Ana içeriğe geç
Sözlük

konuşmak ile cümle

konuşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
2. Aytışmak: Karşılıklı konuşmak, deyişmek (Ayıtmak/Aytmak: Konuşmak).63a): Onde alguns se reúnem, espalham; onde se espalham, se reúnem!
O konuşmak istiyor.Ele quer falar.
Konuşmak istiyorsan, konuş.Se você quer falar, fale.
Konuşmak istiyor musun?Você quer conversar?
Konuşmak istiyor musun?Queres conversar?
Finlandiya'da yaklaşık 5 bin kişi Karelyaca konuşmaktadır.In Finland zijn er nog ongeveer 5000 mensen die het Karelisch kunnen spreken.
Yarı Meksikalı olup İspanyolcayı akıcı bir şekilde konuşmaktadır.Ze is een Mexicaanse en spreekt vloeiend Spaans.
Japonca konuşmaktadır.Ze spreekt Japans.
Halk kendi aralarında konuşmakta; satıcılarla pazarlık etmektedir.Het praten met mensen met dezelfde (of een tegenstrijdige) gedachtegang.
Kadınlarla konuşmaktan bile kaçınmakta idi.Ze wil ook niet dat hij met andere vrouwen praat.
David, Suzel ile konuşmak için arkada kalır.Tom gaat een tijdje op kantoor helpen om Sumaya te helpen.
Karakter sadece üç satır konuşmaktadır.Het Tarifit bestaat uit drie dialecten.
Dili ortalama 6 milyon insan konuşmaktadır. ^De taal wordt gesproken door ongeveer 67 miljoen mensen.
Sarah konuşmak istememektedir.Fish wilde niet met haar spreken.
Artık tam anlamıyla annesinin yerine geçmiştir ve annesinin sesiyle konuşmaktadır.Yusuf praat als gevolg daarvan niet meer met zijn moeder.
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.In de volksmond wordt hij ook weleens Trellovuni (d.i.
Hiçbiri, bunları konuşmak istemez.Geen van beiden wil hier iets over zeggen.
Ben de Glory'nin adamlarıyla konuşmaktadır.Ze is ook op de hoogte van Big Guys geheim.
Karakter güney aksanı ile konuşmaktadır.Hij viel te herkennen aan zijn zuidelijke accent.
Bu konuyla ilgili konuşmak istemiyorum.Daarover kan ik niet praten.
Kabardeyceyi toplam 1,012,000 kişi konuşmaktadır.6,121 miljard mensen in totaal.
Rusya'nın Kemerova bölgesinde 9.800 kişi konuşmaktadır.Het wordt gesproken door circa 2.800 mensen in Kemerovo.
Köy halkının tamamı Kürtçe konuşmaktadır.Nagenoeg de hele bevolking spreekt Tuvaluaans.
Rush ile Young o sırada konuşmaktadır.Elise en Josh praten intussen boven na over het gebeurde.
Halen kendi dillerini konuşmaktadırlar.Zij brachten hun eigen talen met zich mee.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Het zet de mensen aan tot praten.
2000 yılı itibarıyla nüfusun çoğu, (%94.8) Almanca konuşmaktaydı.Het merendeel hiervan (20) was Duits.
Unaslar kendi aralarında anlaşabilecekleri az kelime haznesine sahip kendilerine özgü bir dili konuşmaktadır.In plaats daarvan hebben ze onderling een eigen geheimtaal, die alleen zij begrijpen.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.Er zijn genoeg vreemde mensen bij elkaar om vreemde dingen te verwachten.
Japonca konuşmak benim için kolaydır.Japans spreken is makkelijk voor mij.
John'la konuşmak istiyorum.Ik zou graag met John spreken.
İngilizce konuşmak kolay değildir.Engels spreken is niet makkelijk.
Biz konuşmaktan hoşlanıyoruz.Wij praten graag.
Onunla konuşmak istiyorum.Ik wil met hem spreken.
Onunla konuşmak istiyorum.Ik wil met haar spreken.
Onunla konuşmak istiyorum.Ik wil met hem praten.
Onunla konuşmak istiyorum.Ik wil met haar praten.
Canım biriyle konuşmak istedi.Ik had zin om met iemand te praten.
Tom o konu hakkında konuşmak istemiyor.Tom wil niet erover praten.
Tom bunun hakkında konuşmak istemiyor.Tom wil niet erover praten.
Konser sırasında konuşmak kabalıktır.Het is onbeleefd tijdens een concert te praten.
Tom hakkında konuşmaktan hoşlanmıyorum.Ik hou er niet van over Tom te praten.
Bunun hakkında seninle konuşmak istedim.Ik wilde je hierover spreken.
Artık onun hakkında konuşmak istemiyorum.Ik wil er niet meer over praten.
Sizi pekâlâ duyuyorum, o kadar yüksek sesle konuşmak gerekmez.Ik hoor u wel, het is niet nodig zo luid te spreken.
Annenizle bir şey hakkında konuşmak istiyorum.Ik heb iets te bespreken met jullie moeder.
Böyle konuşmak seni üzmüyor mu?Doet het geen pijn als je dat zegt?
Tom seninle tekrar konuşmak istiyor.Tom wil weer met je praten.
Benimle konuşmak için birazcık vaktin var mı?Heb je 'n momentje om met me te praten?
Tom'la ilgili konuşmaktan hoşlanmıyorum.Ik hou er niet van over Tom te praten.
Yarı Meksikalı olup İspanyolcayı akıcı bir şekilde konuşmaktadır.Był w połowie Meksykaninem i mówił biegle po hiszpańsku.
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.Wierzył, że powstrzymywanie się od mówienia przynosi mu wewnętrzny spokój.
Konuşmak kesinlikle yasaktır.Rozmowy były zakazane.
Karakter güney aksanı ile konuşmaktadır.Mówi z południowym akcentem.
2001 nüfus sayımına göre 58.652 kişi İskoç dilini konuşmaktadır.W spisie ludności z 2000 roku, 28 565 ludzi zadeklarowało iż używa języka bułgarskiego na co dzień.
Tibet-Birman ailesinden Akha dilini konuşmaktadırlar.Mówią językiem tybeto-birmańskim.
Japonca konuşmaktadır.Mówi biegle po japońsku.
Şehir nüfusunun % 70’i Türkçe konuşmaktadır.10% miejscowej ludności posługuje się językiem niemieckim.
Nüfusun geri kalanı İngilizce konuşmaktadır.Większość mieszkańców kraju nie mówiła po angielsku.
Günümüzde Uteler sadece İngilizce konuşmaktadırlar.Mówią po angielsku tylko kiedy się boją.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod