Ana içeriğe geç
Sözlük

konu ile cümle

konu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bayan Richards'la şehirler arası ihbarlı konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a person-to-person call to Mrs. Richards.
Lisa, sadece İngilizce değil, aynı zamanda Fransızca da konuşur.Lisa speaks not only English but also French.
Bayan Lee büyük bir konuşmacı.Mrs. Lee is a great talker.
Radyoda doğal olarak konuşmak kolay değil.It is not easy to speak naturally on the radio.
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Mr Wright speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin?How dare you speak like that to me?
Ne cüretle benimle öyle konuşursun!How dare you talk to me like that!
İyi bir mektup yazmanın gerçek sırrı sanki konuşuyormuşsun gibi yazmaktır.The true secret of writing a good letter is to write as if you were talking.
Yavaş yavaş ve net bir şekilde konuşun.Speak slowly and clearly.
Yavaş konuşma o adamın özelliğidir.Slow speech is characteristic of that man.
Eğer uzun süre İngilizce konuşmadıysan, körelirsin.You get rusty if you haven't spoken English for a long time.
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Artık hiç kimse bu dili konuşmuyor.No one speaks this language anymore.
Keşke onunla konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with her.
Daha kibarca konuşmalıydın.You should have talked more politely.
Daha yavaş konuşun.Speak more slowly.
Daha yüksek sesle konuşun lütfen.Speak louder, please.
Lütfen daha sessiz konuşun.Speak more quietly, please.
Daha yavaş konuşmaz mısın?Won't you speak more slowly?
O, bana daha yavaş konuşmamı rica etti.He asked me to speak more slowly.
Lütfen daha yavaş konuşabilir misin?Could you speak more slowly, please?
Konuyu size daha sonra açıklayacağım.I'll explain the matter to you later on.
O yarın gelse konuşmak için daha fazla zamanım olur.If he came tomorrow, I would have more time to talk.
Yeterli zamanım olsa, seninle konuşurum.If I had enough time, I would talk with you.
Merhaba. Bay Johnson'la konuşabilir miyim, lütfen?Hello. May I speak to Mr Johnson, please?
Merhaba. Ben Joe Carlton. Michael ile konuşabilir miyim?Hello. This is Joe Carlton. May I speak to Michael?
Merhaba. Ogawa konuşuyor.Hello. This is Ogawa speaking.
Artık onunla konuşmayacağım.I won't talk with him anymore.
Birkaç ay içerisinde İngilizceyi akıcı olarak konuşabileceksin.You will be able to speak fluent English in another few months.
Lütfen biraz daha yavaş konuşun.Please speak a little more slowly.
Lütfen biraz daha yavaş konuşur musun?Would you speak more slowly, please?
Biraz daha yavaş konuşur musun?Would you mind speaking more slowly?
Sizinle tekrar konuşmak istiyorum.I would like to talk with you again.
Bu konu hakkında iki kez düşünürdüm.I'd think twice about this.
Biraz daha yavaşça konuşabilir misin?Could you please speak a little bit more slowly?
Biraz daha yavaş konuşabilir misiniz?Could you please speak a little bit more slowly?
Artık onun hakkında konuşmayalım.Let's not talk about it any more.
Altı ay sonra Almancayı akıcı olarak konuşabileceksin.In another six months you will be able to speak German fluently.
Bir konu ilave edebilir miyim?May I add a point?
Meg çok konuşuyor.Meg talks too much.
Meg çok fazla konuşur.Meg talks too much.
Meksika'da konuşulan dil nedir?What is the language spoken in Mexico?
Onlar Meksika'da İspanyolca konuşurlar.They speak Spanish in Mexico.
Meksika'da İspanyolca konuşulur mu?Is Spanish spoken in Mexico?
Meksika'da İspanyolca konuşulur.Spanish is spoken in Mexico.
Mary Japonjayı yavaşça konuştu.Mary spoke Japanese slowly.
Mary yavaşça Japonca konuştu.Mary spoke Japanese slowly.
Mary Japonca konuşabiliyor.Mary can speak Japanese.
Mary Japonca konuşabilir.Mary can speak Japanese.
Mary konuşmamıza karıştı.Mary broke in on our conversation.
Mary'nin konuşacak hiç kimsesi yok fakat o kendini yalnız hissetmiyor.Mary has nobody to talk with, but she doesn't feel lonely.
Mary konuşması hoş olan bir kızdır.Mary is a girl who is pleasant to talk with.
Daha yüksek sesle konuşun böylece herkes sizi duyabilir.Speak louder so everyone can hear you.
Herkes beni duyabilsin diye yüksek sesle konuştum.I spoke loudly so that everyone could hear me.
Herkes seni duyabilsin diye lütfen daha yüksek sesle konuş.Please speak more loudly so that everybody can hear you.
Herkes her zaman Tony hakkında iyi konuşur.Everyone always speaks well of Tony.
Dolaylı konuşmayı kes.Stop beating around the bush.
Sanki sen şefmişsin gibi konuşuyorsun.You talk as if you were the boss.
Sanki patronmuşsun gibi konuşuyorsun.You talk as if you were the boss.
Her şeyi biliyormuşsun gibi konuşuyorsun.You talk as if you knew everything.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod