Bu çizgiler sayesşnde kolayca ayırt edilebilirler.Ezek a fényszórók alapján könnyen megkülönböztethetők.
Bu tırtıklı görünüm mikroskop altında kolayca incelenebilir ve yün elyafın tanınmasında karakteristiktir.Ez a csavarodottság mikroszkóp alatt jól kivehető a szál hosszanti képén.
2008 yılında kolayca yeniden seçildi.2008-ban újraválasztották.
Böylece herkes tarafından kolayca benimsenebilirdi.Amit könnyen befogadhat bárki.
Gerektiğinde kıvrımlardan tutup çekerek kolayca çözülür.Szükség esetén kézzel kell kapcsolni.
A4 kâğıt ebadıdındaki kolayca bulunabilir.Milánó területén az A4-es díjmentesen használható.
Vücuttan kolayca elimine olur.Az, amely a testet támadja meg, könnyen kezelhető.
Bir parça zarar görse bile Renji kolayca onu ayırıp Zabimaru'yu tekrar oluşturur.Ha egy szelvény megsérül, azt Rendzsi egyszerűen leválasztja, majd újraformálja Bestiát.
Köpek basit komutları fazla tekrara gerek bırakmadan kolayca öğrenebilir.A jó disznós kutyának is több dolgot kell tudnia.
Kubilay bu isyanı kolayca bastırdı, ancak bu onda Han Çinlilerine karşı derin bir güvensizlik yarattı.Kublai kukisti kapinan nopeasti, mutta se osoitti hänelle han-kiinalaisten kapinallisuuden.
Silahın oldukça ağır ve namlusunun kolayca fark edilebilmesine karşın üretimi kolay ve ucuzdu.Vaikka se oli raskas ja sen suuliekki oli helppo havaita, se oli halpa ja helppo valmistaa.
Kolayca paniklenir.Pikku paniikki.
Beyaz fosforun aksine kolayca tutuşmaz, ışıldamaz ve zehirli değildir.Toisin kuin valkoinen fosfori, se ei syty itsestään eikä ole läheskään yhtä myrkyllistä.
Bütün bileşiklerinden kolayca metalik hale indirgenebilir.Yhdiste syövyttää helposti monia metalleja.
Kolayca işlenebilir.Ystävystyy helposti.
Çok yumuşaktır bu yüzden kolayca dövülebilir.Se on hyvin haurasta ja hapettuu helposti.
Ve kolayca sinirlenebilir.Hän pystyy myös ärsyttämiseen.
Bir parça zarar görse bile Renji kolayca onu ayırıp Zabimaru'yu tekrar oluşturur.Jos joku palanen vahingoittuu, Renji voi yksinkertaisesti vain purkaa Zabimarun osiin ja uudistaa sen.
Bu karşıt çiftin bir tablosuna başvurularak kolayca çözülür.Etualan pariskunta on todennäköisesti lahjoittanut maalauksen.
Toz halindeki magnezyum kolayca tutuşur ve parlak bir alevle yanar.Hieno teräsvilla on helposti syttyvää ja märkänäkin palavaa.
Saf metal haldeyken yumuşaktır ve jilet ile kolayca kesilebilir.Metalli on pehmeää ja sitä voidaan leikata veitsellä.
Kolayca sıkıldıklarından çok sık iş değiştirebilirler ve hayalkırıklığı sorunu yaşarlar.Hän usein vastustaa radikaaleja ideoita ja huolestuu helposti.
Radon, flor ile kolayca reaksiyona girerek katı bir bileşik oluşturur.Radon reagoi fluorin kanssa ja muodostaa kiinteää ainetta.
Kolayca öğrenilebilen, basit bir dile sahiptir.Häneltä puuttuu taito puhua selkeää kieltä.
Eklem yerlerinden kolayca kırılabilir özelliktedir.Sen tunnusmerkkeinä ovat helposti irtoava pintakelmu.
Kolayca kontrol edilebilen çok dar gözenek boyut dağılımına sahip micropores olabilir.Niillä voi olla mikrohuokosia erittäin kapealla huokosjakaumalla, jota pystytään vaivattomasti kontrolloimaan.
Kurşun kolayca eğilir.Lyijy antaa helposti periksi.
Sedir ağacı odunundan çözücü ve ultrasonikasyon ile kolayca ekstrakte edilebilir.[7]Sitä pystyy eristämään seetripuusta liuottimella sekä ultraääntä käyttäen.[yksi] [2]
Görüntüler kolayca sosyal ağlar (Google+, Facebook, Twitter) ve diğer hizmetler ile paylaşılabilir.Οι εικόνες μπορούν εύκολα να μοιραστούν με κοινωνικά δίκτυα (Google+, Facebook, Twitter) και άλλες υπηρεσίες.
Rottingham kolayca kazanır ve Blood Island'ın yerini gösteren haritayı elegeçirir.Ο Rottingham εύκολα κερδίζει και παίρνει τον χάρτη για το νησί Blood.
Batıdan gelen her akın onları kolayca aşabildi.Η είσοδος στον χώρο γινόταν από τα δυτικά.
Ichigo istemsizce Rukia’nın güçlerinin hepsini alır ve hollowu kolayca yener.Ο Ichigo όμως εν αγνοία του απορροφά όλη τη δύναμη της Rukia, και νικάει το Hollow με ευκολία.
Ayrıca çok sert bir derileri olup kolayca hasara uğramazlar.Επιπλέον τους δίνουν τη δυνατότητα να παραμορφώνονται χωρίς να σπάνε εύκολα.
Ayrıca onlardan daha fazla ve kolayca özelleştirilebilir bir yapıya sahiptir.Μέσα από αυτές μπορεί κάποιος να φτιάξει πολύ περισσότερες και πιο σύνθετες.
Bulutsudaki en parlak yıldız 8,24 görünür parlaklığıyla iyi bir dürbünle kolayca gözlenebilir.Το λαμπρότερο άστρο του ανοικτό σμήνους έχει μέγεθος +8,24 και είναι ορατό με καλά κιάλια.
Vücuttan kolayca elimine olur.Απορροφάται εύκολα από το δέρμα.
Bunlar kolayca gerçek fosiller ile karıştırılabilir.Αυτές μπορούν να μπολιάζονται με τα πρότυπα ριζώματα των εσπεριδοειδών.
Bu yüzden Truva Savaşı'na katılmak için kolayca ikna edilmiştir.Πραγματικά σε ένα δείπνο συζητήθηκε το πώς θα κατακτηθεί η Τροία.
Genellikle kolayca görülen yaygın bir türdür.Συνήθως είναι σχετικά κοινά ή ευρέως διαδεδομένα είδη.
Bağırsak teller oldukça kırılgandırlar ve kolayca kopabilirler.Τα κέρατα είναι τόσο λεπτά που μπορούν να σπάσουν εύκολα.
Bununla birlikte, Cafer han onları kolayca yenmeyi başarmasıyla.Έτσι ο Kankurou νίκησε εύκολα το ματς.
Organofosfitler, organofosfat vermek için kolayca oksitlenebilir.Μπορούν να αναστείλουν την οστεοπόρωση.
Sedir ağacı odunundan çözücü ve ultrasonikasyon ile kolayca ekstrakte edilebilir.[7]Μπορεί να εξαχθεί εύκολα από το ξύλο κέδρου με διαλύτη και υπερήχους. [2ο]
Alfvén dalgaları da korona da kolayca dağılmamaktadır.Yderligere spredes Alfvénbølger ikke let i koronaen.
İçerik oluşturucuların 3D nesnelere kolayca erişmesi ve paylaşması amacıyla oluşturulmuştur.Den er beregnet til at gøre det nemt for skaberer at få adgang til og dele 3D-objekter.
Bu etkiye sahip mutasyonların tarihsel dokusu kolayca incelenebilir.På grund af dette er historiske mutationers mønstre nemme at undersøge.
Bunlar kolayca gerçek fosiller ile karıştırılabilir.Hvidnæsen kan nemt forveksles med hvidskæving.
Kitabın devamında Harry, diğer karanlık bulucular gibi bunların da kolayca yanıltılabileceğini söyler.Senere i bogen nævner Harry at hemmelighedssensorer, ligesom andre mørkedetektorer, kan blive narret.
2008 yılında kolayca yeniden seçildi.Han blev genvalgt i 2008.
Aşırı heyecan hallerinde kendini kolayca kaybediyor olma.Tag ikke tilfældig modgang alt for alvorligt.
Kaliteli kameralar pahalıdırlar ve kolayca hasar görürler.Kameraerne er af meget høj kvalitet og dermed også dyre.
Böylece önemli bir problemin kolayca çözülmesi mümkün olmuştu."Kan du forslå et lettere tilgængeligt relateret problem?"
Dor, sütunların üstündeki basit dairesel başlıklar tarafından kolayca tanınmaktadır.Gruppen er let genkendelig på rørene under hatten.
O kolayca soğuk alır.Hun bliver let forkølet.
O zaman ne yaparsanız kolayca yaparsınız."For meg blir det dessverre vanskelig å bedømme det dere gjorde».
Sonunda, O'Sullivan beraberliği kolayca, 10-2 kazandı.Til slutt var det O'Sullivan som vant med 10–9.
Bu eskilik sokaklarında kolayca fark ediliyor.Det var for farlig å vise seg på disse åpne gatene.
Bu yüzden Truva Savaşı'na katılmak için kolayca ikna edilmiştir.Derfor var det lett å overtale henne til å delta i den trojanske krigen, der hun kjempet på Trojas side.
Coğrafi yönleri anlamada son derece zayıftır ve kolayca kaybolur.Du er veid på vekten og funnet for lett.
Kalkık kuyruğu sayesinde kolayca tanınır.Den er lett gjenkjennelig med sin flate bunn.