Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Zamana ayak uydurmak kolay değil.It's not easy to keep up with the times.
Jiro kola içmek istiyor.Jiro wants to drink Coke.
Planlar yapmak genellikle gerçekleştirmekten daha kolaydır.It is often easier to make plans than to carry them out.
Gençler değişime kolayca uyum sağlarlar.The young adapt to change easily.
Bir mektup yazmak kolay bir iş değil.It is no easy task to write a letter.
Amerikalılar silahlara kolayca erişebilir.Guns are readily accessible to Americans.
Silahlara Amerikalılar tarafından kolayca erişilebilir.Guns are readily accessible to Americans.
Ödev kolayca yapıldı.The homework was easily done.
Pul kolleksiyonuna bakmak istiyorum.I would like to have a look at your collection of stamps.
Mümkünse ucuz koltuklar istiyorum.I'd like inexpensive seats, if possible.
İlk kölelik yasağı on dokuzuncu yüzyılın ortasındaydı.The first prohibition of slavery was in the mid-nineteenth century.
İlk başta İngilizcenin çok zor olduğunu düşündü ama şimdi kolay olduğunu düşünüyor.At first, he thought English very difficult, but now he thinks it is easy.
Sıcak mevsim sırasında oğlumun cildi kolayca çıtlar.During the hot season, my son's skin breaks out easily.
Kadınların gözleri kolayca dolar.Women are easily moved to tears.
Kadınlar kolayca duygulanırlar.Women are easily moved to tears.
Korkarım ki koliyi hatalı şekilde adresledim.I'm afraid I have addressed the parcel wrongly.
Kızlardan her birinin kollarında bir oyuncak bebeği var.Each of the girls has a doll in her arms.
Kız kollarını onun omzuna attı.The girl flung her arms around him.
Küçük kız babasının kollarında eve geri götürüldü.The little girl was carried back home in her father's arms.
Çocuğun kolunun altında bir beyzbol sopası var.The boy has a bat under his arm.
Çocuk köle olarak satıldı.The boy was sold into slavery.
Yeni pişirilmiş bir kek kolayca kesilmez.A freshly baked cake doesn't cut easily.
Yeni köprü köylülerin kasabaya gitmesini kolaylaştırdı.The new bridge made it easy for the villagers to go to town.
Edison'un yeni şeyler icat etmesi her zaman kolay değildi.It wasn't always easy for Edison to invent new things.
O, bir centilmen gibi kalktı ve koltuğunu ona teklif etti.Like a gentleman, he rose and offered her his seat.
Matematik ödevi beklediğimden daha kolaydı.The math homework was easier than I had expected.
Matematik benim için kolay bir konudur.Mathematics is an easy subject for me.
Dünya çapında ünlü olmak onlar için kolaydı.It was easy for them to be famous all over the world.
Doğru ile yanlışı ayırmak her zaman kolay değildir.It is not always easy to separate right from wrong.
Öğrenciler final sınavını çok kolay buldu.The students found the final examination to be a breeze.
Koltuklar hazır oluncaya kadar bir süre beklemekten başka bir şey yapamayız.We can do nothing but wait for a while until the seats are available.
Tüm koltuklar dolu.All the seats are occupied.
Maalesef yanlış koltuğa oturdunuz.I'm afraid you've taken the wrong seat.
Bir koltuğu sağlama almak için yapman gereken bütün şey sırada beklemektir.All you have to do to secure a seat is to wait in line.
Koltuğumu değiştirmek istiyorum.I'd like to change my seat.
Ben bir koltuk rezervasyonu yaptırmak istiyorum.I'd like to reserve a seat.
Koltuktan çıkmak için biraz ayağa kalktım.I half rose to my feet to leave my seat.
Bebeği kollarımda salladım.I rocked the baby in my arms.
Bebek annesinin kollarına sokuldu.The baby nestled in his mother's arms.
Vaaz vermek uygulamaktan daha kolaydır.To preach is easier than to practice.
Ben son kez kolay bir doğum yaptım.I had an easy delivery last time.
Savaştan sonra İngiltere'nin birçok kolonisi vardı.After the war, Britain had many colonies.
Bir sürücü ön koltukta oturdu.A chauffeur sat in front.
Ön sıra koltuklar için ücret 5 dolar.The charge for a front row seats is 5 dollars.
İyiyi kötüden ayırt etmek kolay değildir.It is not easy to distinguish good from evil.
Her oğlan ve kız Kolomb'u bilir.Every boy and girl knows Columbus.
Tüm oyuncular kolları bağlanmış olarak orada durdular.All the players stood there with their arms folded.
İyi bir koltuk almak için sadece erken gitmek zorundasın.You have only to leave early to get a good seat.
Diğer takımı yenmek hiç kolay değil.Beating the other team was no sweat at all.
Pencere yanında koltuk istiyorum.I'd like a window seat.
Pencerenin yanında bir koltuk istiyorum, lütfen.I'd like a window seat, please.
Pencere tarafından bir koltuk istedin mi?Did you request a seat by the window?
Pencere kenarı koltuk ister misin?Would you like a window seat?
Zayıflamak için çikolatadan kolayca vazgeçebilirim.I can easily give up chocolate to lose weight.
Devlet başkanı köleliği kaldırdı.The president abolished slavery.
Ders iki kolaydır.Lesson Two is easy.
Biri beni kolumdan yakaladı.Someone caught me by the arm.
Kısa zamanda çok para kazanmak kolay değildi.It was not easy to get a lot of money in a short time.
Adamlar kısa kollu giyiyorlar.The men are wearing short sleeves.
Bir yabancı beni kolumdan yakaladı.A stranger seized me by the arm.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kol ile cümle - Sayfa 9 - kol kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App