koruma ile cümle

koruma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dağlarda bazıları UNESCO koruması altında 15 millî park bulunmaktadır.Het gebied telt vijftien natuurreservaten, waarvan sommige onder de bescherming van de Unesco vallen.
2011 yılında Kongre Kütüphanesi'nde korumaya alındı.Ze werd in 2001 door de Library of Congress aangekocht.
Minimum maliyetle maksimum korumayı sağlayan çözüm belirlenir.Tegen minimale kosten maximaal voordeel verlangen.
Helms hepsine karşı kemerini korumayı başardı.Helms kon zijn kampioenschap behouden.
Christian, burada kendisine Sidney'de koruma olarak eşlik etmesini ister.Hij vraagt haar met hem mee te gaan naar Sydney als bodyguard.
Kovada Gölü, Ulusal Park olarak koruma altında alınmıştır.De bergketen wordt als nationaal park beschermd.
Yoksa sağlığını koruması için gerekli önlemleri alır ve hayatını mı korursunuz ?"Hierdoor staat ze voor een keuze: kiest ze voor haar eigen leven of beschermt ze haar zus?
Ama birçok korumacıya göre bu sayı fazlasıyla iyimser bir rakamdır.Volgens vele fans had dit nummer met een goede promotie aanzienlijk hoger kunnen eindigen.
Helenizme geçmesinden sonra ömrünü bu geleneği korumaya ve yeniden kurmaya adamıştı.Zijn broer, die hem dus opvolgde, zette deze traditie van bouwen en reconstrueren voort.
Ancak Gordon ve ekibi onu korumaya alır.Lee en Carter krijgen de opdracht haar te beschermen.
3. Yasa, Bir robot birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece varlığını korumak zorundadır.Een robot moet zichzelf beschermen, zover als dat niet in strijd is met de eerste en tweede wet.
Leibniz Almanca konuşan Avrupa’yı korumak için Louis’in dikkatinin dağıtılması gerektiğini önerdi.Leibniz stelde voor om Duitstalig Europa te beschermen door Lodewijk als volgt af te leiden.
Başlangıçta başlığın koruma işlevi vardı.Aanvankelijk hadden hoofddeksels een beschermende functie.
Bu tankın tasarlanmasının asıl amacı olası bir Japon işgalinde Avustralya topraklarını korumaktı.Het was vooral bedoeld als garantie voor Australië tegen eventuele nieuwe Japanse agressie.
Günümüzde de aynı önemini korumaktadır.Het behoudt tot op de dag van vandaag dezelfde authenticiteit.
Koruma amaçlı giysiler modadan uzak olmak zorunda değildir.De bescherming van het masker is niet eeuwig.
Çankaya'da Atatürk'ün koruma memurluğunu yapmıştır.Met hun families zoeken ze bescherming bij Chovanski.
Hepsinin amacı Wadden Denizi'ndeki doğal yaşamı korumaktır.Dat eiland zou in de eerste plaats de natuur in de Waddenzee moeten versterken.
Bu sevgiyi kendimiz ve çocuklarımız için korumalıyız."Zelfs die last laten jullie aan ons, kinderen, over”.
Para has para özelliğini korumalıdır.Er moet geld in om de waarde te bepalen.
Fakat aıl istediği kendisini korumaktı.Mogelijk wilde De Ligt het zelf houden.
Yine İskenderköy, Kırk Kilise arasındaki yolda koruma altına alındı.De gereformeerde pastorie staat enkele huizen verder aan de Kerkstraat 40.
Statükoyu koruma genellikle büyük bir değişime karşı çıkılmasıyla gerçekleşir.De rest van het gezin verzet zich tegen die plotse verandering.
Pek çok kez çocuklara fiziksel bir koruma sağlar.De kinderen werden regelmatig fysiek mishandeld.
Vücudunu terk edebilirsin ama onurunu korumalısın.Ze moet haar lichaam verlaten om haar taak te kunnen volbrengen.
Sevdiği insanlara yakın davranır ve onları korumasına alır.Desondanks geeft hij om degenen die belangrijk voor hem zijn en zal hij ze beschermen.
Bu birleşmeye karşın bölgesel özelliklerini hala korumaktadır.Hierdoor blijft het unieke karakter van deze wijk behouden.
Sadece Diana'nın koruma görevlisi, Trevor Rees-Jones hayatta kaldı.Trevor Rees-Jones, Al-Fayeds bodyguard, overleefde het ongeluk.
Türkiye'de insan hakları, çeşitli uluslararası hukuk anlaşmaları ile koruma altına alınmıştır.Het recht op privacy wordt in verschillende internationale verdragen gegarandeerd.
Genel kas güçlendirme egzersizleri kas gücünü korumak ve kas erimesini azaltmak için yardımcı olacaktır.Noodhulp kan bijdragen aan het redden van mensenlevens en het verlichten van menselijk leed.
Koruma amacıyla, hamamlar 2014 yılından beri ziyaretçilere kapalıdır. ^Vanaf 2014 werd het fort deels opengesteld voor bezoekers.
Steve McQueen, Muhammed Ali ve Diana Ross'un korumalığını yaptı.Hij beschermde sterren als Muhammad Ali, Michael Jackson en Diana Ross.
Gelişmiş veri koruma.Verbeterde vrijetraptechniek.
Bu suçluluk duygusundan dolayı Ichigo, sevdiklerini korumak için daha fazla güç elde etmeye karar verir.Haar dood zorgt ervoor dat Ichigo er alles aan doet om degene die hij lief heeft te beschermen.
Gizlilik için bu tür bir gerekçe, ulusal güvenlik için gerekli bilgiyi koruma arzusuyla güdülendi.Om de geheime aard ervan te rechtvaardigen wordt nationale veiligheid ingeroepen.
Saklama ve koruma.Beveiliging en bewaking.
Kale, 13. yüzyılın sonlarında Oslo'yu korumak amacıyla inşa edilmiştir.Het kasteel werd vermoedelijk in het begin van de twaalfde eeuw gebouwd ter verdediging van Tartous.
Sonuç olarak, Doğayı Koruma Uluslararası Birliği (IUCN) bu türü yakın tehdit olarak değerlendirmiştir.Door de internationale natuurbeschermingsorganisatie IUCN wordt de soort beschouwd als 'bedreigd'.
Sürü koruma köpeği olarak kullanılabilmektedir.Bijna alle honden kunnen worden ingezet als waakhond.
Böylece hastalıklardan ve yeni doğan bebekleri nazardan korumak amaçlanırdı.Hierdoor zijn zij en haar nakomelingen beschermd tegen predatoren.
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.Ze besloot om alleen nog maar eigen werk te gaan spelen, en geen covers meer te doen.
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği.Ze is de directeur-generaal van de International Union for Conservation of Nature and Natural Resources.
Olası bir geri çekilmeyi korumak için hazırlık yapılacaktı.Het moest mogelijk zijn om een dreigende aanval te voorkomen.
Kullanım sırasında Nitril eldivenler giyilmelidir, lateks eldivenler yeterli koruma sağlamaz.In een laboratorium zullen dus latex handschoenen geen bescherming bieden tegen dit extreem krachtige vergif.
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.Het noodlot bepaalde haar leven.
Parkın kuruluş amacı, bölgede bulunan önemli arkeolojik ve paleontolojik alanları korumaktır.Doel is het waardevolle geologische en archeologische erfgoed in deze regio te beschermen.
Begonvilleri rüzgardan korumak gerekir.De hazelaar is voor de bestuiving afhankelijk van de wind.
Yavrular bir sene ailenin koruması altında kalıp, sonra ayrılır.De eigenaren van het huis zijn een week na de aankomst van de ouders verdwenen, ondergedoken.
Ağaçları korumakla ve bekçiliğini yapmakla görevlidir.Ze hadden de plicht de bossen te onderhouden en toezicht te houden op het gebruik.
Bunun yanında insanlar formlarını korumak için kendileri de spor yaparlardı.Zij brengen de mens dus enige nut.
Ana madde: Türkiye'de hayvan hakları Türkiye'de hayvan hakları 2004 yılında yasa ile koruma altına alınmıştır.Voor varkens is het mestproductierecht in 2005 vervangen door varkensrechten.
Tarihî kent merkezi, 1969 yılında "kentsel koruma alanı" ilan edildi.In de ‘Nota Openbaar Vervoer 1969’ presenteert de gemeente de oplossing van de problemen.
TKP'nin ismi ve amblemi koruma altına alındı.Product en naam werden door een patent beschermd.
Terim Yunancadan gelmektedir |Yunanca sözcükler ἀνά ana, “karşı”, ve φύλαξις phylaxis, “koruma”.De term is afkomstig van de Griekse woorden ἀνά aná, 'tegen' en φύλαξις phúlaxis, 'bescherming'.
Dışarı boşalma cinsel yolla bulaşan hastalıklara (CYBH) karşı koruma sağlamaz.Hierbij wordt gecontroleerd of er geen sprake is van een seksueel overdraagbare aandoening (SOA).
Bu kilise günümüzde halen dayanıklılığını korumaktadır.De kerk is tegenwoordig nog steeds in die vorm te bewonderen.
Bakanlığın görevlerinden birisi de Fransız kimliğini korumaktır.Het MNR wil de Franse identiteit beschermen.
Tom Mary'yi korumalıydı.Tom had Maria moeten beschermen.
Şimdi onu korumak zorundasın.Je moet haar nu beschermen.
Tom'u korumalısın.Je moet Tom beschermen.

İlgili Sayfalar