Ana içeriğe geç
Sözlük

konu ile cümle

konu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Konuşabilir miyiz?Can we talk?
Keşke seninle konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with you.
Annen sağlığın konusunda endişeli.Your mother is anxious about your health.
Çay içtikten sonra konuşmaya başladık.After we had tea, we began the discussion.
Oturacak ve konuşacak zamanım yok.I've got no time to sit and talk.
O kadar hızlı konuşuyorsun ki söylediğin bir kelimeyi bile anlayamıyorum.You talk so fast I can't understand a word you say.
Ülkenizde hangi dili konuşuyorsunuz?What language do you speak in your country?
Ben fiyat konusunda endişeli değilim.I'm not worried about the price.
Bu konudan tekrar bahsetmeyin, lütfen.Don't refer to this matter again, please.
Konuştuğunu duymak istemiyorum.I don't want to hear you speak.
Dilini tut! Çok fazla konuşuyorsun!Hold your tongue! You talk too much!
Teyzem hem Çince hem de İngilizce konuşur.My aunt speaks Chinese as well as English.
Konuşmayı bırakın ve beni dinleyin.Stop talking and listen to me.
Avustralya'da konuşulan dil İngilizcedir.The language spoken in Australia is English.
Avustralya'da İngilizce konuşulur.English is spoken in Australia.
Papağanlar insan konuşmasını taklit eder.Parrots imitate human speech.
Bir papağan insan konuşmasını taklit edebilir.A parrot can imitate human speech.
Papağanlar çoğunlukla insan konuşmasını taklit eder.Parrots often imitate human speech.
Papağanlar insan konuşmasını taklit edebilen tek hayvandır.Parrots are the only animal that can imitate human speech.
Ellen İngilizce konuşmaz.Ellen does not speak English.
Emily konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazandı.Emily won first prize in the speech contest.
Mısır'da hangi dili konuşurlar?What language do they speak in Egypt?
Mısır'da hangi dil konuşulur?What language do they speak in Egypt?
İyi İngilizce konuşabilen hiç öğrenci yok.There are no students who can speak English well.
İngilizceyi iyi konuşabilen öğrenci yok.There are no students who can speak English well.
Yarın bazı konuklarımız olacak.We will have some guests tomorrow.
Bizim bebek konuşmayı öğreniyor.Our baby is learning to speak.
Bebeğimiz henüz konuşamıyor.Our baby cannot talk yet.
Viskiye ağır bir vergi konuldu.A heavy tax was imposed on whiskey.
Kendileri hakkında konuşan insanlar beni her zaman sıkar.People who talk about themselves all the time bore me.
Bir kere konuşmaya başladığında, onu durdurmak yok.Once she starts talking, there is no stopping her.
Ne kadar bu konuda sızlanmaya devam edeceksin? Geçmişi değiştiremezsiniz.How long are you going to keep whimpering about that? You can't change the past.
Bir defa onunla konuşma şansın olduğunda ondan hoşlanacaksın.You'll like him once you've had a chance to talk to him.
Hiç konuştunuz mu?Did you speak at all?
Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin!How dare you speak to me like that!
Dans etmek söz konusu olduğunda hiç kimse Michael Jackson gibi hareket edemez.When it comes to dancing, nobody can move like Michael Jackson.
Ben İngiltere'deyken İngilizce konuşmakta büyük sıkıntı yaşadım.When I was in England, I had great difficulty trouble in speaking English.
O cezaevine konulmalıdır.He should be put in prison.
Böyle konuşmak için aptal olmalı.He must be a fool to talk like that.
İngilizcenin öyle hızlı konuşulduğunu hiç duymadım.I've never heard English spoken so quickly.
Bayan Allen ile konuşan genç kadını bana tanıtır mısın?Will you introduce me to the young woman talking with Mrs. Allen?
Bir ankete göre, insanların beşte üçü uluslararası konulara ilgisiz.According to a survey, three in five people today are indifferent to foreign affairs.
Bir bilim adamı, insan hakları hakkında harika bir konuşma yaptı.A scholar made an excellent speech about human rights.
Alice konuşuyorken John sözünü kesti.John broke in as Alice was speaking.
Amerikan kültüründe konuşma altındır.In American culture, speech is golden.
Amerika'da doğduğu için, Taro iyi İngilizce konuşur.Born in America, Taro speaks good English.
Amerikan İngilizcesi konuşurken bu formu kullanmamalısın.You shall not use this form while speaking American English.
Amerika'ya gideceksen, İngilizce konuşmaları öğrenerek daha iyi edersin.If you are to go to America, you had better learn English conversation.
Amerika'ya gideceksen, İngilizce konuşmayı öğrensen iyi olur.If you are to go to America, you had better learn English conversation.
Bu yaz Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.A trip to America this summer is out of the question.
Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.A trip to America is out of the question.
Onlar Amerika'da İngilizce konuşurlar.They speak English in America.
Eğer çok fazla düzeltilirse o konuşmaktan vazgeçecek.If he is corrected too much, he will stop talking.
O kadar çok gürültü vardı ki, konuşmacı kendisini duyuramadı.There was so much noise that the speaker couldn't make himself heard.
O konuda çok fazla övünme.Don't boast too much about that.
O adam bazen saçma konuşur.That man sometimes talks nonsense.
Şu çocukla konuşan bayan onun öğretmenidir.The lady that is speaking to that boy is his teacher.
Şu Prof.'un konuşması beni deli ediyor.That Prof.'s talk is driving me up the wall.
Onun karısı İngilizcenin yanı sıra İspanyolca konuşur.His wife speaks Spanish as well as English.
Konuştuğunda bana babasını hatırlatır.He reminds me of his father when he speaks.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod