Ana içeriğe geç
Sözlük

koltuk ile cümle

koltuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.Saya memandangnya sebagai orang gendut duduk di kursi emas
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.Widziałem go jako grubasa siedzącego na złotym tronie.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.Εγώ τον έβλεπα σαν έναν χοντρό που κάθεται σε χρυσή καρέκλα.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum."Стори ми се един дебел човек, беше седнал върху златен стол.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.אני רואה בו אדם שמן .היושב על כיסא מוזהב
O onun koltukta kaskatı yükseldi.Felállt mereven székében.
O onun koltukta kaskatı yükseldi.Ia bangkit kaku di kursinya.
O onun koltukta kaskatı yükseldi.Jeho obličej byl výmluvným fyzických utrpení.
O onun koltukta kaskatı yükseldi.Levantou-se rigidamente em seu assento.
O onun koltukta kaskatı yükseldi.Ngài đã sống cứng nhắc trong chỗ của mình.
O onun koltukta kaskatı yükseldi.그는 자리에 stiffly했다. 그의 얼굴은 신체의 웅변했다
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Er erhob sich steif auf seinem Stuhl.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Hän nousi jäykästi paikallaan.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Han reste sig stelt i sin stol.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Hij stond stijf in zijn stoel.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Il se leva avec raideur dans son siège.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.On zdvihol sa strnulo na svojom mieste.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Podniósł się sztywno w fotelu.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Se levantó rígido en su asiento.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Se ridică ţeapăn în scaunul său.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Si alzò rigidamente al suo posto.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Vstal je stiffly v svojem sedežu.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Αναστήθηκε stiffly στο κάθισμά του.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Він піднявся натягнуто на своє місце.
O onun koltukta kaskatı yükseldi. Yüzü fiziksel dokunaklı acı.Он поднялся натянуто на свое место.
O onun koltukta kaskatı yükseldi.Той се изправи вдървено на стола си. Лицето му беше красноречив на физическата страдание.
O onun koltukta kaskatı yükseldi.ارتقى بتصنع في مقعده. كان وجهه بليغة البدنية
O onun koltukta kaskatı yükseldi.苦しんで。 "うわー!"と彼は言った。
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Ada seorang ayah dan anak yang duduk di kursi sebelah sana.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.C'erano un padre ed un figlio seduti in quel posto.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Daar zaten een vader en een zoon.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Da drüben saßen Vater und Sohn.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Havia um pai e um filho que estavam sentados naquele lugar ali.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Il y avait un père et son fils qui était assis à ce siège là-bas.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.아버지와 아들이 저 자리에 앉아 있었습니다.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Siedzieli tu ojciec z synem.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Un padre y un hijo se sentaban ahí.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Un tată şi fiu au stat în acel loc.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Вон там сидели отец и сын.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.במושב שם ישבו אב ובנו.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.كان هناك أب مع ابنه كانا يجلسان على ذلك المقعد هناك.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.息子は死に 父は生き延びました
O sezon kalça hakkında koltuklardan sıkı giyerlerdi biliyordu.그들은 엉덩이 that 시즌에 대한 팔 - 의자가 꽉 차고 알았.
O sezon kalça hakkında koltuklardan sıkı giyerlerdi biliyordu.Wiedziałem, że sobie fotele mocno o biodra w tym sezonie.
O sezon kalça hakkında koltuklardan sıkı giyerlerdi biliyordu.عرف انهم كانوا يرتدون الذراع الكراسي الضيقة حول الوركين هذا الموسم.
O sezon kalça hakkında koltuklardan sıkı giyerlerdi biliyordu.彼女は明るく、膨らんだ目と黄色のたくさんの毛を持っていた、と彼女は話したとき、彼女は示した
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.제가 2001년 12월에 아프가니스탄에 귀국 했을때
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.Autositze eine Vermutung sind, die wir von Regierungen geerbt haben.
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.Bạn biết đấy, khi tôi trở lại đây vào tháng 12 năm 2001
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.Existuje zde celá dlouhá historie vzájemné pomoci, která by nyní měla být přezkoumána.
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.Nel modo in cui i posti in auto sono un presupposto che abbiamo ereditato nei governi locali.
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.Wiecie, kiedy wróciłem tam w grudniu 2001 roku, nie miałem najmniejszej ochoty na pracę z afgańskim rządem.
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.Y esto es, de nuevo, una de esas asunciones. La manera en que
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.По начина, по който седалките на колите са идея, която сме наследили в правителствата.
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.Это - предпосылки, унаследованные нами в государстве.
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.אתם יודעים, כאשר חזרתי בדצמבר 2001,
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.انشاء كراسي ا لسيارة هي ا لطريقة ا لتي ورثناها
Otomobil koltukları, hükümetlerimizin miras aldığı bir varsayım.アフガニスタンの政府と仕事をする気など、全くありませんでした。
Oyuncular ve KoltuklarGiocatori & e posti
Oyuncular ve KoltuklarGracze i strony
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
koltuk ile cümle - Sayfa 35 - koltuk kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App