300 Adet fenni arı kovanı bulunur.Er zijn ruwweg 300 bomen per ha.
Taifliler onları kovarak, taşa tuttu.Zij pakten stenen om Hem te stenigen.
Ayrıca aniden beliren üç torpido bot da kovalamacaya dahil olur.Later kreeg het ook torpedobuizen en was tegelijk een torpedoboot.
Bu davranışın klasik örneği, kritik bir kütleye ulaştığında bir kovandır.Een bijzondere vorm van opalescentie is die welke optreedt wanneer een systeem een kritisch punt bereikt.
Bizim mevzilerimizin en yüksek ve en merkezi yerine birbirini kovalayan dalgalar halinde yükleniyorlar.”Vanuit iedere zeshoek zijn de lagere en hogere verdiepingen te zien: eindeloos”.
Bir kısmı avlarını kovalayarak veya üzerlerine sıçrayarak yakalar.Zij lopen naast haar of laten zich op de rug dragen, de staarten om haar staart gekruld.
Kocaali'de 14 köyde 2900 kovan ile arıcılık yapılmaktadır.Pavlovice u Kojetína telt 299 inwoners.
David Coulthard, Heikki Kovalainen'i 2. sıralama seansında bloke ettiği için 3. sıralamalara katılmadı.David Coulthard had zich geplaatst voor Q3, maar mocht niet starten omdat hij Heikki Kovalainen blokkeerde.
"Umut umudu kovalıyor".Op zoek naar hoop.
Kovada Gölü, Ulusal Park olarak koruma altında alınmıştır.De bergketen wordt als nationaal park beschermd.
Karşılıklı topçu ateşi ve piyade saldırıları birbirini kovaladı.Er waren schermutselingen van infanterie en wederzijdse beschietingen met artillerie.
Zaman zaman kedi kılığına girerek, buraya dadanan fareleri kovalar.Als de kat van huis is, dansen de muizen.
Babaları işteyken evin içinde tartışan Danny ve Walter, kovalamaca sonucunda bodrum katına inerler.Twee broers, Walter en Danny, ontdekken in de kelder van hun huis een bordspel met als thema ruimtevaart.
Gerilim dolu bir kovalamaca yaşanır.Een spannende achtervolging volgt.
Tinkara Kovač (3 Eylül 1978, Koper, Slovenya) Sloven şarkıcı.Media afspelen Tinkara Kovač (Koper, 3 september 1978) is een Sloveense zangeres en fluitiste.
Marge'ın kendine özgü kovan şeklindeki mavi saçı, en dikkat çekici fiziksel özelliğidir.Het meest zichtbare karakteristieke kenmerk van Blanka is zijn groene kleur.
Süvari tugaylarının durumu bile kovalamaya uygun değildi.De Noordelijke cavalerie was ook niet opgewassen tegen zijn taak van verkenning.
Amcası olan Salih Ismail tarafından kovalanmaya başlandı.Hij werd opgevolgd door zijn naaste medestander Ismet Inönü.
Tavukları kümeslerine kadar kovaladığı olur.Met de kippen op stok gaan.
Yuvadan çıktıktan 2 - 3 ay sonra yavrular tam yetişmiştir ve anne onları kendi bölgesinden kovar.Na 2 tot 3 maanden zijn de jongen volledig zelfstandig en trekken ze uit het leefgebied van hun ouders weg.
Aralarında büyük bir kovalamaca başlar.Hier begint een langdurige strijd tussen de twee.
Üçüncü bölüme mermi kovanı denir.In het derde gedeelte werd de schutterskoning bepaald.
Bir süre kovaladıktan sonra geyiği bacağından okla yaralar.Na een tijdje stoppen ze even in verband met de schotwond in haar been.
Her ev yaklaşık olarak 8-10 arı kovanına sahiptir.Het vrouwtje heeft acht tot tien witte dorsale strepen.
Aynı tartışmalar kovalent süperiletkenler içinde vardır.Die onenigheid uit zich in gigantische taartgevechten.
Kovalamaca sırasında Azrail, bir buz kütlesine basarak kayar ve düşüp ayağını kırar.Maar na een repetitie komt hij in de sneeuw lelijk ten val en breek zijn been.
Yıllar yılı kovaladım.Jarenlange chantage volgde.
Bunlar Halife Emin'in sandalıni kovalanıp Emin'i yakaladılar.De wachters van Levold betrapten de dochter Alena en ze werd meegevoerd.
Bir çatışmanın, kovalamacanın ve aksiyonun olması gerektiğini düşündük.In een actiethriller ligt de nadruk op gevechten, achtervolgingen, explosies en stuntwerk.
Bu kovada bir delik var.Er zit een gat in de emmer.
Hele yarın gelmesin, onu işten kovarım.Als hij morgen niet komt, dan ontsla ik hem.
O kova sızdırıyor.Die emmer lekt.
Helvetleri geri geçilmeye zorlayıp kovalamaya başladılar.W ten sposób uniknęli oni głodu i prześladowań.
"Umut umudu kovalıyor"."Wiara pochodnią nadziei".
Bunlar onu sürekli kovalayacak sevgililerdi.Bezustannie śledziła kochanków.
Kovac daha sonra VH1 müzik kanalı için sunucu olarak çalıştı.Kovač pracował później jako prezenter muzycznej telewizji VH1.
Okul koridorlarında yeni bir kovalamaca başlar.Rozpoczyna swój bieg od ulicy Szkolnej.
Tom ikisini de kovalamaya başlar, Tom'a karşı renkli ateş toplarını kullanırlar.Jim walczył z nimi, używając pistoletu do przybijania gwoździ.
Vuruş Zirvesi onu kovalar.Za nimi rusza pościg...
Gelen çetecileri silahıyla kovalıyordu.Za nimi podążali upowcy z bronią palną.
Üçlü arasında bir kovalamaca ve kavga başlar.Pomiędzy tą trójką wywiązuje się walka.
Uzun bir kovalamacadan sonra ekipler onu terk edilmiş bir binada kıstırır.Uciekając ze zrabowanym łupem, mężczyźni trafiają do opuszczonego budynku na odludziu.
Buna kızan gergedanlar onu kovalar.Zirytowany mężczyzna podąża za nią.
Kötü ruhları kovar.Ma ona odganiać złe duchy.
Ayrıca aniden beliren üç torpido bot da kovalamacaya dahil olur.Wkrótce potem w krążownik trafiły trzy kolejne torpedy.
Daha sonra da Jenny'yi kovalar.Razem z nim ucieka Jenny.
Aniden boşaltılmış kova Tommy'nin başına düşer ve onu öldürür.Na szczęście spada na niego gigantyczne jabłko i go zabija.
Gergedanlar ise Sid'in peşinden koşarak onu kovalarlar.Wściekły Chas goni go po domu.
Ödülü Koval adına Rusya Savunma Bakanı Anatoliy Serdyukov aldı.Główny krytyk rosyjskiego ministra obrony Anatolija Serdiukowa.
Chang ve arkadaşları, Parker'ı kovalamaya başlıyorlar.Cruchot z przyjaciółmi rozpoczyna poszukiwania.
Çileden çıkan hekim küçük çocuğa küfür ederek onu kovar.Z depresji pomaga wyciągnąć go młody policjant.
Polis kovalamacaları yaşanır.To zatrzymało ścigających.
Askerlerimiz düşmanı kovaladılar ve avladıklarını ve kadınları ve çocukları, getirdiler.Ci natychmiast ścięli woźnicę, który prosił, żeby oszczędzili kobiety i dzieci.
Kovalama sonucu Jerry'i perdenin ipine bağlarlar.Przez to Jerry'ego spotyka ciągnięcie gaci.
Blair onu kovar.Szantażuje ją.
Modern kovanlarla arıcılık yapılmaktadır.Obecnie zastępowane trzewikami letnimi.
Manny kedileri evden kovar.Wyrzuca więc Pickettów z ich domu.
Yıllar yılları kovaladı hiç kaybetmedikleri umutlarına çok çalışmayı, sıkıntılar çekip pes etmemeyi eklediler.Przez wiele lat zarzucano mu zaspanie na swoje zawody, czego się wypierał.
Eğer bir grup erkek varsa, bunlar uçarak tek bir erkek kalana kadar dişiyi kovalar.Om det finns en grupp hanar jagar de honan flygande tills bara en hane är kvar.
Vuruş Zirvesi onu kovalar.Det är dansscenen som förföljer honom.