Ana içeriğe geç
Sözlük

kova ile cümle

kova kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Kaçan İsviçrelileri kovalamayacaktık".Kein Protest der Schweizer».
Amcası olan Salih Ismail tarafından kovalanmaya başlandı.Daher wurde er von der Hamas als Nachfolger Ismail Haniyyas ins Gespräch gebracht.
Kovada Gölü, Ulusal Park olarak koruma altında alınmıştır.Das Gebirge ist als Nationalpark geschützt.
Bu yeni anaarı kovanın eski anaarısına saldırır.Neues Gesicht für die "Alte Mühle".
Yukarıkanatlı, Elâzığ ilinin Kovancılar ilçesine bağlı bir köydür.Mit dem gleich hohen, südöstlich gelegenen Pferdeberg gehört er zu einer zusammenhängenden Basaltdecke.
Daha sonra da Jenny'yi kovalar.Dann verfolgt er Gina.
Savunmada ve av sırasında birleşen aslanlar, avlarını kovalar ya da pusuya düşürür.Bei der Jagd oder auch bei der Verteidigung benutzen sie ihren speziellen Rüssel.
Kovalamaca sonunda OG Loc ve CJ, Freddy'yi öldürdüler.Im Staffelfinale (Am Ende) suchen Freddie und JJ nach den beiden.
Almanya temsilcisi Timo Glock Heikki Kovalainen'in ardından yarışı ikinci olarak tamamlamıştır.Eine Runde später musste auch sein Teamkollege Heikki Kovalainen das Rennen beenden.
Ayrıca 990 adet fenni kovan mevcuttur.Dort sind 490 Nistkästen angeordnet.
Bu güreşlerde de birincilikler ve ödüller birbirini kovaladı.In der ersten Runde traten die Gewinner der Vorrunde gegeneinander an.
Hayatta kalan Romalı askerler Ambiorix ve adamları tarafından kamplarına kadar kovalandı.Die Römer verließen das bewaffnete Lager, so wie es Ambiorix gewollt hatte.
Okul koridorlarında yeni bir kovalamaca başlar.Sie fängt mit dem Wandschmuck im Schulflur an.
Köpek, tavşanı ormanda kovaladı.Le chien a traqué le lapin dans la forêt.
Mutluluk istiyoruz ama mutsuzluk bizi hep kovalıyor.Nous sommes en quête du bonheur, le malheur nous traque.
Fabrikanın kuruluş tarihi 1885 olarak kabul edilir, Moskova'ya Kizlyar'dan 236 konyak Kovası getirildi.La date de la Fondation de l'usine est 1885, quand 236 seaux de brandy ont été importés du Kizliar à Moscou.
Koval ailesi, kolektif bir çiftlikte çalıştı.Ses parents travaillent dans la ferme collective d'un kolkhoze.
Bir çatışmanın, kovalamacanın ve aksiyonun olması gerektiğini düşündük.Nous pensions que nous avions besoin de conflit, de courses-poursuites, d'action.
Kulübeye kadar kovalarlar.Ils le suivent jusqu'à la cabane.
Onu kovalamayı bıraktığım anda biliyordum ki beni sonsuza kadar kavrayacaktı.Sur le coup, j'ai compris que je l'avais perdu pour toujours.
Kovalent bağ, genellikle benzer elektronegatifliğe sahip atomlar arasında gerçekleşir.La liaison covalente se produit le plus fréquemment entre des atomes d'électronégativités semblables.
Adada içerilere ilerlerken, Shahdee ile tekrar karşılaşır ve onu adanın kalesine kadar kovalar.Il rencontre à nouveau Shahdee, qu'il va poursuivre jusque dans la forteresse de l'Île.
Donna Anna gorunur; maske giymis Don Giovanni'yi kovalamaktadır.Soudain, Anna apparaît, poursuivant Don Giovanni.
Buna kızan gergedanlar onu kovalar.Furieux, celui-ci le chasse.
Bu açığa çıkınca Marge öfkelenir ve Homer'ı evden kovar.Quand Marge le découvre, elle devient furieuse et le jette hors de la maison.
Bizim mevzilerimizin en yüksek ve en merkezi yerine birbirini kovalayan dalgalar halinde yükleniyorlar.”Les couches supérieures s'effondraient à leur place, tandis qu'on rechargeait le haut par les gueulards.
Koval, 31 Ocak 2006 tarihinde Moskova'daki apartman dairesinde 92 yaşında yaşamını yitirdi.Koval est mort le 31 janvier 2006 à Moscou à l'âge de 92 ans.
Tazılar ise hareket hâlindeki bu yapay tavşanı kovalar.Ces chiens poursuivent un lièvre ou un lapin artificiel sur un circuit.
Kız ise büyücüler tarafından kovalandığını söyler.Le jeune garçon découvrent qu'ils sont des magiciens.
Yaklaşık 20 ila 50 arasında izci arı yeni kovan yeri bulmak için etrafa dağılır.Enfin de 5 à 20 % des butineuses se transforment en éclaireuses explorant de nouveaux sites de nourritures.
"Umut umudu kovalıyor"."La Fin de l'espoir."
Aniden boşaltılmış kova Tommy'nin başına düşer ve onu öldürür.Le seau se détache et tombe sur la tête de Tommy qui meurt sur le coup.
Ormanda sürekli kovaladığı biri vardır.Un homme part chasser en forêt.
550 civarında fenni kovan mevcuttur.Il régna aux alentours de 530.
Azrail kılıcını evlerdeki kovalarda yıkadığına inanılırmış.La clémence remettant dans son fourreau son épée.
300 Adet fenni arı kovanı bulunur.D'autres 60 boisseaux d'avoine.
Kovalevskaya'nın adının birçok alternatifi vardır.Le nom de famille Van Goetsenhoven comporte de nombreuses variantes.
Sonra eve girmek için iki adamı öldürür ve kazayla biten bir kovalamaca başlar.En route, il est poursuivi par deux policiers et finit par en tuer un.
Helvetleri geri geçilmeye zorlayıp kovalamaya başladılar.Ils s'y rendent et réussissent à leur reprendre la boîte, tout en se faisant passer pour morts.
Kovalamaca uzunca sürer ta ki gizemli bir asker tarafından vurulana kadar.Howard s'enfuit mais est abattu par un tireur mystérieux.
Geriye sadece üç genç kalır ve bir kovalamaca başlar.Elle reste auprès des trois autres garçons et poursuit leur quête.
Bir kısmı avlarını kovalayarak veya üzerlerine sıçrayarak yakalar.D'autres le font naître à Moûtiers ou dans ses environs.
Aralarında büyük bir kovalamaca başlar.Une grande complicité s'installa entre eux.
Bruce, hiç de kibar olmayan bir tavırla konuklarını malikaneden kovar.Bugs part, de mauvaise grâce.
Bu karşılaşmadan sonra Kova Yaşar lakabıyla anılmaya başlamıştır.Et c'est à partir de cet épisode qu'elle commence à sortir avec Cappie.
Kedi fareyi kovaladı ama onu yakalayamadı.El gato persiguió al ratón, pero no lo pudo atrapar.
Eğer bir grup erkek varsa, bunlar uçarak tek bir erkek kalana kadar dişiyi kovalar.Si hay un grupo de machos persiguen a la hembra volando hasta que quede solo uno.
Herhangi bir Harrier jeti, silahlı çatışma, araba kovalamacası?"¿Algún Harrier, o algo de tiroteos o persecuciones de automóviles?'
Tam bu sırada Kovalyov uyanır ve burnunun yerinde olmadığını anlar.Mientras tanto Kovalyov se despierta y encuentra que le falta la nariz.
Willow ormanda Warren'ı kovalamaktadır.Está persiguiendo a Warren por el bosque.
Buna kızan gergedanlar onu kovalar.El que la sigue la persigue.
Tüketici, dondurulmuş yemeği en çok ihtiyaç duyulan sıcaklığa göre kovanın içine koyardı.El consumidor colocaría la cena congelada en la manga de acuerdo con lo que necesitara más calor.
Bir çatışmanın, kovalamacanın ve aksiyonun olması gerektiğini düşündük.Pensábamos que debía haber un conflicto, persecuciones y acción.
Doktor, Friday'in kendi kovanına gidebilmek için insanları kullandığını söyler.El Doctor conjetura que Viernes los está usando para acceder a su colmena.
Geminin ön kısımı 64 kovanlı Mk 41 VLS alabilecek kadar geniştir.La parte delantera del barco es suficientemente espacioso para albergar un sistema Mk 41 VLS de 64 celdas.
Amcası olan Salih Ismail tarafından kovalanmaya başlandı.Este último fue destronado por su tío Al-Salih Ismaël.
Burada kendisini bir arabanın kovaladığını sanır.En el camino, notó que un auto los perseguía.
Kovalyov bir gazete ofisine gidip kayıp ettiği burnu için bir kayıp esya ilanı koymak ister.Kovalyov visita la oficina del periódico para poner un anuncio sobre la pérdida de su nariz, pero lo rechazan.
Alma, evlat edindiği Sofia’nın eğitmeni Bayan Isringhausen’ı kovar.Alma despide a Miss Isringhausen, tutora de su hija Sophia.
Dasani, 2003 ortalarında Brezilya piyasasına Kova adıyla tanıtıldı.Dasani fue introducido al mercado brasileño en mitad de 2003.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod