Yaklaşık 140 çocuk, milletvekillerinin koltuklarını devraldı.Etwa um 1460 gingen die Reiche auf die jeweiligen Söhne der Herrscher über.
İlk fırlatma koltukları birbirinden bağımsız şekilde Heinkel ve SAAB tarafından geliştirilmiştir.Die Schelde mündete zunächst getrennt von Rhein und Maas.
1909'da felç olmuş, hayatının geri kalanını bir koltukta yaşamak zorunda kalmıştı.Paralysé à partir de 1909, il a eu à vivre le reste de sa vie dans un fauteuil.
Koltuk altımı tıraş etmezdim ve makyaj yapan normal kızlar gibi giyinmezdim.Je ne me suis pas épiler les aisselles et je ne me suis pas maquillée comme les filles normales.
2009 seçimlerinde Güney Osetya Parlamentosu'ndaki 34 koltuktan 9'unu aldı.Aux élections de 2009, le parti récolta 9 des 34 sièges du Parlement de l'Ossétie du Sud.
Koltukların arka kısmında ise mutfak ve tuvalet yer alıyor.Enfin, à l'arrière, se trouvent la cuisine et les toilettes.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler".Que les caisses sont vides ? ».
23.112 koltuk kapasitesine sahip olan stadyum, ülkedeki en büyük ikinci stadyumdur.Sa capacité est de 23 112 places ce qui en fait le deuxième plus grand stade du Costa Rica.
2005 yılında yapılan koltuk çalışmasıyla stadın tamamı koltukla donatılmıştır.À la suite de la rénovation en 2005, l’ensemble du stade est équipé de sièges.
Kont buna çok sinirlenip saklandığı koltuk arkasından çıkar.L'Écossais prend un air gêné et cache son pied derrière lui.
Ön koltukta oturur.Il s'assit sur la chaise.
Evdeki koltukta oturur ve televizyon izler.Il revient à son domicile où il regarde la télévision en famille.
Oda Tiyatrosu, bugün 60 koltuk kapasitesine sahiptir.Sa salle de théâtre a une capacité de 98 places.
1992 yılından bu yana stadyumun tümü koltuklandırılmıştır.Dès 1992, l'état des bâtiments inquiète.
Geri kalan koltuklar azınlıklara göre dağıtılmıştır.Les 53 sièges restants sont alloués proportionnellement aux partis minoritaires.
Proje 40.882 koltuk kapasiteliydi.Le stade a une capacité de 48 290 places.
Diğer iki kurşun sağ koltukaltının arkasından girmiştir.L’autre balle entra dans la cuisse de l’avant vers l’arrière.
Ancak parti parlamentoda herhangi bir koltuk kazanamadı.Le parti n'a néanmoins remporté aucun siège.
Dört bölmede yerler tamamen koltuklu hale getirilmiştir. ^ "Ipswich Town".Les quatre saisons suivantes, c'est la malchance qui frappe Ipswich Town.
Çocukluğundan itibaren topallıyor ve bir koltuk değneğinin yardımı ile yürüyordu.Du coup, elle s'est tordu la cheville et marche en s'aidant d'un bâton.
12 Aralık 1993 parlamento seçimlerinde % 8 oyla 37 koltuk kazandı.Aux élections législative de 1982, un mois plus tard, le parti bleu remporte 37 sièges sur 38.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.Il a besoin d'une canne pour marcher.
Arka koltukta oturmaktadır.Il est retenu au poste d'arrière.
Bunların en meşhuru Koltuktaki Çıplak'tır.In: Die Wahrheit ist nackt am schönsten.
7 koltuklu modeli ise Grand C4 Picasso olarak bilinmektedir. ^ "Citroën Grand C4 Picasso".Le C4 Picasso existe en versions courte et longue, cette dernière prenant le nom de « Grand C4 Picasso ».
Lerkendal Stadion, Norveç'in Trondheim şehrinde yer alan tamamı koltuklu futbol stadyumu.Il est septième sur le petit tremplin des Championnats du monde de Trondheim, en Norvège.
Yeni stadyumun kapasitesi 32.000 kişilik olup hepsi koltukludur.Le stade possède d’une capacité d’accueil de 32 000 places dont 6 000 assises.
1917 yılından itibaren Bavyera uçak bölüklerinde özellikle tek koltuklu av uçağı olarak kullanılmıştır.Jusqu’en 1914, le Drac n’était équipé que dans sa partie basse.
Otomobil üreticileri standart olarak ön koltukta emniyet kemeri yerleştirdiler.Les ceintures de sécurité sont intégrées aux sièges avant.
Yolcular için fazladan koltuk ilave edildi.Une salle d'attente pour les voyageurs est aménagée.
Yatay bisikletlerde bu itme kuvveti koltuktan alınıyor.C'est à son initiative que les bicyclettes sont introduites dans l'armée.
Koltuklarınıza geri dönün.Vuelvan a sus asientos.
Bu koltukta kimse yok.No hay nadie en este asiento.
Ayağımı kırdığımdan beri koltuk değnekleriyle yürüyorum.Desde que me rompí el pie, ando con muletas.
Pencere yanında koltuk istiyorum.Quiero un asiento al lado de la ventana.
İyi bir koltuk almak istiyorum bu yüzden erken gelmeyi planlıyorum.Quiero coger un buen sitio, así que planeo llegar pronto.
Orada bir koltuk var.Ahí hay un asiento.
Bu koltuk boş.Este asiento está vacío.
Hâlâ boş koltuklar var.Todavía hay asientos vacíos.
Cam kenarı koltuk istiyorum.Quiero un asiento de ventanilla.
Koridor tarafı koltuk istiyorum.Quiero un asiento de pasillo.
Geniş bir koltuk istiyorum.Quiero un asiento espacioso.
Koltuk altımı tıraş etmezdim ve makyaj yapan normal kızlar gibi giyinmezdim.No me afeitaba las axilas y no usaba maquillaje como las chicas normales.
918 Spyder, Michael Mauer tarafından ortadan motorlu iki koltuklu bir spor otomobil olarak tasarlanmıştır.El 918 Spyder es un automóvil deportivo biplaza con motor central diseñado por Michael Mauer.
Batı tribününün altına VIP odalar kuruldu ve localar yeniden düzenlenerek 1.000 yeni koltuk eklendi.En el oeste del recinto se establecen las salas VIP y se añadieron 1.000 espectadores más.
Alouette III, Alouette II'ye göre daha büyük ve daha çok koltukludur.El Alouette III es el sucesor del Alouette II, con mayores dimensiones e incrementado así el número de plazas.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler".«Obras se quedó con las manos vacías».
Erkekler belden aşağı, kadınlar koltuk altlarından itibaren kullanırlar.En dobles mixtos, los hombres deben servir por abajo.
KBY Kürdistan Parlamentosu (KP) olarak bilinen 111 koltuklu bir tek kamaralı parlamentodan oluşur.El KRG se constituye en el Parlamento del Kurdistán Iraquí (IKP), un parlamento unicameral con 111 escaños.
Günümüzde 72.000 koltuk kapasitesine sahiptir.Tiene una capacidad actual de 24.000 espéctadores.
Geri kalan koltuklar azınlıklara göre dağıtılmıştır.El resto de los escaños son repartidos entre las regiones más pequeñas.
Evdeki koltukta oturur ve televizyon izler.Siempre se la ve fumando y viendo televisión en su casa.
Afrika grubundan seçilen Güney Afrika da BMGK'da üçüncü kez koltuk kazanmış oldu.Sudáfrica gana Miss Mundo por tercera vez.
Çözüm olarak sürücü arabanın arka koltukların altına mühimmat sandıkları yerleştirmekteydi.La munición era almacenada bajo el asiento del conductor y detrás del cargador.
Stadın tamamı koltuklandırılmıştır.Todo el edificio estaba estucado.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.Él tiene que utilizar una silla mecánica para moverse.
43+1 koltuk adedi ve 150 ayakta yolcu kapasitesiyle bir seferde yaklaşık 200 yolcu taşımaktadır.Tienen capacidad para 24 pasajeros sentados y espacio para alrededor de 115 pasajeros de pie.
Fakat 28.000 koltuk bulunmaktadır.Se produjeron unas 28.000 unidades.
Koltuk değeneği omuzu yukarı kaldırır.Levantar el stick por encima de la cintura.
3000 koltuklu bu sinagog Almanya'da zamanının en büyük sinagoguydu.Fue la sinagoga más grande de Alemania en este tiempo, con capacidad para 3.000 personas.