P281 Kişisel koruyucu ekipman kullanın.P281 - "De nodige persoonlijke beschermingsuitrusting gebruiken."
Koruyuculardan kim koruyacak?"Maar wie bewaakt de bewakers?"
Yeraltının veya cehennemin koruyucusu olarak da söylenir.Bij het Laatste oordeel gaat het erom of iemand naar de hemel zal gaan of naar de hel.
Şehrin koruyucusu Rosary bakiresidir (Virgen del Rosario) (kutlama günü 7 Ekim).De beschermheilige van de stad is de Maagd van Rosario (feestdag op 7 oktober).
Aynı zamanda sağlık ve küçük çocukların koruyucusudur.Tevens staat hij bekend als bewaker van de gezondheid van kleine kinderen.
İnsanın, ailenin ve soyun koruyucu ruhudur (iyesidir).De regten van den mensch en burger en de pligten daaruit voortvloeijende.
Dört Göksel Kral, Budizm'de her biri dört ana yönden birini gözeten dört koruyucu ilahtır.De Vier Hemelse Koningen zijn vier boeddhistische bewakersgoden die elk voor een bepaalde windrichting staan.
Madrid şehrinin koruyucu azizi olan Aziz Isidro’ya adanan kutlamalar bu meydanda gerçekleşmektedir.De feesten ter ere van Isidorus van Madrid, de beschermheilige van de stad, worden hier ook gehouden.
Örneğin her ocağın kendi koruyucu ruhu vardır.Ieder dorp heeft zijn eigen beschermgeest.
Abzar Ata: Avlunun Koruyucu Ruhu (Erkek).Sadaqah (صدقة) aalmoes die boven op de verplichte zakat gegeven wordt.
Ekidne Knuckles, Melek Adasındaki Master Emerald'ın koruyucusudur.Knuckles the Echidna de bewaker van de Master Emerald op het zwevende eiland.
Betonarmenin Avantajları Yangına karşı iyi bir koruyucudur.Beton genoot de voorkeur vanwege de brandveiligheid.
Oksibenzon ve dioksibenzon gibi sübstitüsyona uğramış benzofenonlar güneş koruyucu kremlerde kullanılırlar.Gesubstitueerde benzofenonen zoals oxybenzon en dioxybenzon worden gebruikt in zonnebrandcrème.
Fravashis: Zerdüştlük dinine göre koruyucu melekler.Daarentegen is de heer en bewaker van het paradijs, de engel Ridwan (رضوان).
Çocukların ve kadınların koruyucusudur.Verberg de vrouwen en de kinderen.
Fakat yaklaşık bir anlamla köyün koruyucu ruhu olduğu anlaşılmaktadır.De kern kreeg de status van beschermd dorpsgezicht.
Ayrıca esnaf, fahişeler, hamile kadınlar ve doğum bir koruyucusu olan bir tanrıçaydı.Ze was ook de beschermvrouwe van kunstenaars, prostituees en zwangere vrouwen.
Bu hat üzerinde de koruyucu devrelerin bulundurulması koruma sağlayacaktır.Ook moet men opletten voor het verlies van eiwitten langs deze weg.
Vardamana "El(mana) koruyucu(varda) dikiş eldiveni".Ik(hij?) gun(t) een vlam (zwaard) aan de uitverkorenen'.
Toprağın koruyucu ruhudur.Dit is de beschermdraak van de aarde.
İnsanların koruyucusu, kollayıcısı ve gözeticisidir.Bron van warmte en licht en beschermheer van het volk.
Hayvanların koruyucusu.Lid van de dierenbescherming.
Arthur'un, Sakson istilacılara karşı Kelt asıllı Britonların koruyucusu olduğuna inanılır.De belangrijkste taak van Arthur is nu het verdedigen van Brittannië tegen de invallende Saksen.
Koruyucu hayaleti, Amidamaru isimli güçlü bir samuraydır.Zijn Spirit is een Japanse Samurai: Amidamaru.
Tam temasla birlikte karşılaşmacılar vücutlarını koruyucu ekipmanlar giyerler.Ze dragen altijd hoeden om de organen op hun hoofd te beschermen.
Yolların koruyucu ruhudur.De straat is beschermd erfgoed.
Küçük kız kardeşi Anne'e karşı çok koruyucudur.Ze is erg beschermend tegenover haar dochter.
Mantar doku epidermis gibi koruyucudur.Het periderm beschermt de plant net zoals de epidermis.
Korunmak için mutlaka koruyucu elbise ve koruyucu maske takmak gerekir.Het dragen van een helm en beschermende kleding is dan ook verplicht.
Koruyucu işlev artık garanti altında değildi.De relschoppers vonden geen onbeschermd doelwit meer.
Buraların iyeler (koruyucu ruhlar) tarafından korunduğuna inanılır.Hovhaness was (toen) overtuigd dat dit werk tot een van zijn beste behoorde.
Saunatonttu, saunaların koruyucusu.Proverbia, of, de Spreucken van Salomon.
Çalgıcıların koruyucusu olarak tanımlandığı da görülür.Vandaar dat hij wordt gezien als de schutspatroon van de vertalers.
Ben bir koruyucu değilim.Ik ben geen beschermer.
Bu, koruyucu bir nazar boncuğudur.Dit is een beschermend anti-kwaad-oog.
Virginia kocasına, ölümünden sonra, onun koruyucu meleği olacağına söz verdi.Obiecała mężowi, że po śmierci zostanie jego aniołem stróżem.
MS 91 yılında Batı Bölgeleri Koruyucu Generali görevi, Ban Chao'ya ihsan edilmesiyle yeniden ortaya çıktı.W 91 r. n.e. został przywrócony urząd Protektora Generalnego Regionów Zachodnich i powierzono go Ban Chao.
Roma Katolik Kilisesince çevirmenlerin, kütüphanecilerin ve ansiklopedistlerin koruyucu azizi olarak tanınır.W Kościele rzymskokatolickim jest on uznawany za patrona tłumaczy, bibliotekarzy oraz encyklopedystów.
İnsanın, ailenin ve soyun koruyucu ruhudur (iyesidir).Człowiek jest bytem składającym się z duszy i materii.
Zeus'un kızı Athena'nın koruyucu anne babası gibi davranan Triton onu Pallas ile birlikte büyütmüştür.Tryton, jako rodzic zastępczy dla Ateny, córki Zeusa, wychowywał ją razem ze swoją córką, Pallas.
Çocukların ve kadınların koruyucusudur.Jest uważana za obrończynię kobiet oraz dzieci.
Jack Darby'nin koruyucusudur.Jej partnerem jest Jack Darby.
Koruyucu işlev artık garanti altında değildi.Dalsza obrona nie miała już sensu.
Kambar Ata: Atların koruyucusu.Koń Horace - ochroniarz.
Laverna, Roma mitolojisinde hırsızların, şarlatanların koruyucusu, tanrıçasıdır.Laverna – rzymska bogini złodziei i oszustów.
Hekimlerin koruyucusudur.Są patronami lekarzy.
Ocağın koruyucu ruhudur.Pomóc mu ma ochroniarz Dycha.
Evin, ülkenin koruyuculuğunu da simgeler.Tarcza jest symbolem ochrony państwa.
Onun koruyucusudur.Został jego nadzorcą.
Bu maddenin gıda koruyucu katkı maddesi olarak kullanımı, bazı ülkelerde yasaklanmıştır.Jego użycie do celów spożywczych jest zakazane w niektórych krajach.
Bu balık aynı zamanda diğer balıkların koruyucusu olarak görülüyordu.Jest ona również uznawana za opiekunkę rybaków.
Vardamana "El(mana) koruyucu(varda) dikiş eldiveni".Na rowek nawisa fałda powiekowa (łac. plica palebrae).
Her ocağa bir İye (koruyucu ruh) gönderir.Każdy swoją drogą (The Parting of the Ways).
Bunun dışında evlilik koruyucusu olarak da kabul edilir.Również on broni się jak może przed tym małżeństwem.
Kudüs alındıktan sonra "Advocatus Sancti Sepulchri" olarak (Kutsal Kabrin Koruyucusu) anılmıştır.Nazwał się Obrońcą Grobu Świętego (Advocatus Sancti Sepulchri).
Savaş taktikleri açısından, Heruliler kalkan ve kalın bir ceketten başka bir koruyucu zırh taşımazlardı.Przy ubiorze polowym żołnierze obrony narodowej nosili nie usztywnioną i bez ozdób czapkę rogatywkę ON.
1870'te Papa IX. Pius Joseph'i tüm kilisenin koruyucu azizi olarak ilan etti.W 1870 papież Pius IX dekretem Quemadmodum Deus ogłosił św. Józefa patronem Kościoła powszechnego.
Atina'yı ziyaretinde kendisinifelsefe'nin koruyucusu olarak ilan etti.W testamencie zapisał, że z radością umiera jako wyznawca prawosławia.
Her eşiğin koruyucu bir ruhu vardır."Każde dziecko ma anioła stróża."
Başta Musa olmak üzere peygamberler Kanun'un koruyucularıdırlar.Han blir den förste (och ende) faraon av den tjugoåttonde dynastin.