Farkları çok kolay görebilirsin.You can see the differences very easily.
Farkları çok kolay bir şekilde görebileceksin.You'll be able to see the differences very easily.
Asla kör bir adamın kolunu tutmayınız. O sizinkini tutsun.Never take a blind man's arm. Let him take yours.
Basit İngilizceyle yazıldığı için bu kitabı okumak kolay.Since it's written in simple English, this book is easy to read.
Kaçmış bir atı yakalamak söylenmiş bir sözü geri almaktan daha kolaydır.It is easier to catch an escaped horse than to take back an escaped word.
Af istemek izin almaktan daha kolaydır.It's easier to ask for forgiveness than to get permission.
Bu kolay.It's easy.
O kolaydır.It's easy.
Koltukların hepsi satıldı.The seats are all sold out.
O metni çevirmek çok kolay olacak.Translating that text will be very easy.
Bu metni çevirmek çok kolay olacak.Translating this text will be very easy.
Bir aptal ve parası kolayca ayrılır.A fool and his money are easily parted.
Öğrenim yapmak gerçekten kolay bir şey değildir.Studying really isn't something easy.
Olanları benden daha kolay hatırlıyorsun.You remember things more easily than me.
Avukat bunun kolayca sonuçlanacak bir dava olduğunu düşünüyor gibi görünüyor.The lawyer seems to think it'll be an open and shut case.
Daha kolay sorularla başlamalısın.You should begin with easier questions.
Avrupa'da köleliğin kaldırılması, sonunda Amerika'ya ulaştı.The abolition of slavery in Europe eventually reached America.
Kaldığım birçok farklı otelden çaldığım bir havlu koleksiyonum var.I have a collection of towels I've stolen from many different hotels I've stayed at.
Kötük alışkanlık edinmek kolaydır.It's easy to pick up bad habits.
Aşı kolumda komik küçük bir iz bıraktı.The vaccination left a funny little mark on my arm.
Dışarıda kalmak dışarı çıkmaktan daha kolaydır.It is easier to stay out than to get out.
Arkadaş olmak kolaydır ama onlardan kurtulmak zordurIt's easy to make friends, but hard to get rid of them.
Yazmak kolaydır. Yapmak zorunda olduğun tek şey yanlış kelimeleri silmektir.Writing is easy. All you have to do is cross out the wrong words.
İyi bir yalana inanmak bir gerçeğe inanmaktan daha kolaydır.A good lie is easier to believe than the truth.
Bunu yapmanın daha kolay bir yolu olmalı.There must be an easier way to do this.
Rosa Parks, beyaz bir yolcuya koltuğunu bırakmayı reddetti.Rosa Parks refused to give up her seat for a white passenger.
Kolombiya'da İspanyolca konuşurlar.They speak Spanish in Colombia.
Kolombiya'da İspanyolca konuşuyorlar.They speak Spanish in Colombia.
Hesap makinesi kullanarak sayıları toplamak kolaydır.It is easy to add numbers using a calculator.
O koltuk müsait mi.Is that seat available?
Tom kolundaki ve elindeki bazı kemikleri kırdı.Tom broke some bones in his arm and hand.
Tom'un kırık kolunun iyileşmesi birkaç hafta sürdü.Tom's broken arm took several weeks to heal.
Kolyenin kayıp parçasını buldum.I found the missing piece of your necklace.
Kolonlar sağlam bir temel sağlamaktadır.Columns provide a solid foundation.
İki pul koleksiyoncusu bir takas düzenledi.The two stamp collectors arranged a trade.
Gençken yeni bir dil öğrenmek daha kolay.It's easier to learn a new language when you are young.
Evet, bu çok kolayca yapılabilir.Yes, it can be done very easily.
Kolayca pes etmiyorsun, demi?You don't give up too easily, do you?
İşte bu kadar kolay.It's just that easy.
Dirsek kol ve önkol arasında eklemdir.The elbow is the joint between the arm and forearm.
Gezegenleri belirlemek kolay, çünkü yıldızlar gibi parıldamazlar.Planets are easy to identify because they don't twinkle like stars do.
Bu bir kol saati değil.It is not a watch.
Onun ciddi olup olmadığını söylemek asla kolay değildir.It's never easy to tell whether he's being serious or not.
Çince öğrenmesi çok kolay.Chinese is too easy to learn.
Uçak kaza yapmadan saniyeler önce pilot koltuğunu fırlattı.The pilot ejected his seat seconds before the plane crashed.
Kolayca anlaşılması için bir cümle gereksiz yere karmaşık olmamalı.In order to be easily understood, a sentence should not be unnecessarily complicated.
Pencere kenarında bir koltuk ister misiniz?Do you want a seat by the window?
Affedersiniz. Onun benim koltuğum olduğuna inanıyorum.Excuse me. I believe that is my seat.
Karım kollarını bağladığında ve ayağını yere vurduğunda, onun kızgın olduğunu biliyorum.When my wife crosses her arms and taps her foot I know she's angry.
Hayat kolay değil.Life ain't easy.
Kollarımızdaki pazularımızdan çok daha fazlasına sahibiz,Per.We've got a lot more than just biceps in our arms, Per.
Kilo almak, kişisel gelişimin en kolay metodudur.Weight increase is the easiest method for personal development.
İngilizce aşk mektubu yazmak kolay değildir.It's not easy writing a love letter in English.
Çince eğitimi zor gibi görünse de, düşündüğünüzden daha kolaydır.Although studying Chinese seems difficult, it's simpler than you think.
Peterhouse Cambridge'in 33 kolejinin en eskisidir.Peterhouse is the oldest of the 33 colleges of Cambridge.
Bu kolay bir cümle.This is an easy sentence.
Lütfen kolumu bırak.Please let go of my arm.
Çocuklara öğretmek yetişkinlere öğretmekten daha kolaydır.Teaching children is easier than teaching adults.
Bir soğuk algınlığına yakalanmak kolaydır.It's easy to catch a cold.
Bazı adli araştırmacılar karkasların böcek kolonizasyon oranını çalışmaktadırlar.Some forensics researchers study the rate of insect colonization of carcasses.