Şüphe yok ki Allah, iman edip salih amelleri işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyacak.God will admit those who believe and do the right to gardens full of rippling streams.
Allah onları hoşnud olacakları bir yere (cennete) elbette koyacaktır.God will surely lead them to a place with which they will be gratified.
İman edip iyi işler yapanlara gelince; Rableri onları rahmeti içine koyacaktır.So, those who believed and did good things will be admitted to His favour by their Lord.
Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.And will admit them into gardens with which he has acquainted them.
Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi?" dediler.You may throw first – or shall we be the first to throw?”
Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.So Allah will surely know those who are true and He will surely know the liars.
Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.So Allah will surely know those who are true and He will surely know the liars.
Gerçekten de bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmeti içine koyacaktır.Lo! verily these are an approach for them; anon Allah will enter them into His mercy.
Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada.And We will admit them to Gardens (Paradise) under which rivers flow, to dwell therein (forever).
Allah onları rahmetine (cennetine) koyacaktır.Allah will admit them to His Mercy.
Allah onları rahmeti içine koyacaktır.Allah will admit them to His Mercy.
Allah onları rahmetine (cennetine) koyacaktır. Şüphesiz Allah bağışlayan, esirgeyendir.God will admit them into His mercy; God is indeed most forgiving and merciful.
Makedonya 1 Ocak 2010'dan itibaren barlar ve restoranlarda sigara içme yasağı uygulamaya koyacak.Macedonia will introduce a smoking ban in bars and restaurants starting January 1st 2010.
Bence tüm bunlar bir şekilde zamana yayılacak ve taraflar kılıçlarını kınlarına geri koyacak."It can be expected that the whole thing, in a way, gets extended and blades on both sides diminish."
Ticaret anlaşması SAA'nın ekonomiyle ilgili kısmını uygulamaya koyacak.The trade deal would implement the economic part of the SAA.
Görüşmelerde BH'yi AB ve NATO katılım yoluna koyacak reformların geçirilmesi planlanıyor.The goal is to get reforms passed that will put BiH on the path to EU and NATO accession.
Sırbistan-Karadağ Kaçak Savaş Suçu Zanlılarının Mallarına Tedbir KoyacakSerbia-Montenegro to Freeze Assets of Fugitive War Crimes Indictees
Üsküp merkezli Arnavut Tiyatrosu da bu sefer Stefan Capaliku tarafından bir gala sahneye koyacak.The Skopje-based Albanian Theatre will also stage a premiere, this one by Stefan Capaliku.
Makedonya çevreye zararlı ithal mallara vergi koyacakMacedonia to impose duty on environmentally harmful imports
Hırvatistan'da Pazar günü yapılacak milletvekilleri seçimlerine iki büyük parti ağırlığını koyacak.Croatia's two main political parties will dominate Sunday's parliamentary elections.
Fon yönetim Kurulu anlaşmayı 7 Temmuz'da yürürlüğe koyacak.The Fund's Board will endorse the agreement on 7 July.
Göstergeler yoktu, hiçbir şeyi koyacak yer ve güvenlik özellikleri yoktu. "There were no instruments, nowhere to put anything and no security features."
Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.Deine Frau Elisabet wird dir einen Sohn gebären; dem sollst du den Namen Johannes geben.
Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.Ta femme Élisabeth t’enfantera un fils, et tu lui donneras le nom de Jean.
Roma'nın artık karşı koyacak gücü yoktur.Rome a le temps de se remettre.
Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.Isabel, tu esposa, te dará un hijo al que llamarás Juan.
Fakat gelecekteki gelişmeler, yanılmış olduğunu ortaya koyacaktı.El destino le mostrará que estaba equivocado.
Roma'nın artık karşı koyacak gücü yoktur.Tu non ti occupi più di Roma.
Roma'nın artık karşı koyacak gücü yoktur.Рон больше не мог выдерживать всего этого.
İşte bu gerçeği ortaya koyacak belgeler, Sion Tarikatı tarafından korunmaktadır.قد برهن على آراء القائلين بأن هذا العلم مستور، وسر محجوب، استأثر الله به.
İlçenin tarihini ortaya koyacak kesin bilgiler yoktur.من غير المعلوم تاريخ نشوء السيجار.
O zaman bunları söylemedim çünkü ortaya koyacak mantıklı bir sebebim olmadığını hissediyordum."مع ذلك لم أخبر أحدًا لأني أعرف أن الآخرين ليسوا بتلك الإيجابية".
İşte bu gerçeği ortaya koyacak belgeler, Sion Tarikatı tarafından korunmaktadır.Staat bekend als de Beschermer van Waarheid, Houder van Bewijzen.
O zaman bunları söylemedim çünkü ortaya koyacak mantıklı bir sebebim olmadığını hissediyordum."Ik vertelde het niemand, want ik wilde niet belachelijk gemaakt worden."
Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.Din hustru Elisabet skall ge en son åt dig, och du skall ge honom namnet Johannes” (1:13).
Fakat gelecekteki gelişmeler, yanılmış olduğunu ortaya koyacaktı.Vývoj ukázal, že se mýlil.
Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.Elisabeta, soția ta, îți va naște un fiu și-i vei pune numele de Ioan.
Roma'nın artık karşı koyacak gücü yoktur.Nimic nu mai putea contesta puterea Romei.
Özel güçleri geçtikleri zaman bombayı koyacakları yer çıkar ve bombayı koyarlar.Vastaavasti erikoisjoukkojen tulee purkaa pommi jos se on viritetty.
Sermaye koyacak ortaklar bulunca 1897’de Theatre Antoine’ı kurdu.Hän avasi sen kuitenkin uudelleen vuonna 1897 nimellä Théâtre Antoine.
Daha kötüsü, elinde Sovyet ilerlemesine karşı koyacak birlik bulunmamaktadır.Επιπλέον, δεν υπήρχαν άλλες δυνάμεις που να είναι σε θέση να αντιμετωπίσουν τη σοβιετική προώθηση.
Mühimmatı başka bir araç ile taşınıyordu.Çünkü araçta bunları koyacak yer kalmamıştı.Der var ikke plads til yderligere passagerer bag i køretøjet, da denne plads blev optaget af motoren.
Zira, Türklere karşı koyacak bir askeri güç daha yoktu.Sigismund ønsket ikke å sloss mot tyrkernes større hær.
Özel güçleri geçtikleri zaman bombayı koyacakları yer çıkar ve bombayı koyarlar.Når politiet finner dem, utløser terroristene en bombe.
Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.Setelah itu istrinya mengandung dan melahirkan anak lelaki dan diberi nama Yahya.
Mühimmatı başka bir araç ile taşınıyordu.Çünkü araçta bunları koyacak yer kalmamıştı.爆弾は破壊された車の中に置かれており、それゆえに使用されなかった。
Transfer gerçekleşirse koyacaklardı, gerçekleşmezse koymayacaklardı.計画は出されるが実行はされなかった。
Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.네 아내 엘리사벳이 아들을 낳을 터이니 아기의 이름을 요한이라 하여라.
Kendimi çok kötü hissetmiştim çünkü kendi albümüme koyacaktım, o şarkı benimdi."בהחלט הייתי מודעת לרגשות שהכנסתי לתוך המוזיקה כשעשיתי את האלבומים האלו".
Zira, Türklere karşı koyacak bir askeri güç daha yoktu.ראדו לא היה מוכן כדי לעשות משהו נגד הטורקים.
Sonunda proletarya üretim araçlarına el koyacak ve herkese eşit biçimde dağıtacaktır.U tvornici će se također proizvoditi i Teslini automobili, kompletno sa svim dijelovima.
Daha kötüsü, elinde Sovyet ilerlemesine karşı koyacak birlik bulunmamaktadır.Jeho pozície v otvorenej stepi však nebolo možné voči sovietskej prevahe ubrániť.
Fakat gelecekteki gelişmeler, yanılmış olduğunu ortaya koyacaktı.Bet, kaip jau parodė ateitis, vis dėlto jis sutiko.
Kendimi çok kötü hissetmiştim çünkü kendi albümüme koyacaktım, o şarkı benimdi."Turėjo praeiti nemažai laiko, kol aš jaučiausi pasirengusi atlikti savo dainas prieš kitus žmones“.
Roma'nın artık karşı koyacak gücü yoktur.Meie ei suuda venelast enam peatada.
2s orbitalini bunun üstüne koyacaksam, buna benzeyecektir.l'atome actuelle. orbital comme ça. plus bas état d'énergie. qui soit plus haut. électron peut habiter.
2s orbitalini bunun üstüne koyacaksam, buna benzeyecektir.litio justo ahora
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.A rozmýšľal v sebe a povedal: Čo urobím? Lebo nemám, kde by som shromaždil svoju úrodu.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.Azért magában okoskodék, mondván: Mit cselekedjem? mert nincs hová takarnom az én termésemet.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.e ele arrazoava consigo, dizendo: Que farei? Pois não tenho onde recolher os meus frutos.