Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Cehenneme düşmek kolaydır.The descent to hell is easy.
Eski alışkanlıkları terk etmek kolay değil.Old habits die hard.
Koridorda bir koltuk istiyorum, lütfen.I'd like an aisle seat, please.
Hırsızlar gece yarısı kol gezer.Robbers prowl around at midnight.
Taşrada eski âdetler, kolay kolay kaybolmadı.Old practices died hard in the country.
Telefon kolaylıktır.The telephone is a convenience.
Koltuğunuzu biraz geriye çeker misiniz?Could you put your seat back up a little?
Buradaki hayat eskisinden çok daha kolay.Life here is much easier than it used to be.
Cevaplamak kolaydı.It was easy to answer.
Cevap vermek kolaydı.It was easy to answer.
Umarım yolunu kolayca bulur.I hope that he will find his way easily.
Çift kol kola yürüyordu.The couple was walking arm in arm.
Japonya'ya bir koli göndermek istiyorum.I want to send a parcel to Japan.
Bu koliyi deniz yoluyla Japonya'ya göndermek istiyorum.I'd like to send this parcel to Japan by sea.
Japonca konuşmak benim için kolaydır.Speaking Japanese is easy for me.
Bu soruyu yanıtlamak onun için kolay.It is easy for him to answer this question.
Onun için planı uygulamak kolay.It is easy for him to carry out the plan.
Onun yolu bulması kolay olmalı.It must be easy for him to find the way.
O ilk kez Tokyo'ya geldiğinde bu kolej henüz açılmamıştı.When he came to Tokyo for the first time, this college had not been opened yet.
Onu, kolunun altında evrak çantası ile gelirken gördüm.I saw him coming with his briefcase under his arm.
O beni kolayca kaldırdığı için şaşırdım.I was surprised because he lifted me up with ease.
Soruyu kolaylıkla yanıtlaması bizi şaşırttı.The ease with which he answered the question surprised us.
Düşmeden önce onu kolundan yakaladımI caught him by the arm before he could fall.
Onun için sözünü tutmak kolay değildi.It wasn't easy for him to keep his promise.
Onun sözünü tutması kolay değildi.It wasn't easy for him to keep his promise.
Onu erkek kardeşinden ayırmak kolaydır.It is easy to tell him from his brother.
Onun iyi bir şiir yazması kolay.It's easy for him to compose a good poem.
Ona ulaşmak kolaydır.He is easy to reach.
Ona bir koli gönderdim.I mailed a parcel to him.
Onun evini bulmak kolay.His house is easy to find.
Onun yerini alabilecek birini bulmak kolay olmayacak.It won't be easy to find someone capable of taking his place.
Onlar onu onun kol saati ile kimliğini saptayabildiler.They were able to identify him by his wrist watch.
Onun kolu yağlı tavaya dokundu.His sleeve touched the greasy pan.
Ebeveynleri onun kolej eğitimi için birikim yapıyorlar.His parents are saving for his college education.
O, kolay bir İngilizce kitabı aldı.He got an easy English book.
20 yıl önce,kolejin hemen adından kamu hizmetine girdi.He entered civil service 20 years ago right after college.
O, çok kolay tenifi.He was beaten too easily.
O, bir koltuğa gömüldü.He sank into a chair.
O, kolunun altında bir şemsiye taşıyordu.He was carrying an umbrella under his arm.
O tırnağı ile kolunu tırmaladı.He scratched his arm with the nail.
Onun Kolorado'da büyük bir çiftliği var.He has a large farm in Colorado.
O, futbol oynarken kolunu kırdı.He got his arm broken while he was playing soccer.
O samimi ve konuşması kolay bir kişi.He is a frank person and easy to talk to.
Kayak yaparken düşüp kolunu kırdı.He fell and broke his arm while he was skiing.
Kayak yaparken düştü ve kolunu kırdı.He fell and broke his arm while he was skiing.
O kolayca kontrolünü kaybeder.He loses his temper easily.
O, o kadar kolay sinirlenir ki herkes ondan kaçınır.He loses his temper so easily that everybody avoids him.
Oldukça kolay şekilde kontrolden çıkar.He loses his temper quite easily.
O çok kolay kızar.He gets mad very easily.
O kolayca yalan söyledi.He lied readily.
Bütün o sorunları kolaylıkla çözdü.He solved all those problems with ease.
O çapraz bulmacayı kolaylıkla çözdü.He did the crossword with ease.
O, yarışı kolayca kazandı.He won the race easily.
O bana koleje girme konusunda biraz iyi tavsiyeler verdi.He gave me some good advice about entering that college.
O, zor problemi kolayca çözdü.He solved the difficult problem easily.
Bütün problemleri kolaylıkla çözdü.He solved all of the problems simply.
Sorunu kolaylıkla çözdü.He solved the problem with ease.
Problemi kolaylıkla çözdü.He solved the problem with ease.
Sorunu kolaylıkla halletti.He solved the problem with ease.
Problemi kolaylıkla halletti.He solved the problem with ease.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod