Koltuğunu yaşlı bir kişiye bıraktı.She gave up her seat for the old person.
Kalabalık otobüslerde gençler koltuklarını yaşlılara vermelidir.On crowded buses young people should give their seats to old people.
Adamlar kısa kollu gömlekler giyiyorlar.The men are wearing short sleeve shirts.
Beklentilerin tersine onlar kolaylıkla kazandı.Contrary to expectations, they won with ease.
Onun ofisini bulmak kolaydı.It was easy to find his office.
İngilizce konuşmak kolay değil ama eğlencelidir.Speaking English isn't easy, but it's fun.
İlk olarak geldi. İyi bir koltuk almasının nedeni budur.He came first. That's why he got a good seat.
Bileğim ve ön kolum acıyor. Bence karpal tünel sendromunun acısını çekiyor olabilirim.My wrist and forearm hurt, I think I might be suffering from carpal tunnel syndrome.
Yolcu koltuğunda bıraktığım çanta kaybolmuş!The bag I left on the passenger seat is missing!
Ben kolayca ağlamam.I don't cry easily.
Karım soğuk algınlığına kolayca yakalanır.My wife catches colds easily.
Peyniri bıçakla kesmek kolaydır.It's easy to cut cheese with a knife.
Ben bir cin ve kola alabilir miyim lütfen?Can I have a gin and coke please?
Koltuklarınıza geri dönün.Go back to your seats.
Çok fazla ağırlık kaldırırken kolunu incitti.He hurt his arm lifting so much weight.
O, karısı için bir inci kolye satın almak istiyor.He wants to buy a pearl necklace for his wife.
O kolay bir zafer.It's an easy victory.
Ben KolombiyalıyımI am from Columbia.
Ben bir krem rengi uzun kollu gömlek arıyorum.I am looking for a cream color long sleeve shirt.
Onun eli kolu bağlıydı.He was bound hand and foot.
Ahşap kolayca yanar.Woods burn easily.
Pencere kenarında veya koridorda mı koltuk istersiniz?Would you like a window seat or a seat on the aisle?
Köln, Ren üzerinde yer alır.Cologne lies on the Rhine.
Affedersiniz, o koltuk alınmış mı?Pardon me, is that seat taken?
Tren gezin için en iyi fiyatları kolayca bulursun.Easily find the best prices for your train trip.
Bu soru kolay değil.This question is not easy.
Yazın kısa kollu gömlek giyerim.In the summer I wear short-sleeved shirts.
Yabancı bir dil öğrenmek kolaydır.It is easy to learn a foreign language.
Kol saatim geri kalmış olmalı.My watch must be slow.
İngilizce kolay değil ama enteresan.English is not easy, but it is interesting.
Yabancı dildeki bir şiiri çevirmek kolay değildir.It's not easy to translate a poem in a foreign language.
Yunanca kolay bir dil değildir.Greek is not an easy language.
O koltuk alındı.That seat is taken.
Bu müze, muhteşem bir modern sanat koleksiyonuna sahiptir.This museum has a magnificent collection of modern art.
Biz Kolombiyalıyız.We are from Columbia.
Kolombiya'ya hoş geldiniz!Welcome to Columbia!
Futbol oynarken kolunu kırdı.He broke his arm playing soccer.
Çocuklar kolaylıkla üşütürler.Children catch colds easily.
O kolayca soğuk algınlığına yakalanır.He catches colds very easily.
O, soğuk algınlığına kolayca yakalanır.She catches colds easily.
Yaşlı insanlar kolay üşütürler.Old people catch colds easily.
Yaşlı insanlar kolayca soğuk alırlar.Old people catch colds easily.
Bogdan Tanjević kolon kanseri nedeniyle istifa edecek.Bogdan Tanjević will resign because of colon cancer.
Gözleriniz, Venüs de Milo'nun kolları kadar güzel.Your eyes are as beautiful as the arms of the Venus de Milo.
Yüzme, benim için kolaydır.Swimming is easy for me.
Yüzme kolaydır.Swimming is easy.
O dağa tırmanması kolaydır.That mountain is easy to climb.
İngilizce öğrenmek onun için kolay değil.It is not easy for him to learn English.
Diğer tüm diller Uygurca'dan daha kolaydır.All the other languages are easier than Uighur.
Sandra trende bana koltuğunu önerdi.Sandra offered me her seat in the train.
Onun kollarının sıcaklığını hatırlıyorum.I remember the warmth of her arms.
Bu kitap kolaydı.This book was easy.
Anlaması kolay olan kitaplarla başla.Begin with books that are easy to understand.
Bana daha kolay bir şey sor.Ask me something easier.
İnanç her şeyi mümkün kılar....aşk her şeyi kolaylaştırır.Faith makes all things possible.... love makes all things easy.
Bebeklerin hastalanması kolaydır.It is easy for babies to get sick.
Çözüm oldukça kolaydı.The solution was quite simple.
Bu kitap o kadar kolay ki bir çocuk bile onu okuyabilir.This book is so easy that even a child can read it.
Farkı çok kolay görebilirsin.You can see the difference very easily.
Farkı çok kolay bir şekilde görebileceksin.You'll be able to see the difference very easily.