Korkak olan ben değilim.Ich bin keiner, der sich leicht fürchtet.
Aynı zamanda da bir korkaktır.Außerdem sei er ein Feigling gewesen.
Dünyanın en korkak köpeğidir.Der hässlichste Hund der Welt.
Biraz korkaktır.Du bist ein Feigling.
Örneğin cesaret erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların ortasında yer alır.Beispielsweise liegt die Tapferkeit in der Mitte zwischen Furcht und Tollkühnheit.
Herkes onun korkak olduğunu düşünür.Einer nennt ihn gar einen Feigling.
Çekingen ya da korkak olmamalıdır.Weder ein Held, noch ein Feigling.
Branas bunu bir zayıflık ve korkaklık işareti olarak aldı.Die Gallier sahen dies als Zeichen von Schwäche an.
Vur beni korkak, yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın."Mißrät’s, dann mag der Henker einen Namenlosen abtun.“.
Herkes onun korkak olduğunu düşünür.S'est lui-même persuadé qu'il est un lâche.
Korkaktır ve kadınlara büyük ilgi duyar.Il est toujours affable et s'intéresse aux autres.
Çekingen ya da korkak olmamalıdır.Il ne doit être ni peureux, ni agressif.
Kaplan : Çok Korkaktır.Elle semble avoir été assez lâche.
Tom Mary kadar korkaktı.Tom estaba tan asustado como lo estaba Mary.
Tarafsız bir eser, korkak bir adamın eseridir.Una obra neutral es una obra de un hombre cobarde.
Korkak değilim.No soy cobarde.
Bana hain dediniz, korkak dediniz, alay ettiniz ya başka?Me llamasteis traidor, me llamasteis cobarde, os burlasteis de mí, ¿y ahora qué?
Yahudilere en sık yakıştırılan özellik korkaklıktı.La cobardía era la calidad el más con frecuencia atribuida a judíos.
Her ikisi de gevezelik ve korkaklık eğilimi gösterirler.Ambos se acusaron de cobardía y perfidia.
Kendisi biraz yaşlıdır ve korkak biridir.Él es muy infantil y es un cobarde.
Aptaldır ve korkaktır fakat makinelerden iyi anlar.Es muy inteligente y racional, sabe más que los profesores.
Korkak, çekingen ve yüreksiz bir insandır.Es el personaje más tímido, cobarde o tonto.
O ve Scooby daima korkak ve açlardır; gösterilerinde komiklik yaparlar.Él y Scooby siempre se asustan y tienen hambre.
Ufak tefek, utangaç ve korkaktır.Es tímido y cobarde.
Rollins, Wyatt'ın korkak olduğunu söyledi.Rowling dice que Dumbledore es gay.
Oğlu biraz korkak ve Larry’ye göre kız gibidir.Su hija, Rose, lo considera como un cobarde.
Biraz korkaktır.Es algo cobarde.
Branas bunu bir zayıflık ve korkaklık işareti olarak aldı.Lisa toma esto como una señal de buena suerte.
Tek kelimeyle bir korkaktır o.Detto in una parola, è un vigliacco.
Vur beni korkak, yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın."Stia tranquillo, lei sta per uccidere un uomo».
Herkes onun korkak olduğunu düşünür.Tutti lo considerano un traditore.
Savaşın ilk yıllarında vatana ihanet ve korkaklıkla suçlandı.Nel corso della prima guerra mondiale fu arrestato con l'accusa di tradimento e di cospirazione patriottica.
Korkaktır ve kadınlara büyük ilgi duyar.È sensibile e sa ascoltare le persone.
Aynı zamanda da bir korkaktır.È anche molto codardo.
Bir Kabare Direktörü - Cesur olmaya yelteniyorsa da iş ciddileşince korkak.Ma il prescelto, sul campo di battaglia, si dimostrerà un codardo.
Korkaklığıyla dikkat çekse de kocaman bir kalbi vardır.Anche se sembra fredda, ha un gran cuore.
O bir korkak olduğunu açıkladı.Объявили, что он трус.
İnsanlık tarihi denen şey, erkeklerin korkaklık ve zavallılıklarıyla doludur.Так называемая история человечества переполнена мужской трусостью и убогостью.
Dünyanın en korkak köpeğidir.Кураж — самый трусливый пёс в мире.
Vur beni korkak, yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın."(«Трус, ты убиваешь мертвого человека!»).
Çekingen ya da korkak olmamalıdır.Не из смирения и уж никак не из трусости.
Çok korkak, komik ve acelecidir.Нахален, груб и насмешлив.
Kendisi biraz yaşlıdır ve korkak biridir.وهو أحد الحراس، وهو جبان بعض الشيء.
Çekingen ya da korkak olmamalıdır.أن لا يكون مبخراً أو مطيباً.
Aynı zamanda da bir korkaktır.No fundo, é um covarde.
Herkes onun korkak olduğunu düşünür.Todos acham que ele é um mutante.
Savaşın ilk yıllarında vatana ihanet ve korkaklıkla suçlandı.Durante a primeira parte da guerra, ele foi extremamente impopular e foi acusado de traição e covardia.
Vur beni korkak, yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın."Se você encontrar um patriarca, mate o patriarca."
Rollins, ona eşi Triple H'in korkak olduğunu söyledi.Daniel Bryan chama Triple H de covarde.
Onlar ona korkak dediler.Eles o chamavam de covarde.
Biraz korkaktır.Hij is een beetje een lafaard.
Herkes onun korkak olduğunu düşünür.Iedereen denkt dat hij een collaborateur is.
Korkaklığıyla dikkat çekse de kocaman bir kalbi vardır.Hoewel hij zich stoer voordoet, heeft hij een hart van goud.
C-3PO korkak bir kişiliğe sahiptir.Het 3GP-bestand is een big-endian.
Örneğin cesaret erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların ortasında yer alır.Np. odwaga mieści się między zuchwalstwem i tchórzostwem.
Aynı zamanda da bir korkaktır.Jest też bardzo tchórzliwy.
Biraz korkaktır.Jest tchórzliwy.
Herkes onun korkak olduğunu düşünür.Na ogół ludzie twierdzą, iż jest kujonem.
Dünyanın en korkak köpeğidir.Jest jednym z największych psów świata.
Vur beni korkak, yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın."Om ni icke äro fega stackare, så döda ni mig!"