Ana içeriğe geç
Sözlük

konuşmak ile cümle

konuşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kadınlarla konuşmaktan bile kaçınmakta idi.Женщинам не положено говорить.
Japonca konuşmaktadır.Говорит на японском языке.
Takım sahiplerinden biri olarak, güzel konuşmak ve gençlere örnek olmak sorumluluğunu taşıması gerekir." dedi.Правилом его работы было развить хорошие черты ребёнка и сделать из него честного человека».
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.Жить для него значило — петь (неопр.).
Ancak bu durumu Willow dışında kimseyle konuşmak istemez, Willow ise ortalarda yoktur.Он не хочет от Шелли ничего, кроме секса.
Daha açık konuşmak gerekirse, bunun için hepimizi öldürmen gerekiyor.Ради этого, мне казалось, я должна пожертвовать всем.
Daha fazla konuşmak istemiyorum.Больше никаких разговоров.
Halkı Arapçanın bir şivesi olan Mahalmice konuşmaktadır.حجاج‎), хаджадж — арабское многозначное слово.
Şu anda Erğin köyünün Tamamı Kürtçe konuşmakta ve halen adet ve geleneklerini devem ettirmektedir.Практически все население села Дада говорит на родном языке и соблюдает национальные обычаи и традиции.
2000 verilerine göre Louisiana da 194.000 insan evlerinde Fransızca konuşmaktadır.По данным переписи 2000 года 92,25 % населения Мэна говорит дома на английском.
Nüfusun geri kalanı İngilizce konuşmaktadır.Остальные говорят только на английском языке.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Вспоминай как мы дрались, ссорились, гуляли.
Wood, "Koridorlarda koşmak, yüksek sesle konuşmak ve sakız çiğnemek yasak.Суровые наказания были обещаны за «выкрикивание лозунгов, бездельное хождение по улицам и хулиганство».
Türki dillerin konuşurlarının %40 civarında bir kesimi Türkiye Türkçesi konuşmaktadır.حوالي 40% من الناطقين باللغات التركية ينطقون اللغة التركية لتركيا.
Evlerde bile Türkçe konuşmak yasaklanmıştır.في البيت تحدثوا باللغة التركية.
Japonca konuşmaktadır.اللغة اليابانية.
Rus asıllı olan Azarov Ukraynacayı kötü konuşmaktadır.يتحدث أزاروف الأوكرانية على نحو ضعيف.
Bugün, yakınlardaki Cuentepec köyünün sakinleri Nahuatl dilini konuşmaktadır.يتحدث سكان قرية كوينتيبيك المجاورة اليوم لغة الناواتل.
Bu konuyla ilgili konuşmak istemiyorum.أنا لست بحاجة إلى أن أجادل في ذلك.
Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.وقد أرسلت لأكلمك وأبشرك بهذا.
Bunun hakkında konuşmak çok zor.وما أصعب الكلام عنه.
Heinrici Hitler'le konuşmak istedi ancak Krebs, Hitler'in çok meşgul olduğunu söyledi.وطلب هاينريكي أن يتحدث إلى هتلر، ولكن كربس أخبره أن هتلر مشغول للغاية ولا يستطيع أن يتلقى هذا الاتصال.
Konuşmak kesinlikle yasaktır.وكان التبشير لدينهم ممنوعاً.
Kızılbaşlar sarayda normal olarak Türkçenin Azeri lehçesi konuşmaktaydılar.يحاكي السياسيون الفنلنديون النظام الشمالي عموماً.
Şehir nüfusunun % 70’i Türkçe konuşmaktadır.ويتكلم ما نسبته 70% من السكان اللغة الألمانية هناك.
2016'da yapılan sayıma göre 2.622 nüfuslu yerleşimin 1.967'si anadili olarak Ladin Dili'ni konuşmaktadır.اعتبارًا من عام 2017 ، يتحدث 26،467 شخصًا بلغة الأم.
Nüfusun %84,2'si Fince ve %13,9'u İsveççe ile birlikte iki dilde konuşmaktadır.البلدية ثنائية اللغة فيتحدث حاليا 84.2 ٪ الفنلندية و 13.9 ٪ السويدية.
Çok az bir nüfus ise Farsça konuşmaktadır.وتوجد أقليات صغيرة جداً تتكلم بالسواحيلية.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.يجتمعون فقط عند مناقشة الأمور الهامة.
İranlı olarak tanımlanan halklar genellikle Hint-Avrupa eksenli dilleri konuşmaktadırlar.يتحدث شعوب سهل الغانج الهندي في الغالب اللغات الهندية الآرية.
Nancy ve Glen geç bir vakitte Rod ile konuşmak için karakola giderler.يشاهد بلو وغانسي في رحلة في وقت متأخر بالليل .
Onunla yalnız konuşmak istiyorum.اريد التحدث معها على انفراد.
Onlar sadece Tom'la konuşmak istiyor.يريدون محادثة توم فقط.
Tom neden benim ile konuşmak istiyor?لماذا يريد توم التحدث معي؟
Tom ne olduğu hakkında konuşmak istiyor.يريد توم الحديث عن ما حدث.
Ekim 2002 yılı Rus verilerine göre 1.330.000 kişi Çeçence konuşmaktadır.Conforme o Censo da Rússia de outubro de 2002, havia 1,330,000 falantes de Checheno.
Yaptığımız, oturup sürekli siyaset konuşmak oldu.Tudo que fizemos foi sentar e falar de política o tempo todo.
Diana Apgar akıcı bir şekilde İngilizce, Ermenice ve Hintçe konuşmaktadır.Diana Apcar tornou-se fluente em inglês, arménio, e hindustani.
Bu konuyla ilgili konuşmak istemiyorum.Eu não deveria falar sobre isto.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Antes de falar, cada convidado educadamente espera que outro convidado termine de falar.
Raymond, öğleden sonra akşam tekrar konuşmak üzere onlardan ayrıldı.Walker substituiu-o nas tardes de domingo.
Nüfusun geri kalanı İngilizce konuşmaktadır.O restante da população fala alemão.
Örneğin Estonya'nın % 67,8'i Rusça konuşmaktadır.No total, 67,8% da população da Estônia fala o idioma.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Os seus pais não se incomodam com a sua orientação sexual.
Türki dillerin konuşurlarının %40 civarında bir kesimi Türkiye Türkçesi konuşmaktadır.O turco corresponde a cerca de 40% dos falantes do grupo túrquico.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.Ambos são clicados frequentemente juntos em almoços e encontros casuais.
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.Abster-se de falar, segundo acreditava, lhe trazia paz interior.
Karakter sadece üç satır konuşmaktadır.A língua apresenta três dialetos.
1941 yılında %91 ve 1970 yılında %86'lık kısım ilk dil olarak Romanş lehçesini konuşmaktaydı.Em 1910, eram 89%; em 1941, cerca de 91%, e, em 1970, 86% da população falava romanche como primeira língua.
Konuşmak kesinlikle yasaktır.Você está expressamente proibido de me contestar.
Günümüzde Kuzey Batı İngiltere bölgesindeki nüfusun %100 'e yakın oranı İngilizce konuşmaktadır.Assim não admira que na actualidade cerca de 11% da população seja anglófona.
Sunita onunla konuşmak için yanına gider.Entretanto chega Simone para falar com ela.
Halkı Ugaritçe denilen bir Sami dili konuşmaktaydı.A população sente como se estivesse falando uma língua estrangeira.
1880 yılında %88'lik kısım Romanş lehçesini konuşmaktaydı.Em 1880, 88% da população falava este dialeto romanche.
Bunun hakkında konuşmak bile imkansız.É impossível dizer qualquer coisa sobre ela.
Günümüzde Uteler sadece İngilizce konuşmaktadırlar.Mas meus pais falam alemão até hoje.
Dora-nichov O bir şey konuşmak değildir ve her zaman soğuk yüzüyle görünür.Dublador: Hikaru Midorikawa Ele quase nunca fala, e está sempre de olhos fechados.
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.Demorou para que os outros percebecem isso (principalmente Cody).
Günümüzde kasaba nüfusunun tamamına yakını Kürtçe konuşmaktadır.É falado virtualmente por toda a população.
Ana dilleri Arapça olmak üzere Yunanca ile Türkçe de konuşmaktadırlar.Primariamente falando árabe levantino, apesar de muitos também falarem grego e turco.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod