Motosikletler harika. Onlar yoğun trafikte bile kolayca ilerleyebilir.Motorcycles are great. They can easily get through even in heavy traffic.
Esperanto öğrenilecek en kolay dildir ama kolay bir dil değildir.Esperanto is the easiest language to learn, but it's not an easy language.
Dün kollarında bir tavşan tutan bir adam gördüm.I saw a man holding a rabbit in his arms yesterday.
Adam, kollarında bir havluya sarılmış bir tavşan taşıyordu.The man carried a rabbit wrapped in a towel in his arms.
Tom, Maria'yı kollarına aldı ve ona yanağından bir öpücük verdi.Tom took Maria in his arms and gave her a kiss on the cheek.
Tom'un sadece bir kolu var.Tom only has one arm.
Kollarıyla onu kaldırdı ve yatağına taşıdı.He lifted her in his arms and carried her to her bed.
Onu kollarında taşıdı.He carried her in his arms.
Koltuk yüksek mi?Is the seat high?
Esperantoda herhangi bir kelimeyi okumak kolaydır.Any word in Esperanto is easy to read.
Sağ ön kolunda bir sivrisinek var.You have a mosquito on your right forearm.
O çok kolay öfkelenir.He gets angry very easily.
Koltuğunu yaşlı adama ver.Give your seat to the old man.
Bu kitap kolay.That book is easy.
O kadar kolay olacağını düşünüyor musun?Do you think it'll be that easy?
Seni endişelendirmek çok kolay, değil mi?It's very easy to make you worry, isn't it?
Lütfen benim için bir koltuk ayır.Please save a seat for me.
Esperantoyu telaffuz etmek kolaydır.Esperanto is easy to pronounce.
Masada sizin için bir koli var.There's a parcel for you on the table.
Sağ kolumu kaldıramam.I can't raise my right arm.
Söylemesi kolay ama yapması kolay değil.It's easy to say, but it's not easy to do.
Kollarımda öldü.He died in my arms.
Kollarında öldü.She died in his arms.
Onun kollarında öldü.She died in his arms.
O, onun kollarında öldü.She died in his arms.
O, kollarında öldü.She died in his arms.
Kolay cevap yoktur.There is no easy answer.
Partiden sonra ortalığı toparlamak kolay değildi.Cleaning up after the party was no picnic.
Tom Mary'yi kollarında taşıdı.Tom carried Mary in his arms.
Sen kolumu acıtıyorsun.You're hurting my arm.
Kızarana kadar kolunu sıktım.I gripped your arm until it reddened.
Senin kollarında öldü.He died in your arms.
Sizin kollarınızda öldü.He died in your arms.
O, senin kollarında öldü.He died in your arms.
O, sizin kollarınızda öldü.He died in your arms.
Onların kollarında öldü.He died in their arms.
O, onların kollarında öldü.He died in their arms.
Kolayca çözüldü.It was easily resolved.
Bu soruya cevap vermek kolay.This question is easy to answer.
O olacağını düşündüğümden çok daha kolaydı.It was a lot easier than I thought it would be.
Düşündüğümden çok daha kolay.It's a lot easier than I thought.
Tom Mary'nin kollarında öldü.Tom died in Mary's arms.
Çok seven kişi kolay affetmez.He who loves much does not forgive easily.
Planlanması kolay, gerçekleştirilmesi zor.Easy to plan, hard to realize.
Sigarayı bırakmak kolay, seni bırakmak çok zor.Quitting smoking is easy, quitting you is too hard.
Kollarımı bırak.Let go of my arms.
Emily kola içiyor.Emily is drinking cola.
Emily bir kolej öğrencisidir.Emily is a college student.
Senin için vazo koleksiyonunu temizlemiyorum.I'm not cleaning your vase collection for you.
Vazo koleksiyonumu senin için temizlemiyorum.I'm not cleaning your vase collection for you.
Söylemesi kolay ama yapması zor.It's easy to say, but not to do.
Kolaysa sen yap.It's easy to say, but not to do.
Bekara karı boşamak kolaydır.It's easy to say, but not to do.
Seri katil arzularının bir kölesiydi.The serial killer was a slave to his desires.
Ben kolayca sinirlenirim.I anger easily.
O soruyu yanıtlamak kolaydır.Answering that question is easy.
Konuşmacının sesi kolayca tüm salon boyunca duyulur.The lecturer's voice is easily heard throughout the entire hall.
Markku kolej eğitimine sahip bir oğlu olmasını çok istedi.Markku badly wanted to have a son with a college education.
O bir kolye sakladı.She hid a necklace.
Kolunu bırakın.Let go of the handle.