Ana içeriğe geç
Sözlük

komşu ile cümle

komşu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Mr. Humphrey Cadwallader & Mrs. Eleanor Cadwallader — Brook'un komşuları.Humphrey Cadwallader et Eleanor Cadwallader — voisins des Brookes.
Poe, ev halkına 1833'te katıldı ve bir süre sonra Mary Devereaux adında bir komşuya tutuldu.Poe rejoignit en 1833 le foyer et tomba amoureux d’une voisine du nom de Mary Devereaux.
Yaklaşık 180 milyon yıl önceki Jura Devrinde New Jersey Kuzey Afrika ile komşuydu.Il y a à peu près 180 millions d'années, durant le Jurassique, le New Jersey bordait l'Afrique du Nord.
MÖ 494'te kent, iki komşu oymakla savaştaydı.En 494 av. J.-C., la ville est en guerre contre deux peuples voisins.
Ülke, komşu ülke tarafından yok edilir.À moins qu'il ne soit racheté par un peuple voisin.
Guatemala’daki 15.000 km² lik komşu Maya Biyosfer Rezervi’nde 465 ile 550 hayvan olabilir.La réserve de biosphère Maya au Guatemala contiendrait, quant à elle, de 465 à 550 animaux.
550 yılında Sasani yanlısı bir isyan, Lazika'nın kuzey komşusu olan Abazglar arasında patlak verdi.En 550, une révolte pro-Perse éclate parmi les Abkhazes, un peuple voisin du Lazique, au nord.
Ayrıca bir komşu ülkeyle sınırı olmayan tek eyalettir.C'est le seul département du pays à ne pas avoir de frontière avec un État voisin.
Böylece, her altbirim komşu altbirimin bağlanmasına katkıda bulunur.Tous ces éléments finirent par alerter un voisin.
Mr. Heckles (Larry Hankin): Monica ve Rachel'ın alt komşusu.M. Heckles (Larry Hankin) est le voisin de l'appartement en dessous de celui de Monica et Rachel.
İlin komşuları Dalarna, Gävleborg, Västernorrland ve Västerbotten illeridir.Il est voisin des comtés de Dalarna, Gävleborg, Västernorrland et Västerbotten.
Taşındıkları gün Jud Crandall adında ihtiyar komşuları ile tanışırlar.Il se tourne alors vers un étrange voisin, Jud Crandall.
İlin komşuları Halland, Västra Götaland, Östergötland, Kalmar ve Kronoberg illeridir.Il est voisin des comtés de Halland, Västra Götaland, Östergötland, Kalmar et Kronoberg.
Bununla Avrupa Komşuluk Politikasının temeli atıldı.Ils sont en revanche concernés par la politique de voisinage de l’Union.
Çocukları ile birlikte 744 Evergreen Terrace evinde oturmaktadır ve Simpson ailesi'nin kapı komşusudur.Ils vivent au 740 Evergreen Terrace, ce qui fait d'eux les voisins directs de la famille Simpson.
Dağın zirve noktasına çıkıldığında; tüm şehir ve hatta komşu şehir çevreleri de görüntülenebilir.De cette hauteur, on peut voir toute la ville, ainsi que les proches alentours.
Komşular davet edilir.Ils sont invités.
Bu çapraz bağları komşu polimer zincirleri birbirine bağlar, böylece sertlik verir.Ces chaînes latérales connectent des chaînes de polymère voisines, leur conférant leur rigidité.
Annesi ise komşu binada yaşıyor.La mère cependant se tient dans le voisinage.
Levha, komşu levhalarla çarpışma halindedir.Wédric entra en conflit avec ses voisins.
1792'de birlik Rusya tarafından işgal edildi ve komşuları arasında paylaşıldı.À partir de 1792, le site n’est plus communautaire et fut partagé entre différents propriétaires.
Komşu kasabalardan birinden yoksul bir melez kız olan Juana de Léon ile evlendi.Favez épouse Juana de Léon, une jeune femme métisse pauvre d'une ville voisine.
O komşularına yardım edebilirsin.Là, il pourra obtenir l’aide de ses habitants.
Bu durum komşu hanlıkları tehdit etmeye başlamıştır.Ces dirigeants se croient menacés par leur voisin.
Aksi halde bu durum komşu erkeklerle yeniden bir kavgaya neden olur.Ces coutumes provoquèrent des heurts avec les seigneurs voisins.
"Mongeri'nin Komşuları".Les quartiers de Montréal".
Eyaletin kuzey sınırları Kanada'ya komşudur.Les États-Unis sont le seul pays limitrophe du Canada.
Laurel Canyon Bulvarı ile sınır komşusudur.Il est originaire du quartier angeleno Laurel Canyon.
Bay Curry: Brown Ailesinin komşusudur.M. Curry : le voisin grincheux des Brown.
Yerli Rumlarla iyi komşuluk ilişkileri içinde bulundular.Entretenir de bonnes relations avec les pays limitrophes.
Zamanının büyük çoğunluğunu komşularını gözetleyerek geçirir.Chevauche largement les domaines voisins.
400.000 civarında Tamil komşu ülkelere kaçtı.Exil de 300 000 Tutsi dans les pays voisins.
Tek komşusu kuzeyde Kaçanik Belediyesi’dir.Sa seule voisine immédiate est la commune de Metzeral au nord.
Yakın komşularında ise onların bilmediği bir farklılık vardır.Même leurs proches ne le savent pas.
Vefat eden komşuların cenazeleri sabaha kadar beklenir.C'est l'enterrement de la vieille dame qui est prévu le lendemain matin.
İlin komşuları Västra Götaland, Jönköping, Kronoberg ve Skåne illeridir.Il est voisin des comtés de Västra Götaland, Jönköping, Kronoberg et Skåne.
Komşulardan başlayarak diğer ülkeler ele geçirilmeye çalışılır.Puis des voisins commencent à être atteints.
Little Suzy: Johnny Bravo'nun komşu kızı.C'est la petite copine et voisine de Johnny.
Bu gerginlik komşu iki ülkenin hükümetlerine de yayıldı.Cette agitation inquiète les gouvernements de différents pays.
Beldemiz Sınır Komşuları Şöyledir.Les chemins vicinaux disparaissent ainsi.
Batıdan Feriköy ile komşudur. ^Il est voisin à l'ouest.
"Bombacılar kapı komşusu çıktı!.".Le jeu fait suite à Un voisin d'enfer !.
Komşu bölgelere yayılmazlar.Celui-ci ne se propagea pas aux salles voisines.
Kış günlerinde "arabaşı" yemeği yapılır ve akrabalar, komşular ve dostlar davet edilir.Le matin, le soumalak encore chaud est offert aux voisins, proches et amis.
En yakın komşu köyleri Yeniköy ve Zaferhamit'tir.Les villages les plus proches sont Outrelouxhe et Vierset.
Namibya'da, tıpkı komşusu Güney Afrika Cumhuriyeti'nde olduğu gibi trafik soldan akmaktadır.Dans les autres secteurs, la Namibie reste dépendante de son voisin sud-africain.
Plazmanın birlikte dönmesi aylarla olan komşuluğundan dolayı yavaşladığından bunlar gelişirler.L'apparition de ces spots est due au fait que la co-rotation du plasma est ralentie au voisinage des lunes.
Lan ile kapı komşusudur.De là il rançonne le voisinage.
Kendimi asmaya çalıştım ama annem ve komşular beni geri çevirdi.Cependant ma belle-mère me hait, mon épouse me repousse.
1961 yılında 13 yaşındaki George Kooymans ve komşusu 15 yaşındaki Rinus Gerritsen tarafından Lahey'de kuruldu.Il est formé parGeorge Kooymans, à l'époque 13 ans, et son voisin de 15 ans, Rinus Gerritsen.
Komşumun evi Architectural Digest'in son sayısında çıktı.La casa de mi vecino salió en el último número de Architectural Digest.
Biz komşularımızı sevmiyoruz ve onlar da bizi sevmiyor.No nos gustan nuestros vecinos, y a ellos tampoco les gustamos nosotros.
O benim komşum ama onu iyi tanımıyorum.Él es mi vecino, pero no le conozco bien.
Komşumdan nefret ederim.Odio a mi vecino.
O benim komşum.Él es mi vecino.
Sen bizim yeni komşumuzsun.Tú eres nuestro nuevo vecino.
Portekiz'in sadece bir komşusu vardır ve o İspanya'dır.Portugal tiene sólo un vecino y es España.
Komşunun oğlu avlunun bütün bitkilerini kırdı.El hijo de la vecina rompió todas las plantas del patio.
Onlar komşu.Ellos son vecinos.
Mısırlı bir komşum var.Tengo un vecino egipcio.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
komşu ile cümle - Sayfa 21 - komşu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App