Bizim için sürpriz oldu, Emi 400 metre yarışını kolaylıkla kazandı.To our surprise, Emi won the 400-meter race with ease.
Onun evini bulmak bizim için kolay değildi.It was not easy for us to find his house.
Şu ana kadar görevimiz kolaydı, ancak bundan sonra zor olacak.Our task has been easy so far, but it will be difficult from now on.
Biz Kolomb'un 1492 yılında Amerika'yı ziyaret ettiğini biliyorduk.We knew that Columbus visited America in 1492.
Heathrow havaalanına kolay erişebilir bir alanda yaşıyoruz.We live within easy access of Heathrow.
Bizim çok hata yapmamız kolaydır.It is easy for us to make many mistakes.
Japonya'da tek başıma seyahat etmem kolay değil.It's not easy for me to travel alone in Japan.
Fransızca konuşmayı İngilizceden çok daha kolay buluyorum.I find it much easier to speak French than English.
Evim istasyona kolayca ulaşılabilecek bir yerde.My house is within easy reach of the station.
Sol kolum uyuşmuş.My left arm is asleep.
Kol saatimin tamir edilmesi gerekiyor.My watch needs to be repaired.
Kol saatimin onarılması gerekiyor.My watch needs to be repaired.
Lütfen beni koltuğuma götür.Please take me to my seat.
Benim koltuğum kapıya yakın.My seat is near the door.
Benim koltuğum nerede?Where is my seat?
Erkek kardeşim pul koleksiyonundan büyük keyif alır.My brother takes great delight in his stamp collection.
Derim kolayca yanıyor.My skin burns easily.
Saçım kolayca ondüle yapılır.My hair curls easily.
Annem kolayca gözyaşlarına boğulur.My mother is easily moved to tears.
Kız kardeşim Kobe Kolejinde 3.sınıftır.My sister is a junior at Kobe College.
Kollarım uyuştu.My arms went numb.
Kolum hâlâ acıyor.My arm still hurts.
O beni kolumdan yakaladı.He caught me by the arm.
Kolayca soğuk algınlığına yakalanırım.I tend to catch colds.
Ben, bu soruya cevap vermeyi kolay buldum.I found it easy to answer this question.
Bu matematik problemini kolayca çözemem.I can't figure out this mathematics problem easily.
Bence bu kitap kolaydır.I think this book is easy.
Bilgisayarı çalıştırmayı kolay buldum.I found it easy to operate the computer.
Kolay öfkelenen insanlardan hoşlanmam.I don't like people who get angry easily.
Soruların kolay olduğunu düşündüm.I thought the questions were easy.
Soruyu çok kolay buldum.I found the question very easy.
Ben kolayım.I'm easy.
Bütün kolyelerimi kaybettim ya da kırdım.I've lost or broken all my necklaces.
Partide takmak için bir kolye aldım.I bought a pendant to wear to the party.
Benim iyi bir koltuğum var.I got a good seat.
Soğuk havadan kolaylıkla etkilenirim.I am easily affected by cold weather.
Kolaylıkla İspanyolca okuyabilirim.I can read Spanish easily.
Kapıya yeni bir kol taktım.I put a new handle to the door.
İyi bir koltuk bulacak kadar şanslıydım.I was lucky enough to get a good seat.
Kol saatimi kaybettim.I have lost my watch.
Koltuğumu bana gösterdiler,I was ushered to my seat.
Büyük bir pul kolleksiyonum var.I have a large collection of stamps.
Onu kolunun altında bir kitapla yürürken gördüm.I saw him walking with a book under his arm.
Onun kolunu tuttum.I held his sleeve.
Onun evini kolayca buldum.I found his house easily.
Ben onu kolundan yakaladım.I caught him by the arm.
Ben onların kol kola yürüdüğünü gördüm.I saw them walking arm in arm.
Ona bir kol saati aldım.I got her a wrist watch.
Ben kalktım bu yüzden yaşlı bir adam koltuğuma oturabildi.I got up so an old man could sit in my seat.
Kolum kötü ağrıyor.My arm is hurting badly.
Ben kolumu kırdım.I broke my arm.
Kollarım katlı durdum.I stood with my arms folded.
Bu sorunu kolayca çözebiliriz.We can solve this problem easily.
Biz oyun için koltukları ayırttık.We booked seats for the play.
Kağıt kolayca yakar.Paper burns easily.
Kağıt kolaylıkla tutuşur.Paper catches fire easily.
Kazada sol kolumu incittim.I got my left arm hurt in the accident.
Kolay bir meseleyi zor gösteren kişi çok akıllı görünmüyor.A person who makes an easy matter sound difficult does not seem to be so smart.
Kol saatini kaybettim.I lost the watch.
Bir saati parçalara ayırmak onu monte etmekten daha kolaydır.Taking a watch apart is easier than putting it together.