Kolu çevirdim.I turned the handle.
Tom ön yolcu koltuğuna oturdu.Tom sat in the front passenger seat.
Bu Mars kolonisinin hastanesi yer altındadır.The hospital for this Mars colony is underground.
O dallar kolayca kırılır.Those branches break easily.
Tom, Mary'nin cansız bedenini kollarında tuttu.Tom held Mary's lifeless body in his arms.
Ahtapotların sekiz kolu vardır.Octopuses have eight arms.
Ben kolayca sıkılırım.I get bored easily.
Beni memnun etmek kolaydır.I'm easy to please.
İş bulmak kolay değildi.Finding work wasn't easy.
İnsan alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçmez.The human being is a creature of habit.
Bu kol saati çok değerlidir.This wristwatch is very valuable.
Koluna ne yaptın?What have you done to your arm?
O kolay görünüyor.That looks easy.
Buna kolay mı diyorsun?You call this easy?
O kollarını onun boynuna attı.She threw her arms around his neck.
Çantanı yanındaki koltuğa koyma.Don't put your bag on the seat next to you.
Yapması kolay şey vazgeçmek olurdu.The easy thing to do would be to give up.
Kolay olan şey vazgeçmek olurdu.The easy thing would be to give up.
Köleleri serbest bırak!Free the slaves!
Köleliği kaldırmayı istiyorum.I intend to abolish slavery.
Bu malzeme kolaylıkla yanar.This material combusts easily.
Bu malzeme kolayca tutuşur.This material combusts easily.
Kullanmak çok daha kolay mıdır?Is it much easier to use?
Başa çıkmak kolay mı?Is it easy to deal with?
Kölelik hali kendi doğasında kötüdür.The state of slavery is in its own nature bad.
Ailenin en küçüğü olmak kolay değildir.It's not easy being the youngest in the family.
En büyük çocuk olmak kolay değil.It's not easy being the eldest child.
Bu müzenin büyük bir fosil koleksiyonu var.This museum has a large fossil collection.
Mars kolonileştirilebilir mi?Can Mars be colonized?
Bunun kolay olmayabileceğini biliyorum, ama bunu yapmak zorunda olacağız.I know it may be not be easy, but we're going to have to do that.
Bunun kolay olmayabileceğini biliyorum, ama sanırım bunu yapmamız gerek.I know it may be not be easy, but I think we need to do that.
Kolayca ağlıyorum.I cry easily.
Tom yine ona sordu: "Param nerede? Bana cevap ver, köle!"Tom asked him again: "Where is my money? Answer me, slave!"
Bu kadar kolay vazgeçmezdim.I wouldn't have given up so easily.
O kadar kolay pes etmezdim.I wouldn't give up so easily.
Tom çok kolay şekilde vazgeçmezdi.Tom wouldn't give up so easily.
Onun daha kolay olacağını düşündüm.I thought it would be easier.
Çantanı önündeki koltuğun altına koy.Put your bag under the seat in front of you.
Tom Mary'ye pahalı bir kolye aldı.Tom bought Mary an expensive necklace.
Kolunun altında ne var?What's that under your arm?
Kolunun altındaki nedir?What's that under your arm?
Sol kolunuzu kaldırmayı deneyin.Try lifting your left arm.
Tom kolayca kırılır.Tom gets offended easily.
Kolunu kaldır.Lift your arm.
Sağ kolunu kaldır.Lift your right arm.
Sol kolunuzu kaldırın.Lift your left arm.
Bana kolunu göster.Show me your arm.
Tom bir model uçak koleksiyonuna sahip.Tom has a model aircraft collection.
Mary kolayca duygusallaşan bir kızdır.Mary is a girl who gets emotional easily.
Güvenin, kazanılması çok zor ama kaybedilmesi çok kolaydır.Trust is very difficult to earn, but very easy to lose.
Leyla'nın kendi kolundan daha uzun bir sabıka kaydı var.Layla has a criminal record longer than her arm.
Leyla, Sami'yi açık kollarla karşıladı.Layla welcomed Sami with open arms.
Ölüm kölelikten daha iyidir.Death is better than slavery.
Tom görevinin kölesidir.Tom is a slave to his duty.
Sen benim kölemsin.You are my slave.
Leif Erikson, Kuzey Amerika'yı Kristof Kolomb'tan önce keşfetti.Leif Erikson discovered North America before Christopher Colombus.
Tom kolayca kaybolur.Tom gets lost easily.
Tom, o kolyeyi kimden aldığını biliyor mu?Does Tom know who you got that necklace from?
Leyla nazik ve konuşulması kolaydı.Layla was nice and easy to talk to.
Tom o kolyeyi sana kimin verdiğini biliyor mu?Does Tom know who gave you that necklace?