Tavus kuşu ( Inachis io ) güzel ve kolayca tanınabilen bir kelebektir.The peacock (Inachis io) is a beautiful and easily recognizable butterfly.
Kötü havada, kolayca soğuk algınlığına yakalanılabilir.In bad weather, one can easily catch a cold.
Ben onun ofisini kolayca buldum.I easily found his office.
İstersen, bunu kolayca yapabilirsin.If you want, you can easily do it.
Tom kolayca yorulur.Tom gets tired easily.
Tom kolayca sinirlenir.Tom gets angry easily.
Ev kolayca satıldı.The house has been easily sold.
Kayınbiraderim önemsiz konulardan kolayca sinirlenir.My brother-in-law easily loses his temper from trivial matters.
Başarı kolayca gelmiyor.Success doesn't come easily.
İnsanlar kolayca sevmeye başlayabilir ama çok kolayca durduramaz.People can easily start loving, but not so easily stop.
Karton kutular kolayca yırtılırlar.Cardboard boxes rip easily.
Kurşun kolayca eğilir.Lead is easily bent.
Kötü alışkanlığa bir bulaşırsan, ondan kolayca kurtulamazsın.Once you've formed a bad habit, you can't get rid of it easily.
Bu kasaba o kadar küçüktür ki herkesin ismini kolayca öğrenebilirsin.This town is so small that you can easily learn everyone's names.
Bu ev kolayca kiralanır.This house will rent easily.
Bu ev kolayca kiracı bulur.This house will rent easily.
Kolayca nezle olurum.I catch a cold easily.
O kolayca korkar.He scares easily.
İspanyolca'yı kolayca okuyabiliyorum.I can easily read Spanish.
Bazı dördüncü dereceden denklemler kolayca ikinci dereceden denklemlere ayrıştırılabilir.Some quartic equations can be easily decomposed into quadratics.
O kolayca ağaçlara tırmanır.He climbs trees easily.
Tom kolayca taşımak için yeterince küçük bir bilgisayar istiyor.Tom wants a computer small enough to easily carry.
Yüzleri kolayca hatırlar mısınız?Do you remember faces easily?
Yüzleri kolayca hatırlar mısın?Do you remember faces easily?
Kolayca eğlenirim.I'm easily amused.
Kolayca sıkılırım.I'm easily bored.
Ne dediğine dikkat et, zira o kolayca sinirlenir.Be careful of what you say, for he's easily annoyed.
O çocuğun kolayca dikkati dağılır.That child's easily distracted.
Kolayca korkmam.I don't scare easily.
Kolayca arkadaş yapamam.I don't make friends easily.
Ben o kadar kolayca korkutmam.I don't scare that easily.
Kenti, o yüksek binanın tepesinden kolayca görebilirsin.From the top of that tall building, you can easily see the city.
Bu kolayca yapılır.It's easily done.
O kolayca etkilenir.She's easily influenced.
Ben çok kolayca etkilenmem.I'm not very easily impressed.
Eğer hiç kimse onları bizim kadar iyi bilmiyorsa hatalarımızı kolayca unutabiliriz.We forget our faults easily if no one knows them as well as us.
Onun kolayca dikkati dağılır.She's easily distracted.
Tom sorunu kolayca çözdü.Tom solved the problem easily.
Kolayca anlayabileceğin kitap türlerini oku.Read the kinds of books that you can easily understand.
Kolayca anlayabileceğin kitaplar türünü oku.Read the sort of books that you can easily understand.
Motosikletler harika. Onlar yoğun trafikte bile kolayca ilerleyebilir.Motorcycles are great. They can easily get through even in heavy traffic.
Kolayca çözüldü.It was easily resolved.
Ben kolayca sinirlenirim.I anger easily.
Konuşmacının sesi kolayca tüm salon boyunca duyulur.The lecturer's voice is easily heard throughout the entire hall.
Bu diferansiyel denklemler Laplace dönüşümüyle kolayca çözülebilir.This differential equation can be easily solved by Laplace transform.
Tom bütün soruları kolayca cevapladı.Tom answered all the questions easily.
Tom duygusal bir çocuktu ve kolayca ağladı.Tom was a sensitive child and he cried easily.
Sen kolayca arkadaşlar edinir gibi görünüyorsun.You seem to make friends easily.
Amerika'daki herkes, isterse kolayca silah sahibi olabilir.Everyone in America can easily have a gun if he wants it.
Biz kolayca vazgeçemeyiz.We can't give up that easily.
Bu kadar kolayca vazgeçeceğimi mi düşündün?Did you think I'd give up so easily?
Gelecek sefer böyle kolayca vazgeçme.Next time don't give up so easily.
Ben bu testi kolayca geçebileceğimi düşündüm.I thought I would easily pass this test.
İyi şeyler kolayca bozulur.Good things are easily spoiled.
Bu kolayca taşımak için sadece çok büyük.This is just too big to easily carry.
Bu kolayca taşımak için çok büyük.This is too big to easily carry.
Tom kolayca korkar.Tom scares easily.
Kolayca etkilenmem.I'm not easily impressed.
Ben kolayca kırılmam.I'm not easily offended.
Tom istediğimizi yapmayı kolayca kabul etti.Tom readily agreed to do what we asked.