korumak ile cümle
korumak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Merlin'in asıl görevi Arthur'u korumaktır.Zo zorgde Merlijn voor Arthurs veiligheid.
Müdahaleler hayatı korumak için yapılmalı.Er is gehandeld tot bescherming van het eigen leven.
Vakıf halkın sanatı takdir etmesini desteklemek ve Moore'un heykellerini korumak için kurulmuştu.De stichting werd opgezet ter promotie van de schone kunsten en om het beeldhouwwerk van Moore te conserveren.
Horadrim iblis yakalamaktaki başarısını ruhtaşlarının saklandığı yeri korumakta gösteremez.Een snelle zegenwens zou demonen ervan weerhouden de ziel te vangen.
Kurada Haymitch'in adı çıkar fakat Katniss'i korumak için Peeta, Haymitch'in yerine gönüllü olur.Haymitch wordt ook getrokken, maar Peeta biedt zich aan als vrijwilliger, om Katniss te beschermen.
Gemiler, Alman kıyılarını düşman saldırılarından korumak amacıyla tasarlanmışlardı.De schepen waren bedoeld om de Duitse kust te beschermen tegen marineaanvallen.
Gerçekten bu katedral şehir halkını Akdeniz korsanlarından korumak maksadı ile tasarlanıp yapılmıştır.San Fernando fort, dat werd gebouwd door de Spaanse veroveraars om de stad te beschermen tegen piraten.
Göçebe halkın kültürünü korumak.Ter behoud van de Tibetaanse cultuur.
Bu askerlerin görevi kral sarayını korumaktı.Het kasteel was bedoeld om de stad Rey te bewaken.
Sağlamlığını günümüzde de korumaktadır.Die zijn heden ten dage beschermd.
3. Yasa, Bir robot birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece varlığını korumak zorundadır.Een robot moet zichzelf beschermen, zover als dat niet in strijd is met de eerste en tweede wet.
Leibniz Almanca konuşan Avrupa’yı korumak için Louis’in dikkatinin dağıtılması gerektiğini önerdi.Leibniz stelde voor om Duitstalig Europa te beschermen door Lodewijk als volgt af te leiden.
Bu tankın tasarlanmasının asıl amacı olası bir Japon işgalinde Avustralya topraklarını korumaktı.Het was vooral bedoeld als garantie voor Australië tegen eventuele nieuwe Japanse agressie.
Günümüzde de aynı önemini korumaktadır.Het behoudt tot op de dag van vandaag dezelfde authenticiteit.
Hepsinin amacı Wadden Denizi'ndeki doğal yaşamı korumaktır.Dat eiland zou in de eerste plaats de natuur in de Waddenzee moeten versterken.
Fakat aıl istediği kendisini korumaktı.Mogelijk wilde De Ligt het zelf houden.
Bu birleşmeye karşın bölgesel özelliklerini hala korumaktadır.Hierdoor blijft het unieke karakter van deze wijk behouden.
Genel kas güçlendirme egzersizleri kas gücünü korumak ve kas erimesini azaltmak için yardımcı olacaktır.Noodhulp kan bijdragen aan het redden van mensenlevens en het verlichten van menselijk leed.
Bu suçluluk duygusundan dolayı Ichigo, sevdiklerini korumak için daha fazla güç elde etmeye karar verir.Haar dood zorgt ervoor dat Ichigo er alles aan doet om degene die hij lief heeft te beschermen.
Kale, 13. yüzyılın sonlarında Oslo'yu korumak amacıyla inşa edilmiştir.Het kasteel werd vermoedelijk in het begin van de twaalfde eeuw gebouwd ter verdediging van Tartous.
Böylece hastalıklardan ve yeni doğan bebekleri nazardan korumak amaçlanırdı.Hierdoor zijn zij en haar nakomelingen beschermd tegen predatoren.
Olası bir geri çekilmeyi korumak için hazırlık yapılacaktı.Het moest mogelijk zijn om een dreigende aanval te voorkomen.
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.Het noodlot bepaalde haar leven.
Parkın kuruluş amacı, bölgede bulunan önemli arkeolojik ve paleontolojik alanları korumaktır.Doel is het waardevolle geologische en archeologische erfgoed in deze regio te beschermen.
Begonvilleri rüzgardan korumak gerekir.De hazelaar is voor de bestuiving afhankelijk van de wind.
Ağaçları korumakla ve bekçiliğini yapmakla görevlidir.Ze hadden de plicht de bossen te onderhouden en toezicht te houden op het gebruik.
Bunun yanında insanlar formlarını korumak için kendileri de spor yaparlardı.Zij brengen de mens dus enige nut.
Bu kilise günümüzde halen dayanıklılığını korumaktadır.De kerk is tegenwoordig nog steeds in die vorm te bewonderen.
Bakanlığın görevlerinden birisi de Fransız kimliğini korumaktır.Het MNR wil de Franse identiteit beschermen.
Şimdi onu korumak zorundasın.Je moet haar nu beschermen.
Bu konum bugün de güncelliğini korumaktadır.Dziś pozostał po nim jedynie wał (pozostałość po murze obronnym).
Günümüzde de aynı önemini korumaktadır.Dziś wciąż służy temu samemu celowi.
3. Yasa, Bir robot birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece varlığını korumak zorundadır.Robot musi chronić samego siebie, o ile tylko nie stoi to w sprzeczności z Pierwszym lub Drugim Prawem.
Kızını korumak için kendini feda etmiştir.Poświęcił życie, aby chronić swoją córkę.
Aileleri korumak ve sağlıklı bir ortamda geliştirmek.Opieka i wychowanie we współczesnej rodzinie.
Serpuhov, 1339 yılında Moskova'nın güneyini korumak amacıyla kurulmuştur.Założone w 1339 w celu ochrony południowego przedpola Moskwy.
Kendilerini korumak için Türk rehineleri aldılar.Dla zabezpieczenia zabrano z sobą tureckich niewolników.
11 adamı botları korumak üzere geride bırakarak devam ettik.Pozostałych 11 ludzi zostało do pilnowania łodzi.
Bugün hâlen en büyük dargövdeli uçak unvanını korumaktadır.Jest to jedyny zachowany do dnia dzisiejszego egzemplarz samolotu.
Devletin mali durumunu korumak ve vergi gelirlerini artırmaya çalıştı.Władze próbowały ratować gospodarkę kraju, tnąc wydatki i zwiększając podatki.
Guançe inacına göre yapılan tahnit ölünün vücudunu korumak içindir.Zawarta w nich oliwa przeznaczona była do namaszczania ciała zmarłego.
Köle iş gücünü korumak için kölelerin serbest kalmasına artan yasal kısıtlamalar konulmuştur.Zaostrzono prawo, ograniczając przemieszczanie się niewolników.
İsrail Hava Savunma Kuvvetleri, İsrail'i havadan gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevlidir.Chronić mieszkańców Izraela i zwalczać wszelkie formy terroryzmu, które zagrażają codziennemu życiu.
Resmî olarak verilen sebepse Polonya'yı Rus tehdidinden korumaktı.Państwo polskie formalnie przestało być rosyjskim protektoratem.
Korumak fiilinden gelir.Szatałow jego następcą?.
Fas Hava Kuvvetleri, Fas'ı havadan gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevlidir.Bariera (ang. Barier) – Aura chroniąca przed wszelkimi atakami.
Fakat ikisi de kendi ve aile şerefini korumak için birbirlerinden ayrı yaşamaya karar verirler.Postanawiają sobie wzajemnie pomóc uporządkować swoje życie.
İşlevi sapı ve elleri korumaktır.Wymaga jednak dobrej koordynacji pracy rąk i nóg.
1928 yılından beri köy statüsünü korumaktadır.Pracowała czynnie od 1928 roku w ochronie przyrody.
Bu askerlerin görevi kral sarayını korumaktı.Ich przeznaczeniem było utrzymanie dworu króla.
Wollstonecraft'ı korumak amacıyla Imlay, evlenmemiş olmalarına rağmen 1793'te onu karısı olarak kaydettirdi.För att skydda Wollstonecraft anmälde Imlay henne som sin fru 1793, trots att de inte var gifta.
3. Yasa, Bir robot birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece varlığını korumak zorundadır.En robot måste skydda sin egen existens, såvida detta inte kommer i konflikt med första eller andra lagen.
Sözde nedeni, Amerika Birleşik Devletleri'nin yabancı ajanlarından kendisini korumaktı.Orsaken ska ha varit att "skydda" honom från amerikanska agenter.
Yine de her ne olursa olsun iyimser biridir ve dünyasını korumak için her şeyi yapabilir.Han påstår att han är en bra hjälte och gör allt vad han kan för att skydda någon.
Alan, Orta Çağ sokak planının ve Reformasyon dönemi binalarının çoğunu korumaktadır.Old Town har bevarat sin medeltidsplan och flera reformationstidsbyggnader.
1899 yılında iktidardaki muhafazakarlar iktadrı korumak için seçimlere hile karıştırmakla suçlanıyordu.1899 anklagades de styrande konservativa för att försöka behålla makten genom valfusk.
Gerçekten bu katedral şehir halkını Akdeniz korsanlarından korumak maksadı ile tasarlanıp yapılmıştır.Fortet San Fernando byggdes av spanska erövrare för att skydda staden från pirater.
Türk Kara Kuvvetleri, Türkiye'yi karadan gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevlidir.Sådana hot från Turkiet har motiverats med att de försvarar turkcyprioterna från angrepp.
Bu sistem mürettebatı belli bir süre nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlara karşı korumaktadır.Anläggningarna hade skydd mot atom-, biologiska och kemiska vapen.
(Tüm uzun tüylü kedi cinslerinin kökeni halen gizemini korumaktadır.)(Den här katten är alldeles för temperamentsfull för min smak.)