Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sade bir İngilizceyle yazılmış bu kitabı okumak kolay.Written in plain English, this book is easy to read.
Annem bana inci bir kolye verdi.My mother gave me a pearl necklace.
Büyük Ayıyı kolayca bulabilirsin.You can find the Big Dipper easily.
Patronum köle gibi çalıştıran bir amir.My boss is a slave driver.
Pul koleksiyonumu görmeni isterim.I'd like you to see my collection of stamps.
Kapı kolunu çevirdim.I turned the doorknob.
Çeviri kesinlikle kolay değil.Translation is by no means easy.
Çeviri hiç bir şekilde kolay değil.Translation is by no means easy.
Bütün koltuklar ayrılmış.All the seats are booked.
Kızım ceket kolumu tuttu ve gitmeme izin vermedi.My daughter held on to my coat sleeve and would not let me go.
Ahşap evler kolayca tutuşurlar.Wooden houses catch fire easily.
Ahşap kolaylıkla yanar.Wood burns easily.
Ahşap bir bina kolayca yanabilir.A wooden building can easily catch fire.
Ahşap evler kolayca yanar.Wooden houses easily catch fire.
Kendimi koltukta uzanmış bularak uyandım.I awoke to find myself lying on the sofa.
Gözlerim çok kolay yorulur.My eyes get tired very easily.
Sorunu beklediğimden daha kolay buldum.I found the problem easier than I had expected.
Bir insanı birinin arkadaşı yapmak kolaydır fakat onu öyle sürdürmek zordur.It is easy to make a man one's friend, but hard to keep him so.
Tanınmış diplomat komiteye kolayca katıldı.The noted diplomat readily participated in the committee.
Postane kolejden uzak değildir.The post office is not far from your college.
Güzel konuşan bilim adamı kolayca tartışmaya katıldı.The eloquent scholar readily participated in the debate.
Bütün koltuklar önceden satıldı.All the seats are sold in advance.
Trende ayrılmış koltuklar var mıdır?Are there reserved seats on the train?
Kolayca anlaşılabilir olduğu için bu tür kitapları okuyun.Read such books as can be easily understood.
Bir yumurta kabuğu kolayca kırılır.The shell of an egg is easily broken.
Akıllı bir öğrenci böyle bir soruyu kolayca cevaplayabilir.A clever student can answer such a question easily.
Kalkış inişten daha kolaydır.Taking off is easier than landing.
Seyahat ederken, kaybolmak kolaydır.When traveling, it is easy to get lost.
Her kolunda güzel bir kız olması güzel.It's nice to have a pretty girl on each arm.
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
Erken çıktım böylece iyi bir koltuk alabildim.I left early so I could get a good seat.
Sevenler kol kola yürüyordu.The lovers were walking arm in arm.
Yaşlı adam kolları katlı oturuyordu.The old man was sitting with his arms folded.
Pek çok şey sözde kolaydır, fakat gerçekleştirmesi aslında zordur.Many things are easy to talk about, but difficult to actually carry out.
Kollarımın altında terledim.I perspired under the arms.
Kolumda bir ağrı var.I have an ache in my arm.
Kolumu ısıran sivrisineği fark etmedim.I was not aware of a mosquito biting my arm.
Kolumu ısıran bir sivrisineğin farkında olmadım.I was not aware of a mosquito biting my arm.
Kolumu kırdım.I fractured my arm.
Kolunu ileri geri salla.Swing your arm back and forth.
Kolumu bırak.Let go of my arm.
Lütfen kolumu bırakır mısın?Would you please let go of my arm?
Lütfen kolumu bırak. Beni incitiyorsun.Please let go of my arm. You're hurting me.
Kolumu bırak!Let go of my arm!
Kolumu bırak! İnsanların bana dokunmasına katlanamıyorum.Let go of my arm! I can't stand people touching me.
Bu elektronik sözlük hakkında iyi şey taşımasının kolay olmasıdır.The good thing about this electronic dictionary is that it's easy to carry.
Senin kollarını sıva ve çalışmaya başla.Roll up your sleeves and get to work.
Sağ kolunun altında bir paket taşıyor.He is carrying a parcel under his right arm.
Ben, koltukta yaslandım ve kitabı açtım.I sat back in the armchair and opened the book.
Yağmur yağarsa ve toprak nemli olursa, otları çekmek daha kolay olur.When rain's fallen and the soil is moist, it becomes easier to pull out weeds.
Ayar kolunu yukarı doğru hareket ettirerek koltuk yüksekliğini ayarlayabilirsiniz.You can adjust the seat height by moving the adjustment lever up.
Ahşap inşaatlar kolayca alev alabilir.Wooden buildings catch fire easily.
Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.She managed to get what she desired easily.
Kitap kolay.The book is easy.
Elli yaşından sonra yeni bir dil öğrenmek o kadar kolay değil.It's not that easy to learn a new language after fifty.
Henüz koli geldi mi?Hasn't the parcel arrived yet?
Bu müze Kelt dönemi kültürel eserlerinin muhteşem bir koleksiyonuna sahiptir.That museum has a superb collection of Celtic era cultural artifacts.
Benim için Japonca konuşmak cidden kolay.It's really easy for me to speak Japanese.
Kolunu omuzunda hissetti.He felt her hand on his shoulder.
Ayağımı kırdığımdan beri koltuk değnekleriyle yürüyorum.Since I broke my foot, I'm walking with crutches.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod