Kadınlarla konuşmaktan bile kaçınmakta idi.Ci nie zamierzali dyskutować z kobietą.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Upasani znany jest ze swoich wypowiedzi dotyczących seksualności.
Bunun hakkında konuşmak çok zor.Nie jest to łatwa do podjęcia kwestia.
Dawn korkar ve onunla konuşmak istemez.Shepherd jest pijany i nie chce z nią rozmawiać.
Rus asıllı olan Azarov Ukraynacayı kötü konuşmaktadır.Bartoszewicz uważał, że używanie słowa Ukraina względem ziem ruskich jest jak najbardziej fałszywe.
Uyandıklarında 80'i de farklı dil konuşmaktadırlar.Ma 38 lat, mówi w 16 językach.
Konuşmak, şarkı söylemek içeriğiyle bağlantılıdır.Mężczyźni zajęci są rozmową lub śpiewem.
Korece konuşmaktadır.Mówi po koreańsku.
İngilizce konuşmak zordur.Angielski w mowie jest trudny.
Finlandiya'da yaklaşık 5 bin kişi Karelyaca konuşmaktadır.I Finland talar ungefär 5 000 personer karelska.
Bunun hakkında konuşmak çok zor.Svårighet med att tala.
Yarı Meksikalı olup İspanyolcayı akıcı bir şekilde konuşmaktadır.Han är kuban och talar flytande Spanska.
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.Han trodde att avstå från att tala gav honom inre frid.
İkiz kızları Selma ve Patty gibi çok sigara içmekte ve konuşmaktadır.Hon är även storrökare precis som Patty och Selma.
Bu konuyla ilgili konuşmak istemiyorum.("Jag vill inte prata om det...
Ama halkın yaklaşık olarak %10'u Fransızcayı ana dil (birinci dil) olarak konuşmaktadır.Franska talas dock bara av 10 % av befolkningen som förstaspråk.
Ufak bir kısmı ise Pontus Rumcası konuşmaktadır.Man håller fortfarande på att studera denna lilla ponnyras.
Heyecanlı bir tip olan Mendoza çok konuşmaktadır ve Roy da ona pek güven duymaz.Terapeuten är så märklig att Roy anar att något är fel.
Şehirde yaşayan Çingeneler de Türkçe konuşmaktadırlar.Utöver ukrainska talas även ryska i staden.
Bir kadın arka planda konuşmaktadır.Ön Nólsoy ses i bakgrunden.
100.000 kişi bu dili konuşmaktadır.Idag talar ca 130 000 människor språket.
O yılın Ekim ayında Yahudi örgütlerle tazminat konusunu konuşmak üzere bir araya geldi.I oktober hölls en om arbetslöshetsbidrag.
Bu sırada aşağıda Sam Norman ile konuşmaktadır.Under en period turnerade han tillsammans med Charlie Norman.
Bunlar arasında 40 kişi düzgün Lehçe konuşmaktadır.Cirka 40 av dessa var dekorerade med falska huvuden.
Örneğin Estonya'nın % 67,8'i Rusça konuşmaktadır.Всього 67,8% населення Естонії може говорити по-російськи.
Halen kendi dillerini konuşmaktadırlar.Вони навіть забувають свою мову.
Bunun hakkında konuşmak çok zor.Мені тяжко про це говорити.
Japonca konuşmaktadır.Виходить японською мовою.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.Обоє провели вечір, вигадуючи такі рядки.
Ancak, daha gerçekçi konuşmak gerekirse, dünyanın emisyon değeri 0.96 olarak bilinir.Ця планета має високе значення індексу подібності Землі (ESI) - 0,96.
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.Музе́й промисло́вого вузькоколі́йного тра́нспорту (нід.
Korece konuşmaktadır.Говорять корейською мовою.
YAN(G)ŞAMAK: Çok ve anlamsız konuşmak.Співрозмовник B: Тому, що це явне безглуздя.
Jackson, "Whatever Happens"da üçüncü kişinin ağzından konuşmaktadır.«I Remember Him», які він вів від третьої особи.
Gayrimüslim halk, kendi ailesiyle ve mahallesinde kendi dilini konuşmaktaydı.Вони розмовляли в житті і на сцені своєю рідною мовою.
Nüfusun geri kalanı İngilizce konuşmaktadır.Переважна більшість населення говорить англійською мовою.
Onun için başta konuşmak istemediler, sustular.А спочатку цього вони не говорили, щоб не піддатися загальному від усіх докору.
Fakat Giles hâlâ Fransızca konuşmaktadır.Навіть Ірландія говорить англійською.
Sunita onunla konuşmak için yanına gider.Соня їде з ним.
Tweener ve Bellick konuşmaktadır.Скаллі та Бракман розмовляють.
Amaç çok bilmek, ama az konuşmaktır.Багато говорить, і переважно дурниці.
Timbuktu'da halkın çoğunluğu bu dili konuşmaktadır.Цією мовою розмовляє більшість населення Курдистану.
Kurmanci leçhesi konuşmaktadır.Пастушок розповів про лихо.
Tom kimseyle konuşmak istemiyordu.Том не хотів ні з ким розмовляти.
Hiç kimse bu konu hakkında konuşmak istemedi.Ніхто не хотів про це говорити.
Onunla konuşmak istiyorum.Я хочу поговорити з нею.
Neden konuşmak istemediğini biliyorum ben de seninle konuşmak istemiyorum.Я знаю, чому ти не хочеш говорити. Я теж не хочу з тобою говорити.
Tom Mary ile konuşmak istedi.Том хотів поговорити з Мері.
Tom Mary ile konuşmak için geldi.Том прийшов поговорити з Мері.
Kızlar hakkında konuşmak istiyorum.Я хочу поговорити про дівчат.
Tom onun hakkında konuşmaktan hoşlanmaz.Тому не подобається про це говорити.
Ne hakkında konuşmak istiyorum?Про що я хочу поговорити?
Tom Mary ile konuşmak istiyordu.Том хотів поговорити з Мері.
Önce Tom'la konuşmak istiyorum.Спочатку я хочу поговорити з Томом.
Şimdi Tom'la konuşmak istiyorum.Я хочу зараз поговорити з Томом.
Tom'la yalnız konuşmak isterim.Я хотів би поговорити з Томом наодинці.
Üzgünüm ama o konuda konuşmak istemiyorum.Перепрошую, але я не хочу про це говорити.
Ne olduğu hakkında konuşmak çok zor.Дуже складно говорити про те, що трапилося.
Tom bana Fransızca konuşmaktan hoşlanmadığını söyledi.Том сказав мені, що не любить розмовляти французькою.
Sellers özel hayatını konuşmak konusunda isteksizdi.Sellers byl velmi zdrženlivý, pokud přišla řeč na jeho osobní život.