Ana içeriğe geç
Sözlük

korkutma ile cümle

korkutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Komşulararası kabadayılık birbirlerinin gözünü korkutma şeklinde gerçekleşmektedir.ويحمي أيضا الازواج المجاورة من التشويش على بعضها البعض .
Eğer bölüm sizi korkutmayı başardıysa ne âlâ.ولذلك، فإن الشخص الذي يهزم الخوف سينجح.
Çözüldükten sonra yaptığı ilk şey Malibu insanlarını korkutmak oldu.A primeira coisa que ele fez depois de ser descongelado foi aterrorizar as pessoas de Malibu.
İki tarafın da deniz harekatlarını birbirlerinin gözlerini korkutmak için yaptıkları biliniyordu.Os dois exércitos estavam à vista o um do outro, frente a frente.
Hüsrev'in mektubu Herakleios'u korkutmadı; ancak Perslere karşı çaresiz bir vuruş yapmaya itti.A carta de Cosroes não intimidou Heráclio, mas levou-o a tentar um ataque desesperado contra os persas.
Çocukları korkutmayı çok sever.Adora brincar com as crianças.
Eğer bölüm sizi korkutmayı başardıysa ne âlâ.Temendo fazer mal ao grupo, ele se afasta.
Ocumak/Ocunmak/Ocutmak ise korkutmak demektir ki, ateşin korku verici olmasıyla bağlantılıdır.Porque, como visto antes, o temor/esperança refere-se ao poder, que gera felicidade.
“Halkı korkutma.Heb (als man) geen mannelijk geslachtsverkeer met een man.
Büyük bir olasılıkla bu ihbarlardan bazıları onu korkutmak amacı güdüyordu."De Koran waarschuwt ongelovigen vele malen, doorgaans in zeer sterke bewoordingen.
İnsanları korkutmaktan zevk alır.Hij houdt ervan om mensen te plagen.
Başının görüntüsü bir fili bile korkutmak için yeterlidir.Dit dient als schrikkleur om vijanden af te schrikken.
Zombi sesleri çıkartarak oyuncuyu korkutmaya çalışması buna iyi bir örnektir.Psychologische horrorspellen draaien om het bang maken van de speler.
Böyle yaparak psikolojik olarak onları korkutmak istemişti.Ze lijdt er echter psychologisch van haar angsten.
Seni korkutmak isteseydim, birkaç hafta önce rüyamda ne gördüğümü anlatırdım.Als ik je wilde bang maken, zou ik je vertellen waar ik een paar weken geleden over gedroomd heb.
İçmeyi bırakmış alkoliklerden oluşan bu grup, insanları alkolün zararlarıyla korkutmaya çalışıyordu.Grupa składała się z byłych alkoholików próbujących odstraszyć ludzi od picia.
Irene bu zorbalığının onu korkutmaya yönelik bir komplo olduğunu öğrenir ve ölümcül bir öfkeye kapılır.Då inser Irene att de har att göra med en mycket farlig brottsling.
Eğer bölüm sizi korkutmayı başardıysa ne âlâ.Hästen kan skena, om den blir skrämd.
Küçük çocukları korkutmak için kullanılan kurgusal yaratıktır.Man använde detta för att skrämma små barn.
Eğer bölüm sizi korkutmayı başardıysa ne âlâ.Знищуючи кількох, КДБ успішно вдавалося залякати багатьох.
Sizi korkutmalarına izin vermeyin, size hizmetçi olmalarına sağlayın.Вона пропонує йому стати її королем, просячи його привести інших сиріт щоб вони стали його слугами.
Göz korkutmak amacıyla da Leia'nın vatanı olan Alderaan gezegeni Ölüm Yıldızı tarafından yok edildi.Вейдер вибив свідчення тільки погрозою знищення «Зіркою Смерті» планети Алдераан — рідної планети Леї.
Başının görüntüsü bir fili bile korkutmak için yeterlidir.З якихось нез'ясовних причин Ліна панічно боїться слимаків.
Çocukları korkutmayı çok sever.Люблять грати з дітьми.
İçmeyi bırakmış alkoliklerden oluşan bu grup, insanları alkolün zararlarıyla korkutmaya çalışıyordu.Skupina byla založena bývalými pijany, kteří se pokoušeli odrazovat občany od konzumace alkoholu.
İnsanları korkutmaktan zevk alır.Bojí se ale toho mít někoho rád.
Ocak 1987’de göstericileri korkutmak adına sınırdışı/sürgün politikası gündeme geldi.În ianuarie 1987 a fost introdusă și o politică de deportare pentru a îi intimida pe activiști.
Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.Ha az állatot el kell pusztítani, annak gyorsan, fájdalom- és félelemmentesen kell megtörténnie.
Çocukları korkutmayı çok sever.Szeret gyerekekkel foglalkozni.
Yüksek sıcaklık değerleri MB kullanıcılarını oldukça korkutmaktadır.A kicsapódás hőmérséklete nagy mértékben függ a DS értéktől.
Küçük çocukları korkutmak için kullanılan kurgusal yaratıktır.Koukoa on käytetty lasten pelotteluun.
Eğer bölüm sizi korkutmayı başardıysa ne âlâ.Pahin vastarinta onnistuttiin nujertamaan pelottamalla.
Beni öyle korkutma!Älä pelästytä minua tuolla tavalla.
Başının görüntüsü bir fili bile korkutmak için yeterlidir.Η σκούρα κηλίδα του χρησιμεύει για να τρομάζει τους διώκτες του.
Seni korkutmayı amaçlamadım.Δεν ήθελα να σε τρομάξω.
Eğer bölüm sizi korkutmayı başardıysa ne âlâ.Undtagelsen er hvis de bliver forskrækkede.
İnsanları korkutmaktan zevk alır.Han elsker at slå efter folk.
Bunların dışında o depremi insanları korkutmak ve onlardan öç almak için de kullanmıştır.Stavnljå ble også brukt mot folk for å trekke disse til seg.
İçmeyi bırakmış alkoliklerden oluşan bu grup, insanları alkolün zararlarıyla korkutmaya çalışıyordu.Mange av sjøfolkene prøvde i stedet å lindre angsten med alkohol.
“Halkı korkutma.Maka terhadap anak yatim, janganlah engkau berlaku sewenang-wenang.
Büyük bir olasılıkla bu ihbarlardan bazıları onu korkutmak amacı güdüyordu."Padahal berbagai kecaman dan peringatan akibat negatif keberadaan mereka pun sudah dilontarkan berbagai pihak.
Deneklerini korkutmak için korkuluk maskesi takar.Selalu memakai topeng bertanduk untuk menutupi identitasnya.
Çocukları korkutmayı çok sever.Konon ia suka memakan anak-anak.
Kayış - Çocukları korkutmak için uydurulmuş kötücül varlık.Chiếc hộp rùng rợn: chứa những thứ ghê gớm đáng sợ để dọa nạt người khác.
“Halkı korkutma.自他の宗派を誹謗してはならない。
Başının görüntüsü bir fili bile korkutmak için yeterlidir.和名は頭部の羽色を緋色にたとえたことに由来する。
İnsanları korkutmaktan zevk alır.人を怖がらせるのが趣味。
“Halkı korkutma.任怨:講述擔任宰相者,應當為所應為,勿怕他人抱怨。
Büyük bir olasılıkla bu ihbarlardan bazıları onu korkutmak amacı güdüyordu."那里面有许多爱好清洁者;真主是喜爱清洁者的。
İçmeyi bırakmış alkoliklerden oluşan bu grup, insanları alkolün zararlarıyla korkutmaya çalışıyordu.这个组织由洗心革面了的酒徒们组成,他们试图威胁人们戒酒。
Açıktır ki sevgi yerine korkutma ve dehşete düşürme yolunu yeğliyor."你會比較希望別人原諒你,而不是一味訓斥和懲罰你。
Ragıp'ı korkutmak için şirkette yanında çalışanlardan biri ona oyun oynar.)경기에서 강인함을 드러내는 선수로, (이로 더러운 경기를 하는 선수라는 악명을 떨쳤다.)
Başının görüntüsü bir fili bile korkutmak için yeterlidir.기둥 간격은 공포 간격을 배려하여 같게 배치한 것으로 보인다.
Çünkü Pauline ‘ yi korkutmak yerine öldürmüştür.콜베는 그 사람 대신 자기가 죽겠다고 자원했다.
Çocukları korkutmayı çok sever.아이들을 모아놓고 허세부리기를 좋아한다.
Kayış - Çocukları korkutmak için uydurulmuş kötücül varlık.상인들을 괴롭히는 순사들에게 짱돌이라도 던져야 속이 시원한 청년이다.
Çocukları korkutmayı çok sever.אוהב להציק לילדים.
İnsanları korkutmaktan zevk alır.בעל חיבה להפחדת אנשים.
Deneklerini korkutmak için korkuluk maskesi takar.כמו כן, היא חובשת מסכה על מנת להסתיר את צלקותיה.
Pompey, şehri askerlerle doldurdu ve muhaliflerin gözünü korkutmayı başardı.Помпей пълни града с войници и опонентите на триумвирата са сплашени.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod