Ana içeriğe geç
Sözlük

konuşu ile cümle

konuşu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bunun kendi hatası olmadığı konusunda Mary'yi ikna etti.Tom convinced Mary that it wasn't his fault.
Tom her gece Mary'yi arar ve onunla en az 45 dakika konuşur.Tom calls Mary every night and talks with her for at least 45 minutes.
Tom, mutfağın tavanını boyaması için yardımcı olacağı konusunda Mary'ye güvence verdi.Tom assured Mary that he'd help her paint the ceiling of her kitchen.
Tom Mary'ye üç dilden daha fazla konuşup konuşmadığını sordu.Tom asked Mary if she spoke more than three languages.
Tom ve Mary birkaç dakika önce mutfakta sessizce konuşuyorlardı.Tom and Mary were talking quietly in the kitchen a few minutes ago.
Tom ve Mary Sevgililer Günü'nde ne yapacakları hakkında konuşuyor.Tom and Mary are talking about what they'll do on Valentine's Day.
Tom ve Mary para konusunda her zaman tartışıyorlar.Tom and Mary are always arguing about money.
Tom ve Mary çocuklarını nasıl yetiştirecekleri konusunda her zaman tartışıyorlar.Tom and Mary are always arguing about how to raise their children.
Tom, John'un masum olduğu konusunda Mary'yi ikna etti.Tom convinced Mary that John was innocent.
Thomas'la telefonda konuşuyorum.I'm talking on the phone with Thomas.
Tom Boston'da çalışmaya devam edip etmeyeceği konusunda karar vermeliydi.Tom needed to decide whether he would continue working in Boston.
Şimdi ne yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yok.I have no idea what I need to do now.
Yabancı, anadiliymiş gibi Japonca konuşuyor.The foreigner speaks Japanese as if it were his native language.
Bu bir ya ya da konusu.It's a matter of either-or.
Bu bir ya ya da konusu değil.It's not an either/or matter.
Latince konuşur musun?Do you speak Latin?
Kitabı okumuş gibi konuşuyor.He talks like he'd already read the book.
Ben seninle konuşurken bana bak, seni korkak!Look at me when I talk to you, you coward!
Kız İngilizceyi çok iyi konuşuyor.The girl speaks English very well.
Tom, John'un ondan ödünç para almaya çalışacağı konusunda Mary'yi uyardı.Tom warned Mary that John would try to borrow money from her.
Tom çok hızlı konuşur.Tom talks a mile a minute.
Tom Mary'yi işi alması konusunda ikna etti.Tom talked Mary into taking the job.
Tom Fransızcayı başka herhangi birinden daha iyi konuşur.Tom speaks French much better than anyone else.
Tom bir işi iyi yapmak için gereken süreyi harcama konusunda isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to spend the time it takes to do a job well.
Tom'un Mary ve John'un birbirleriyle flört ettikleri konusunda hiçbir kuşkusu yok.Tom never had an inkling that Mary and John were dating each other.
Tom müzik söz konusu olduğunda, görünüşe göre bir tür dahidir.Tom is apparently some kind of genius when it comes to music.
Tom Mary ile o konu hakkında konuşurken rahatsızlık hissetti.Tom felt uneasy talking to Mary about that matter.
Mary onunla konuşurken Tom gerçekten dinlemiyor.Tom doesn't really listen when Mary is talking to him.
Tom kesinlikle ne hakkında konuştuğunu biliyormuş gibi konuşuyor.Tom certainly talks as if he knows what he's talking about.
Tom kesinlikle çok konuşur.Tom certainly talks a lot.
Tom kesinlikle ikna edici biçimde konuşuyor.Tom certainly speaks eloquently.
Tom kesinlikle güzel konuşur.Tom certainly is eloquent.
Tom biraz zayıflamam konusunda kesinlikle beni ikna etti.Tom certainly convinced me that I should lose some weight.
Tom aynı zamanda biraz Fransızcada konuşur.Tom can also speak some French.
Tom ve Mary birbirleriyle İngilizce konuşuyorlar.Tom and Mary speak to each other in English.
Tom ve Mary sık sık birbirleriyle Skype kullanarak konuşurlar.Tom and Mary often talk to each other using Skype.
Tom ve Mary aynı şeyler hakkında bile konuşuyorlar.Tom and Mary even talk about the same things.
Tom'un Mary'yi çamaşırlarını onun için yıkaması konusunda ikna edebilmesi mümkündür.It's possible that Tom was able to convince Mary to do his laundry for him.
Biz sizin hakkınızda konuşuyorduk.We've been talking about you.
Xalbo, kiminle konuşuyorsun?Xalbo, who are you talking to?
Seninle konuşurum.I talk to you.
Bu konuda seninle konuşuyorum.I talk to you about this.
Benim hakkımda kim seninle konuşuyor?Who is talking to you about me?
Öğretmen Romalıların erdemleri hakkında konuşuyordu.The teacher was speaking about the virtue of the Romans.
Yaşım konusunda erkek arkadaşıma yalan söyledim.I lied to my boyfriend about my age.
İnsanlar aynı anda konuşuyorlar.People are speaking at the same time.
İspanyolca, Güney Amerika'da yaygın bir biçimde konuşulur.Spanish is widely spoken in South America.
Sağır insanlar birbirleriyle genellikle işaret dili kullanarak konuşurlar.Deaf people often talk to each other using sign language.
Ben Finim ama İsveççe de konuşuyorum.I am Finnish, but I speak also Swedish.
O biraz İngilizce konuşuyor.He speaks a little English.
O zar zor İngilizce konuşur.She hardly speaks English.
Romatoid artrit belirtileri olan kişiler, ne yedikleri konusunda çok dikkatli olmalılar.People with rheumatoid arthritis symptoms should be careful about what they eat.
Ben para konusunda endişeli değilim.I'm not worried about money.
İyi bir baba olup olmayacağım konusunda endişe ediyorum.I worry about whether I'll be a good father.
Sorun hakkında onunla konuşup konuşmamam gerektiğini merak ediyorum.I wonder if I should talk to her about the problem.
Tom kendi kendine konuşuyordu.Tom was talking to himself.
Tom şüphesiz büyük konuşur.Tom sure talks big.
Tom akıcı şekilde Fransızca konuşur.Tom speaks French fluently.
Tom Fransızcayı akıcı bir şekilde konuşuyor.Tom is fluent in French.
Akıcı bir şekilde Portekizce konuşurum.I speak Portuguese fluently.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod