Ana içeriğe geç
Sözlük

kova ile cümle

kova kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Os nossos perseguidores estão sobre os nossos pescoços; estamos cansados, e não temos descanso.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Preganjalci naši nam stopajo na vrat; utrujeni smo, ne dovolijo nam pokoja.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Prenasledovaní sme tak, že sú nám vždy na krku; pracujúc ustávame, a niet pre nás odpočinku.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Prigonitorii ne urmăresc cu îndîrjire, şi cînd obosim, nu ne dau odihnă.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Seperti hewan, kami dipaksa bekerja berat, kami lelah, tetapi tak diberi waktu istirahat
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Sobre nuestros cuellos están los que nos persiguen. Nos fatigamos, y para nosotros no hay reposo
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Vainoojamme ovat meidän niskassamme; kun uuvumme, ei meille lepoa suoda.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Våra förföljare äro oss på halsen; huru trötta vi än äro, unnas oss dock ingen vila.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Våre forfølgere er på nakken av oss; vi er trette, vi får ingen hvile.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Wij buigen onze nek onder de voet van de overwinnaar; zonder ons rust te gunnen, laten zij ons zwoegen.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Επι τον τραχηλον ημων ειναι διωγμος εμοχθησαμεν, αναπαυσιν δεν εχομεν.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Нас погоняют в шею, мы работаем, и не имеем отдыха.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.Нашите гонители са на вратовете ни; Трудим се, и почивка нямаме.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.על צוארנו נרדפנו יגענו לא הונח לנו׃
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.على اعناقنا نضطهد. نتعب ولا راحة لنا.
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.追 趕 我 們 的 、 到 了 我 們 的 頸 項 上 . 我 們 疲 乏 不 得 歇 息
Bizi kovalayanlar ensemizde, Yorgun düştük, rahatımız yok.追趕 我 們 的 、 到了 我 們 的 頸項 上 . 我 們 疲乏 不得 歇息
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Hitrejši so bili naši preganjalci nego orli pod nebom: po gorah so nas podili, v puščavi so nas zalezovali.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.우리를 쫓는 자가 공중의 독수리보다 빠름이여 산꼭대기에서도 쫓고 광야에도 매복하였도다
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Mer snare end Himlens Ørne var de, som jog os, på Bjergene satte de efter os, lured i Ørkenen,
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Prędsi są ci, którzy nas gonią, niż orły niebieskie; po górach nas gonią, na pustyniach czyhają na nas.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Prigonitorii noştri erau mai iuţi de cît vulturii cerului. Ne-au fugărit pe munţi, şi ne-au pîndit în pustie.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Våra förföljare voro snabbare än himmelens örnar; på bergen jagade de oss, i öknen lade de försåt för oss.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Våre forfølgere var raskere enn himmelens ørner; på fjellene forfulgte de oss, i ørkenen lurte de på oss.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Ония, които ни гонеха, станаха по-леки от небесните орли; Гониха ни по планините, причакваха ни в пустинята.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Преследовавшие нас были быстрее орлов небесных; гонялись за нами по горам, ставили засаду для нас в пустыне.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.קלים היו רדפינו מנשרי שמים על ההרים דלקנו במדבר ארבו לנו׃
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.صار طاردونا اخف من نسور السماء. على الجبال جدوا في اثرنا. في البرية كمنوا لنا.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.追 趕 我 們 的 、 比 空 中 的 鷹 更 快 . 他 們 在 山 上 追 逼 我 們 、 在 曠 野 埋 伏 、 等 候 我 們
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.追趕 我 們 的 、 比 空中 的 鷹 更 快 . 他 們在 山上 追逼 我 們 、 在 曠野 埋伏 、 等候 我 們
Bölüm IV Ya Xerox grafik arabirimi kovalamasaydı?もしもゼロックスがグラフィカルインターフェースを研究しなかったら
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Así pasaron una, dos, tres semanas y por fin dije, "Pues, que tal azul?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.A więc tydzień, dwa , trzy tygodnie minęły, i w końcu powiedziałam, "No to może niebieski?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Eén, twee, drie weken gingen voorbij, tot ik zei: "Wat dachten jullie van blauw?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Így egy hét, két hét, három hét is eltelt, és végül azt mondtam: "Nos, mit szóltok a kékhez?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.그러면서 한 주, 두 주, 세 주가 지났고 결국 저는 "음, 파란색은 어때요?" 라고 했습니다.
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Passarono così 2, 3 settimane, e alla fine proposi: "Beh, che ne pensate del blu?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Passou-se uma semana, duas semanas, três semanas e por fim eu disse, "Que tal azul?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Så, en uge, to uger, tre uger gik, og endelig sagde jeg, "Nå, hvad med blå?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Şi a trecut o săptămână, apoi două, trei şi într-un final am spus "Ei bine, ce ziceţi de albastru?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Ubehol jeden týždeň, dva, tri, až som povedala: "Čo tak modrá?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Une semaine, deux semaines, trois semaines ont passé, et finalement j'ai dit "Bon, et en bleu?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.Прошла одна неделя, другая, за ней третья, и в конце концов я спросила: "Ну и как насчёт синего цвета?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.ואז עברו שבוע, שבועיים, שלוש ובסופו של דבר אמרתי: "טוב, מה דעתכן על כחול?"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.لذا، مرّ أسبوع، أسبوعين، ثلاثة أسابيع، وفي النهاية، قلت" حسناً، ما رأيكم باللون الأزرق؟"
Böylece haftalar birbirini kovaladı ve sonunda ben "Ee, maviye ne dersiniz?" dedim.最後に私が「じゃあ、青はどう?」と聞くと 「青は大好きだわ 青にしましょう」
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.A kázal v ich synagógach po celej Galilei a vyháňal démonov.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.E andò per tutta la Galilea, predicando nelle loro sinagoghe e scacciando i demòni
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.És prédikál vala azoknak zsinagógáiban, egész Galileában, és ördögöket ûz vala.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Et il alla prêcher dans les synagogues, par toute la Galilée, et il chassa les démons.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Foi, então, por toda a Galiléia, pregando nas sinagogas deles e expulsando os demônios.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.I kázal v školách jejich ve vší Galileji, a ďábelství vymítal.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.I kazał w bóżnicach ich po wszystkiej Galilei, i wyganiał dyjabły.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Ja hän meni ja saarnasi heidän synagoogissaan koko Galileassa ja ajoi ulos riivaajat.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.이에 온 갈릴리에 다니시며 저희 여러 회당에서 전도하시고 또 귀신들을 내어 쫓으시더라
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Ngài trải khắp xứ Ga-li-lê , giảng_dạy trong các nhà hội và đuổi quỉ .
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Ngài trải khắp xứ Ga-li-lê, giảng dạy trong các nhà hội và đuổi quỉ.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Och han gick åstad och predikade i hela Galileen, i deras synagogor, och drev ut de onda andarna.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Og han kom og forkynte ordet i deres synagoger over hele Galilea, og drev ut de onde ånder.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Og han kom og prædikede i deres Synagoger i hele Galilæa og uddrev de onde Ånder.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod