Eğer İngilizce konuşmuyorsanız iyi bir pozisyon elde etme olasılığınız çok az muhtemeldir.You're much less likely to get a good position if you don't speak English.
İngilizce dünya genelinde birçok ülkede konuşulur.English is spoken in many countries around the world.
İngilizce dünyanın birçok yerinde konuşulur.English is spoken in many parts of the world.
İngilizce dünyada en yaygın konuşulan dildir.English is by far the most widely-spoken language in the world.
İngilizcenin yanı sıra Almanca da konuşur.He speaks German, not to mention English.
İngilizce nerede konuşulur?Where is English spoken?
İngilizce birçok ülkede konuşulur.English is spoken in many countries.
Burada İngilizce konuşulmaz.English is not spoken here.
Kanada'da İngilizce konuşulur mu?Is English spoken in Canada?
Kanada'da İngilizce konuşulur.English is spoken in Canada.
İngilizce Amerika'da konuşulur.English is spoken in America.
İngilizcenin yanı sıra Fransızca konuşabilir.In addition to English, he can speak French.
İngilizcenin yanı sıra, Almanca da konuşur.In addition to English, he speaks German.
İngilizce konuşma yarışmasına katılacak mısın?Are you going to take part in the English speech contest?
İngilizceni geliştirmek istiyorsan mümkün olduğu kadar sık İngilizce konuşmaya çalış.Try to speak English as often as possible if you want to improve your English.
Biz ya İngilizce ya da Japonca konuşabiliyorduk.We were allowed to speak either in English or in Japanese.
Ya İngilizce ya da Japonca konuşmamıza izin verildi.We were allowed to speak either in English or in Japanese.
Keşke İngilizce konuşabilsem.If only I could speak English!
Dünyada İngilizce'nin en yaygın şekilde konuşulan dil olduğunu inkar etmek yok.There is no denying that English is the most widely spoken language in the world.
O ya İngilizce ya da Fransızca konuşabilir.He can speak either English or French.
Başkaları hakkında arkalarından kötü konuşmamalıyız.We must not speak ill of others behind their backs.
Jack'in arkasından konuşmamalısın.You shouldn't talk about Jack behind his back.
Bizim satış elemanlarıyla konuştum.I talked with our sales people.
O araba sürerken onunla konuşma.Don't speak to him while he is driving.
Otobüs hareket halindeyken yolcular şoförle konuşmamalıdır.Passengers shall not converse with the driver while the bus is in motion.
O, arabayı kullanırken sürücüyle konuşmayın.Don't speak to the driver while he is driving.
Direksiyon başındaki kişiyle konuşmayacaksın.You are not to speak to the man at the wheel.
Neyse ki, seni konuşturdum.Fortunately, I've got you to talk to.
Hiç kimse arkasından kötü konuşulmasını sevmez.Nobody likes being spoken ill of behind his back.
Onun yokluğunda onun hakkında kötü konuşma.Don't speak badly of him in his absence.
İnsanların arkasından konuşmamalısın.You shouldn't talk about people behind their backs.
Genel olarak konuşursak, haziran ayında burada biraz yağmur var.Generally speaking, there is little rain here in June.
Genel olarak konuşursak, Japon kadınları mütevazıdır.Generally speaking, Japanese women are modest.
Genel olarak konuşursak, erkekler kadınlardan daha uzundur.Generally speaking, men are taller than women.
Genel olarak konuşulursa, bir kadın bir erkekten daha uzun yaşayacaktır.Generally speaking, a woman will live longer than a man.
Genel olarak konuşursak, Japonlar sıkı işçilerdir.Generally speaking, the Japanese are hard workers.
Genel olarak konuşursak, bugünkü gençler akıllıdırlar.Generally speaking, the young people of today are clever.
Hiç İngilizce konuşabiliyor musun?Can you speak English at all?
Çok pratik yaparsan İngilizceyi daha iyi konuşabileceksin.You'll be able to speak English better if you practice hard.
Yaşlı bir adam konuşmamıza girdi.An old man broke into our conversation.
Aptal yerine konulmaktan hoşlanmıyorum.I don't like being made a fool of.
Doktor hastanın çok dinlenmesi konusunda ısrar etti.The doctor insisted that the patient get plenty of rest.
Doktor onun yatakta kalması konusunda ısrar etti.The doctor insisted that he stay in bed.
Tıbbi olarak konuşursak, sana kilo vermeni öneririm.Speaking medically, I advise you to lose weight.
Müşteri avukatla konuştu.The client talked with the lawyer.
Konuyu birbirimizle tartıştık.We discussed the matter with each other.
Biz konuyu eğitimsel bir bakış açısından tartıştık.We discussed the matter from an educational point of view.
Biz şirket başkanı ile konuşmak istedik, ama o bizimle konuşmayı reddetti.We wanted to speak to the president of the company, but he refused to speak to us.
Bu konuları bir bütün olarak düşünmeliyiz.We must consider these matters as a whole.
Bazı konularda onlardan farklıyız.We differ from them in some respects.
Üç saat o konuyu tartışmamız için çok kısa.Three hours is too short for us to discuss that matter.
Japoncayı çok iyi konuşan bir Amerikalı kız tanıyorum.I know an American girl who speaks Japanese very well.
Konuyu ciddi olarak göz önünde bulundurmadım.I didn't consider the subject seriously.
Bu konu ile bir ilgim yok.I have nothing to do with the affair.
Konuşmaya katılmadım.I didn't take part in the conversation.
Biz hepimiz profesörün İngilizce konuşabileceğine kesin gözüyle baktık.We all took it for granted that the professor could speak English.
Bir kenara konulmuş biraz parası var.She has a little money put aside.
Robert telefon konuşmasının ortasında kırılıp ayrıldı.Robert broke off in the middle of his phone call.
Robert, kız arkadaşı ile konuşmaktan keyif aldı.Robert enjoyed talking with his girlfriend.
Rusça'yı iyi konuşabilen bir adam tanıyorum.I know a man who can speak Russian well.