Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O onlar için oldukça kolaydı.It was rather easy for them.
O kokteyl tatlı ve içmesi kolay.That cocktail is sweet and easy to drink.
Koltuğunu neden şu yaşlı beyefendiye vermiyorsun?Why don't you give your seat to that old gentleman?
Senin araban kolayca işler.Your car handles easily.
Kol saatin zamanı doğru gösteriyor mu?Does your watch keep good time?
Seninle koltukları değiştirmeme izin ver.Let me exchange seats with you.
10'a 5 eklemek kolaydır.It is easy to add 5 to 10.
Üç çocuk koltuğa oturdu.Three children sat on the sofa.
Geçen yıl iki yüz kişi koleradan öldü.Two hundred people died of cholera last year.
Birinci kattaki koltukları isterim.I'd like seats on the first floor.
Başkalarıyla konuşurken, kollarınız çaprazlama bağlı şekilde onu yapıyorsunuz.When you talk to others, you're doing it with your arms crossed.
Bu arabayı sürmek kolaydır.This car is easy to drive.
Yönetimin neden forvetin taleplerine bu kadar kolay bir şekilde girdiğini bilmiyorum.I don't know why the management submitted to the striker's demands so easily.
Planlar yapmak onları uygulamaya koymaktan daha kolaydır.It is easier to make plans than to put them into practice.
Polis adamı kolundan yakaladı.The policeman caught the man by the arm.
Polis, hırsızı kolundan yakaladı.The policeman took the thief by the arm.
Polis onu kolundan yakaladı.The policeman caught him by the arm.
Bir polis, kollarını kavuşturarak izliyordu.A policeman was watching it, with his arms crossed.
Polis, kaçan hırsızı kolundan yakaladı.The policeman caught the fleeing thief by the arm.
Polis çocuğu kolundan yakaladı.The policeman seized the boy by the arm.
Onların tartışmasını durdurmaya çalıştım ama bu kolay değildi.I tried to stop their quarrel, but that was not easy.
Köpekleri eğitmek kolay değil.It is not easy to train dogs.
Orijinal ve kopya kolayca ayırt edilirler.The original and the copy are easily distinguished.
Gerçeklerle yüzleşmek her zaman kolay değildir.It is not always easy to face reality.
Söylemek yapmaktan kolaydır.Easier said than done.
Söylemesi kolay, yapması zor.Easier said than done.
Dile kolay.Easier said than done.
Söylemek yapmaktan daha kolaydır.It's easier said than done.
Bazı çocuklar dilleri kolaylıkla öğrenir ve bazıları da zorluklarla öğrenir.Some children learn languages easily and others with difficulty.
Dilinizi kollayın.Watch your language.
Eski modelle karşılaştırıldığında bunu kullanmak çok daha kolaydır.Compared with the old model, this is far easier to handle.
Klasikleri okumak kolay değil.Reading classics is not easy.
Parka giden yolu bulmak kolay değildir.It is not easy to find the way to the park.
Satır aralarını okumak her zaman kolay değildir.It is not always easy to read between the lines.
Konuşmacı bazı kolej günlerinin anıları üzerinde durdu.The lecturer dwelt on some memories of his college days.
19. yüzyılda birçok Afrikalı Amerika'da köle olarak satıldı.In the nineteenth century, many Africans were sold as slaves in the United States.
Ben şimdi sadece kola için can atıyorum.I am just dying for a Coke right now.
Bugün bir hakem olmak kolay değildir.It is not easy to be an umpire today.
Bu yıl çok sayıda kolera vakası yaşandı.There have been many cases of cholera this year.
Sol kolumu zedeledim.I got my left arm bruised.
Koltuğu tamir edemem.I can't fix the seat.
İki koltuk boş kaldı.Two seats remained vacant.
Tüm koltuklar ayrıldı.All seats are reserved.
Ben bir koltuk ayırttım.I booked a seat.
Dünkü sınavdaki sorular umduğumdan çok daha kolaydı.The questions in yesterday's examination were far easier than I had expected.
Dün kolum ağrıyordu.I had an ache in my arm yesterday.
İş ilginç fakat her zaman kolay değil.The job is interesting, but not always easy.
İşim kolay ve bir sürü boş zamanım var.My job is easy and I have a lot of free time.
Dört kollu adam bankayı soydu ve 4 milyon dolar ile kaçtı.Four armed men held up the bank and escaped with $4 million.
Ben ilk başta onun kolay olduğunu düşündüm.I thought it easy at first.
Çocuk annesinin kolunu tuttu.The child hung on his mother's arm.
O, düşündüğümden daha kolay.It is easier than I thought.
Kesildiğim zaman kolayca kanarım.I bleed easily when I am cut.
Ayrılmış koltuklar var mı?Are there reserved seats?
Öyle yapmam kolaydı.It was easy for me to do so.
Benim soruyu cevaplamam kolay.It is easy for me to answer the question.
Kolinin hava yoluyla gönderilmesi için 2.000 yen ödedim.I paid 2,000 yen for the parcel to be sent by air.
Gittiğim gün bir sürü boş koltuk vardı.There were a lot of empty seats the day I went.
Bebeği kollarımda tuttuğum anda ağlamaya başladı.The moment I held the baby in my arms, it began to cry.
Jane'i bulmamız kolaydı.It was easy for us to find Jane.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kol ile cümle - Sayfa 7 - kol kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App