Mezarlığı korunması gereken tabiat varlıkları kapsamında 2002 yılında alınmıştır.A Farkasréti temetőben található sírját 2002-ben védelem alá helyezték.
Hassasiyet mümkün olduğunca korunmaktadır.A mérendő tulajdonság megváltozására a lehető legnagyobb mértékben érzékeny.
Omurgalılarda beyin kafatası kemikleri tarafından korunmaktadır.A gerincesek agyát a koponya csontjai védelmezik.
Aynı zamanda tampon bölge olarak ulusal ve yerel kanunlarla korunmaktadır.Elterjedési területének legnagyobb részén nemzeti vagy helyi törvények védik.
Birçok kültürde, çoğu kez "kem göz" lanetlerinden korunmak için bu sembol kullanılır.Szárított terméstokját gyakran akasztják fel házakban vagy autókban, hogy megvédjen a „gonosz szemtől”.
Günümüzde Paris'teki Ulusal Kütüphane'de korunmaktadır.A kódexet a Párizsi Nemzeti Könyvtár őrzi.
Olağandışı durumlarda çocukların haklarının korunması için harekete geçmektedir.Az UNICEF fellép a szükségállapotokban, azért, hogy a gyermekek jogait megvédje.
Geminin korunması için hızlı çalışmak zorunda olan bilim adamları günde 13 saate varan vardiyalarla çalıştı.A tudós űrhajósok közül 12 órás váltásban éjjel-nappal végezték meghatározott feladatukat.
Bu nedenle de korunma sorunları yoktur.A védekezésre ugyanis nem sok gondot fordított.
Müzede 10 bin kadar eser korunmaktadır.Eddig mintegy 10 ezer műtárgyat őriznek a múzeumban.
Ayrıca Sangha Buda'nın öğretilerinin korunması, çevrilmesi, ileriye taşınması ve yayılmasından sorumludur.A szangha felelős Buddha tanításainak karbantartásáért, lefordításáért, fejlesztéséért és terjesztéséért.
Hammerfest garnizonun da yaklaşık 4.000 mayın ve çok sayıda uçaksavar silahları ile korunmaktaydı.Így a várost összesen mintegy 4000-en védték, és csak néhány ágyúval rendelkeztek.
İçinde pek iyi korunmamamış fresko tablo kalıntıları vardır.Igen jól megőrzött kövületei maradtak ránk.
Efsaneye göre kral,savaş zamanlarında düşmandan korunmak için burada saklanırmış.A legendák szerint, zűrös időkben a király itt tartotta kincseit.
Şadlinski ilk zamanlar Nahçıvan sınırlarının korunmasında görev aldı.Cuvier elsőként irányítja a figyelmet a fennmaradt halfosszíliákra.
Bu nedenle Richmond Kontu'nun hayatının korunması elzem görünmekte idi.Szolgálataiért Edward megtette Richmond grófjának.
Enfeksiyondan korunmak için ilaçlı göz damlaları da verilir.Emellett a fertőzés megelőzésére antibiotikum adnak.
Su gezegende az bulunan bir madde olduğundan kültürleri suyun korunmasını temel alır.A legalsó kultúrát azonban nehéz tanulmányozni, mert talajvízben áll.
Tümenin 2. alay komutanı Albay Kunio Nakagawa adanın korunması için hazırlıklara başladı.Divisioonan 2. rykmentin komentaja eversti Kunio Nakagawa johti puolustusvalmisteluja.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.4. Jokaisella on oikeus perustaa ammattiyhdistyksiä ja liittyä niihin etujensa puolustamiseksi.
Barış ve güvenliğin korunması ve ülke savunmasıyla görevlidir.He ovat vastuussa rauhan ja tasapainon turvaamisesta valtakunnassa.
Maleviç'in görevi müzelerin ve anıtların korunmasıydı (1918-1919).Malevitš oli monumenttien ja museoiden suojelukomitean Narkomprosin taiteilijakollegion jäsen (1918–1919).
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.Mausoleumia suojelevat sotilaat.
Korunmaya muhtaçtır.Hanki siis suojaa.
Hassasiyet mümkün olduğunca korunmaktadır.Tukaani on oletuksena mahdollisimman turvallinen.
Dış etkenlerden ve diğer canlılardan korunmaya yardımcı olur.Nämä suojaavat eliötä vaurioilta ja muilta eliöiltä.
UNAMID Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliğinin ortak görev yaptığı ilk ve en geniş barış korunma misyonudur.UNAMID on ensimmäinen YK:n ja Afrikan unionin yhteisoperaatio ja samalla suurin rauhanturvaoperaatio.
Anıt mezarlık günümüzde Polonya yasalarınca tarafından korunmaktadır.Laji on nykyään suojeltu Brasilian lainsäädännöllä.
Buduq evleri tarihen 2 odalı evlerden oluşan olmuş ve alt kattan genelde hayvan korunması için kullanılmıştır.Tyypillisessä talossa on kaksi kerrosta, joista ylin on asuinkäytössä ja alin kotieläinten suojana.
Ama büyük devletler arasındaki barışın korunmasını istediğinden yayılmacı eğilimlerini dizginliyordu.Hän ymmärsi niiden turvaavan valtakuntansa rauhan.
Köpekbalığından korunma kafesi Rescue DiverYLE Elävä arkisto: Salmiakkikossu pois kaupoista
Sabit su kalitesinin korunmasına çalışılmalıdır.Sen tulee olla riittävän tiheä suojaamaan ihoa.
1951 yılında Arjantin Kongresi tarafından tarihi anıt olarak korunmaya alındı.Vuonna 1975 silta julistettiin historialliseksi muistomerkiksi.
Avrupa Birliği'nde yaban hayatı, Natura 2000 programı uyarınca korunmaktadır.Suuri osa saaren rannikosta on suojeltu EU:n Natura 2000 hankkeen nojalla.
Bir yıl boyunca, Tesla, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti.Salten vietti viimeiset vuotensa Sveitsissä rahavaikeuksien piinaamana.
Bu hakların uygulanması, korunması hem yasalarla hem de kurumlarla sağlanır.Asemassaan hän kaitsee sekä lainsäädäntöä että niiden toimeenpanovaltaa.
Çoğu astrafobik, fırtınadan korunmak için kendine güvenli yerler arar.Epidaurumilaiset lähtivät etsimään turvallisempaa asuinpaikkaa.
Finlandiya’daki mahkemelerin bağımsızlığı Anayasa ile korunmaktadır.Suomen autonomia vaarantuu Eduskunnan historiaa.
Tüm insanlığı savaşlarda kadınların korunması için etkili tedbirler almaya davet etmek.Ihmiskilpi on siviilien käyttämistä sotatoimissa sotilaiden suojana.
Radyoaktif paratonerlerin radyasyondan korunması için önlem almak ve kayıtlarını tutmak.Säteilytetyn materiaalin hävittämisessä ja säilömisessä tulee huolehtia säteilyturvallisuudesta.
Tarihi merkezdeki eski binalar yerel idare tarafından korunma altına alınmıştır.Ongelmat historiallisten kohteiden suojelussa tulee käsitellä kansallisella tasolla.
Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.Κάθε ζώο δικαιούται φροντίδας, προσοχής και προστασίας από τον άνθρωπο.
(Akyuvarların, enfeksiyonlar gibi tehditlere karşı savaşarak vücudun korunmasına yardımcı olmaları gerekir.)(Τα λευκά αιμοσφαίρια βοηθούν τον οργανισμό ν' αμυνθεί πολεμώντας απειλές, όπως οι λοιμώξεις.)
Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmaktadır.Τα δικαιώματα του ζώου πρέπει να κατοχυρωθούν απ' τους νόμους, όπως ακριβώς και τα δικαιώματα του ανθρώπου.
Böbreklerin üst bölgeleri 11. ve 12. kaburgalarca korunmaktadır.Επίσης οι άνω πόλοι των νεφρών ακουμπούν στην 11η και 12η πλευρά.
Günümüzde Vatikan Kütüphanesinde korunmaktadır.Τώρα, φυλάσσονται στην βιβλιοθήκη του Βατικανού.
Anıt, Berlin şehri tarafından korunmaktadır.Το μνήμα του τιμήθηκε από το κρατίδιο του Βερολίνου.
Evi bir müze olarak korunmaktadır.Η οικία αποτελεί προστατευόμενο μνημείο.
Pan: Satirlerin ve doğanın korunmasını temsil eder.Έχει γίνει σύμβολο των βουνοκορφών και της προστασίας της φύσης.
Estonya bilim tarihi mirasının korunmasında gönüllü olmuştur.Η οικογένεια του Βερν ενδιαφερόταν από παράδοση για τη νομική επιστήμη.
Bu diller, resmî olarak Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması tarafından korunmaktadır.Η γλώσσα βρίσκεται υπό την προστασία του Ευρωπαϊκού χάρτη των περιφερειακών ή μειονοτικών γλωσσών.
"Aile ve Ailenin Korunması".«Πατρίς θρησκεία, οικογένεια».
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Άλλα μέσα πρόληψης συμπεριλαμβάνουν το πλύσιμο των χεριών και το σωστά μαγειρεμένο φαγητό.
Bu harita günümüzde Venedik’te San Marcos Kütüphanesi'nde korunmaktadır.Το κείμενο της απογραφής σώζεται σήμερα στη Μαρκιανή Εθνική Βιβλιοθήκη της Βενετίας.
Çok eski dönemlerden beri yerleşim yerleri için korunma duvarları temel bir ihtiyaç olagelmiştir.Από την πολύ πρώιμη ιστορία έως τη σύγχρονη εποχή, τα τείχη αποτελούσαν αναγκαιότητα για πολλές πόλεις.
Orman doğal anıt olarak ilan edilmiş ve korunmaya alınmıştır.Έχει υποδειχθεί ως προστατευμένο φυσικό μνημείο.
Hac ve tapınım, kendileri için bir korunma olarak kabul edilirdi.De er minn (min), þinn (din), sinn (sin) og vor (vor).
UNAMID Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliğinin ortak görev yaptığı ilk ve en geniş barış korunma misyonudur.UNAMID vil være den første fælles FN/AU styrke og den mest omfangsrige fredsmission.
Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var.Man havde brug for en borg til beskyttelse.
Bu diller, resmî olarak Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması tarafından korunmaktadır.Derfor er sproget beskyttet af Den europæiske pagt om regionale sprog eller mindretalssprog.