Rory'nin etkinlikte konuştuğu ilk kişiler, "e" harfini kullanmadan hızla konuşmaktadırlar.The first people she approaches are conversing rapidly without using the letter "e".
Engelleme sadece insanlarla konuşmak için kullanılacak bir araç değildir.Blocking is not merely a tool to be used instead of talking to people.
Bu dili yarım milyon kişi konuşmaktadır.This language is spoken by half a million people.
800.000'den fazla insan da Kazakça konuşmaktadır.More than 800,000 people also speak the Kazakh language.
Eğitimli birçok Suriyeli ayrıca İngilizce ve Fransızca konuşmaktadır.[1][2]Many educated Syrians also speak English and French.[59][60]
Görme engeli nedeniyle kişi konuşmak için başını geriye eğmek zorunda kalabilir.Obstructed vision may cause a person to tilt their head back to speak.
Linus, David'le sorumsuzluğu hakkında konuşmak yerine, ona sempati duyuyormuş gibi yapar.Instead of confronting David about his irresponsibility, Linus pretends to sympathize with him.
BYRNES, James F. tarafından Açıkça Konuşmak.From BYRNES, James F. Speaking Frankly.
Kesin konuşmak gerekirse "Lingnan kültürü" terimi iki tanımlodor:Strictly speaking, the term "Lingnan culture" has two definitions:
Park Yi, Jeong Woo'nun yanına gider ve onunla özel olarak konuşmak istediğini söyler.Park Yi suddenly shows up and asks Jeong Woo for a private talk.
Ukrayna vatandaşlarının bir kısmı Rusça da konuşmaktadır.[1][2]However, some of the Ukrainian citizens also speak Russian.[15][16]
Yerli dili konuşanların çoğu İspanyolca'da konuşmaktadır.[1]Las Pozas gardens are a major tourist attraction.
Almanca konuşmak istiyorum.Ich will Deutsch sprechen.
İngilizce konuşmak kolay değildir.Englisch zu sprechen ist nicht leicht.
Seninle konuşmak istiyorum.Ich möchte dich sprechen.
Kimle konuşmak istiyorsun?Wen willst du sprechen?
İngilizce konuşmak zorundasın.Du musst Englisch sprechen.
Bu konuda sizinle konuşmak isterdim.Ich wollte mit euch darüber sprechen.
Onunla konuşmak istiyorum.Ich will mit ihr sprechen.
Tom onun hakkında Mary ile konuşmak istedi.Tom wollte mit Maria darüber sprechen.
Tom'la konuşmak istiyoruz.Wir wollen mit Tom reden.
Sizinle konuşmak istiyor.Er will Sie sprechen.
Sadece konuşmak istiyorum.Ich will nur reden.
Tom konuşmak istiyor.Tom will sprechen.
Tom'la konuşmak istemiyorum.Ich will nicht mit Tom sprechen.
Fransızca konuşmak eğlenceli.Französisch sprechen macht Spaß.
Neden konuşmak istemediğini biliyorum ben de seninle konuşmak istemiyorum.Ich weiß, warum du nicht reden willst. Ich will auch nicht mit dir reden.
Buradayız çünkü Tom ile konuşmak istiyoruz.Wir sind hier, weil wir mit Tom sprechen wollen.
Bunun hakkında sizinle konuşmak istedim.Ich wollte mit Ihnen darüber sprechen.
Bunun hakkında seninle konuşmak istedim.Ich wollte mit dir darüber sprechen.
Sizinle konuşmak istediğim şey buydu.Das ist es, worüber ich mit euch sprechen will.
Tom konuşmak istemedi.Tom wollte nicht sprechen.
Tom Mary ile konuşmak istemedi.Tom wollte nicht mit Maria reden.
Kapıda seninle konuşmak isteyen biri var.Da ist jemand an der Tür, der dich sprechen will.
Konuşmaktan hoşlanırım.Ich unterhalte mich gern.
Onun hakkında konuşmak istemiyorum.Ich will nicht über ihn sprechen.
Konuşmak istiyor musun?Willst du reden?
Açık konuşmak gerekirse, ben de olsam aynısını yapardım!Offen gesagt, wäre ich es, dann würde ich das Gleiche tun!
Tom benimle konuşmak istemediğini söyledi.Tom sagte, er wolle nicht mit mir reden.
Fransızca yazmak, konuşmaktan daha zordur.Das Französische ist schwerer zu schreiben als zu sprechen.
O konuda seninle konuşmak istiyoruz.Wir wollen mit dir darüber sprechen.
Tom sadece konuşmak istiyor.Tom möchte doch nur sprechen.
Tom hakkında konuşmak istemiyorum.Ich will nicht über Tom sprechen.
Ben İngilizce konuşmak istiyorum.Ich will Englisch sprechen.
Seninle bugün konuşmak istemiyorum.Ich will heute nicht mit dir reden.
Tom'la konuşmak için bir şans yakaladın mı?Hattest du eine Gelegenheit, mit Tom zu sprechen?
Türkçe konuşmak benim için çok zor.Türkisch sprechen ist schwer für mich.
Benim için Türkçede yazı yazmak daha kolay. Türkçe konuşmak oldukça zor.Für mich ist es leichter auf Türkisch zu schreiben. Türkisch zu sprechen ist ziemlich schwer.
Türkçe konuşmak istediğimde, çok düşümek zorundayım.Wenn ich Türkisch sprechen will, muss ich noch viel nachdenken.
Konuşmak gümüştür, davranışa dönüştürmek ise altın.Reden ist Silber. Es auch in die Tat umzusetzen, ist Gold.
Türkçe konuşmak istediğimde, çok düşünmek zorundayım.Wenn ich Türkisch sprechen möchte, muss ich viel nachdenken.
Halen kendi dillerini konuşmaktadırlar.Ebenso übernahmen sie deren Sprache.
Ama halkın yaklaşık olarak %10'u Fransızcayı ana dil (birinci dil) olarak konuşmaktadır.Allerdings sprechen nur 10 % der Einwohner Französisch als erste (Mutter-) Sprache.
Karakter sadece üç satır konuşmaktadır.Auch sie brauchten nur drei Sätze.
100.000 kişi bu dili konuşmaktadır.Diese Sprache wird noch von über 100.000 Personen gesprochen.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Bevor sie zu sprechen beginnen, warten sie höflich darauf, dass der andere Gast zu reden aufgehört hat.
İnsanlar onunla konuşmaktan hoşlanmaktaydı.Ich hätte gern mit ihm gesprochen.
Bu yüzden çok nadir konuşmaktadır.Sie spricht nur selten.
Onun için başta konuşmak istemediler, sustular.Es war anfänglich nicht für den Renneinsatz gedacht.
Onun için konuşmak kadar düşünmek de önemliydi (Antid.Bevorzugt verwendete man dafür den Talus (dt.