשה כי אין לי מקום לכנוס בו את תבואתי׃
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.ففكر في نفسه قائلا ماذا اعمل لان ليس لي موضع اجمع فيه اثماري.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.自 己 心 裡 思 想 說 、 我 的 出 產 沒 有 地 方 收 藏 、 怎 麼 辦 呢
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.自己 心 裡 思想 說 、 我的 出 產沒 有 地方 收藏 、 怎麼辦呢
‹‹Altın sunağın üzerine lacivert bir bez serip üzerine deri bir örtü örtecek, sırıklarını yerine koyacaklar.또 금단 위에 청색 보자기를 펴고 해달의 가죽 덮개로 덮고 그 채를 꿰고
‹‹Altın sunağın üzerine lacivert bir bez serip üzerine deri bir örtü örtecek, sırıklarını yerine koyacaklar.ועל מזבח הזהב יפרשו בגד תכלת וכסו אתו במכסה עור תחש ושמו את בדיו׃
‹‹Altın sunağın üzerine lacivert bir bez serip üzerine deri bir örtü örtecek, sırıklarını yerine koyacaklar.وعلى مذبح الذهب يبسطون ثوب اسمانجون ويغطونه بغطاء من جلد تخس ويضعون عصيه.
‹‹Altın sunağın üzerine lacivert bir bez serip üzerine deri bir örtü örtecek, sırıklarını yerine koyacaklar.在 金 壇 上 要 鋪 藍 色 毯 子 、 蒙 上 海 狗 皮 、 把 杠 穿 上
‹‹Altın sunağın üzerine lacivert bir bez serip üzerine deri bir örtü örtecek, sırıklarını yerine koyacaklar.在 金壇 上 要 鋪藍 色 毯子 、 蒙上海 狗皮 、 把杠 穿上
Amazon, ürünleri sitelerine nasıl koyacaklarını anlamak için verileri kullanır.Amazon nutzt Daten um zu verstehen, wie Produkte auf ihrer Webseite platziert werden müssen.
Amazon, ürünleri sitelerine nasıl koyacaklarını anlamak için verileri kullanır.Amazon používá data k pochopení, jak rozmístit produkty na jejich webové stránce.
Amazon, ürünleri sitelerine nasıl koyacaklarını anlamak için verileri kullanır.Amazon usa i dati per capire come piazzare i prodotti nel proprio sito
Amazon, ürünleri sitelerine nasıl koyacaklarını anlamak için verileri kullanır.Amazon utilise les données pour comprendre comment placer leurs produits sur leur site.
Amazon, ürünleri sitelerine nasıl koyacaklarını anlamak için verileri kullanır.Amazon używa danych, aby zrozumieć, jak umieszczać produkty na swoich stronach
Amazon, ürünleri sitelerine nasıl koyacaklarını anlamak için verileri kullanır.Amazon использует данные, чтобы понять, как размещать продукты у себя на сайте.
Amazon, ürünleri sitelerine nasıl koyacaklarını anlamak için verileri kullanır.機械学習の技術は そうしたことを実現可能にする技術です
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?A kulcs az, hogy hogyan tesszük bele az összes többit?
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?Die Schlüsselfrage ist: wie fügt man all die anderen ein ?
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?DNA断片から初めて
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?Il punto cruciale è, come mettiamo tutti gli altri?
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?문제는 이들을 어떻게 결합시키냐는 것이지요.
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?La clave es ¿cómo poner todos los demás?
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?Najważniejszym jest jak złożyć je wszystkie?
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?Основният въпрос е, как да се поставят останалите части?
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?Самый важный вопрос — "Как внедрить все остальные?".
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?שאלת המפתח היא, איך להכניס את כל היתר?
Anahtar şudur: Diğer hepsini nasıl koyacaksınız?الفكرة هي، كيف يمكنك وضع بقية الأخريات؟
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.De nem akartuk Arkhimédészt valóban kitenni ennek a sugárzásnak.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.En realidad no íbamos a poner a Arquímedes dentro del acelerador.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.In die bundel gingen we Archimedes niet steken.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.In realtà non avevamo intenzione di sottoporre Archimede a quel fascio.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.아르키메데스 문서를 그 광선에 쏘이려는 건 아니었어요
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Não íamos mesmo colocar Arquimedes nesse feixe.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Nie zamierzaliśmy wsadzać rękopisu w promień.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Nous n'allions pas vraiment mettre Archimède dans le faisceau.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Nu aveam de gând să-l punem pe Arhimede în acel fascicul.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Ve skutečnosti jsme se nechystali vystavit Archiméda tomu paprsku.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Vi ville ikke lægge manuskriptet ind i strålen.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Wir wollten jetzt nicht den Archimedes in diesen Strahl halten.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Βέβαια δε θα βάζαμε το κείμενο του Αρχιμήδη σ' εκείνη την ακτίνα.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Мы не собирались помещать текст Архимеда в этот поток.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Нямаше да сложим ръкописа на Архимед в този поток.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.כמו קווארק הצ'ארם ולפטון טאו.