Ana içeriğe geç
Sözlük

korkutma ile cümle

korkutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Birini bir şeyleri yapmak için korkutmak gururumu daha fazla incitir...Scaring someone to make them do something, that hurts my pride more.
Yeter Onu korkutmak mı istiyorsun?Hey, stop. There's no reason to shock her.
Bununla ilgili bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum, onun sizi korkutması dışında.I promise not to say anything about this, except this is to frighten you.
Ben milleti korkutmak için tutuldum ! çetenin adamıyımI have been hired to scare people! I am the man of the gang
Ona "insanları korkutmaya çalışıyorlar." diye açıkladım.And I had to explain, "They're trying to scare people." And I don't know if it works.
Uyandırıp korkutmaya... ..hiç hakkımız yok.He's asleep now, and we mustn't wake him, or frighten him.
Onun korkutmayalım!Don't scare him!
Yaptığın o tuhaf röportaj beni korkutmak içindi, değil mi?That strange interview you did, that's to scare me, right?
Bzii böyle korkutmak zorunda mısın?Do you have to scare us like that?
Sizi korkutmam gerekiyor, çünkü bu korkuyla ilgili, değil mi?I'm supposed to scare you, because it's about fear, right?
Beni korkutmaya çalışsan bile, korkmuyorum!Even if you try to scare me, I'm not scared!!
Fakirlerin yegane fonksiyonu da orta sınıfı korkutmak.The poor are there, just to scare the shit out of the middle class.
Mektuplarımla sizi korkutmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemiyorum.that I may not seem as if I desire to terrify you by my letters.
Şu halde Benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış?How was then My punishment and My commination!
Kafir olanlara gelince: İster korkut onları, ister korkutma, birdir; inanmazlar.As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
Ve Allah, kendisine oğul edindi diyenleri korkutmak için indirdi.And that it may warn those who say: "God has begotten a son."
Korkutman için, ataları korkutulmamış topluluğu; onlardır gafil olanlar.That you may warn a people whose ancestors had never been warned, who are therefore heedless.
Ve birdir onlara korkutsan da, korkutmasan da; onlar, inanmazlar.Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
İşte Allah, kullarını korkutmada bundan; ey kullarım, çekinin benden.With this does God warn His creatures: "O My creatures, fear Me."
Derken yakında bilirsiniz nasılmış benim korkutmam.Then you will know the import of My commination!
Özürle suçu yok etmek hususunda olsun, yahut korkutma hususuna ait bulunsun.To end all argument or to warn.
Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
"Ancak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor."Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Size o haberi getiren adam şeytanın tekidir. O sizi kendi dostları ile korkutmak ister.It is no one but Satan who frightens you with his allies.
Biz mu'cizeleri, yalnız korkutmak için göndeririz.And We do not send the signs, except to frighten.
Oysa Biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.And We do not send the signs, except to frighten.
Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.And We do not send the signs, except to frighten.
Diri olanı korkutması ve kafirler hakkındaki sözün gerçeğe çıkması için.that he may warn whosoever is living, and that the Word may be realized against the unbelievers.
Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.And We do not send the signs, except to frighten.
Biz o âyetleri sadece korkutmak için göndeririz. [5,115; 7,65] {KM, Markos 8,12}And We do not send the signs, except to frighten.
Fakat korkutmamız onların azgınlıklarını daha da artırmaktan başka bir katkı yapmıyorAnd We frighten them, but it only increaseth them in exorbitance great.
Ne yücedir şanı, Furkan'ı alemleri korkutmak üzere kuluna indirenin.Blest be He who hath revealed the Criterion unto His bondman thathe may be unto the worlds a warner.
Biz o âyetleri sadece korkutmak için göndeririz.To the people of Thamud, We sent the she-camel as a visible miracle and they did injustice to it.
Ray köpeği korkutmak için bir taş fırlatır ama bu Peri'nin çukura düşmesine neden olur.Ray throws a rock to scare the dog, but it causes Peri to fall into the hole.
Rapora göre hükümet güçleri muhalifleri korkutmak için işkenceye başvurdu.According to the report, governmental forces have used torture to scare the opponents.
İki tarafın da deniz harekatlarını birbirlerinin gözlerini korkutmak için yaptıkları biliniyordu.Beide Bünde hatten zuletzt nur noch aus Erwachsenen (siehe Kreuzpfadfinder) bestanden.
Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.Die Schlachtung von Tieren sollte unter vorheriger Betäubung und ohne unnötige Schmerzen und Leiden erfolgen.
Poil: Şirin bir hayalet pek korkutmaz, çileden çıkartıcak kadar çok konuşur.Das kleine Gespenst tut eigentlich niemandem etwas zuleide, außer es wird geärgert.
Birleşmiş Devletler, ülkeleri zayıf ve küçük yapmakla korkutmayı umabilir ama Rusya'yı değil.Les États-Unis peuvent espérer faire peur à des pays faibles et petits, mais pas à la Russie.
Sizi korkutmalarına izin vermeyin, size hizmetçi olmalarına sağlayın.Ne l'appelez pas votre mère pour en faire votre servante.
Başının görüntüsü bir fili bile korkutmak için yeterlidir.Son simple regard suffit à effrayer des bêtes féroces.
Kayış - Çocukları korkutmak için uydurulmuş kötücül varlık.Un problème qui l'empêche d'effrayer les enfants correctement.
Tilki korkutma amaçlı rastgele ateş edip Altay'ı kolundan yaraladı.Un soldat nerveux tire et blesse Klaatu.
Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.L'abattage doit se faire dans le respect des animaux et en leur évitant de souffrir.
İki tarafın da deniz harekatlarını birbirlerinin gözlerini korkutmak için yaptıkları biliniyordu.Des messagers ont dû être envoyés aux deux côtés pour leur expliquer ce qu'il en était.
Hırsızı korkutmak için bazı sözler bağırdı.Él gritó las palabras para asustar al ladrón.
İki tarafın da deniz harekatlarını birbirlerinin gözlerini korkutmak için yaptıkları biliniyordu.Los dos ejércitos estaban a la vista el uno del otro, frente a frente.
“Halkı korkutma.No intiméis con nadie ajeno a vuestra comunidad.
Heyecan arayan katillerin ana amacı kurbanları üzerinde acı veren kurgular yaratmak veya onları korkutmaktır.El objetivo del asesino motivado por emoción es sentir el terror de sus víctimas antes que mueren.
Küçük çocukları korkutmak için kullanılan kurgusal yaratıktır.Utilizada para asustar a los niños.
Beni öyle korkutma!Non spaventarmi così!
Seni korkutmak istememiştim.Non volevo spaventarti.
Kusura bakmayın, korkutmak istememiştim.Scusate, non volevo spaventarvi.
İki tarafın da deniz harekatlarını birbirlerinin gözlerini korkutmak için yaptıkları biliniyordu.Ai due Reverendi rimase l'orrore negli occhi, e un popolo da consolare.
Sizi korkutmalarına izin vermeyin, size hizmetçi olmalarına sağlayın.Non rifiutare le opere nostre e permetti che viviamo come tuoi servi.
“Halkı korkutma.Не пугайтесь подобно тому, кого он настиг прежде.
Hüsrev'in mektubu Herakleios'u korkutmadı; ancak Perslere karşı çaresiz bir vuruş yapmaya itti.Письмо Хосрова II, однако, не напугало Ираклия, а побудило его нанести персам ответный удар.
Sizi korkutmalarına izin vermeyin, size hizmetçi olmalarına sağlayın.Она предлагает ему стать её королём, прося его привести других сирот чтобы они стали его слугами.
Kayış - Çocukları korkutmak için uydurulmuş kötücül varlık.Старик, чувствующий себя обузой детям.
Deneklerini korkutmak için korkuluk maskesi takar.كاشفة القناع عن احكام الرضاع.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod