Ana içeriğe geç
Sözlük

kol ile cümle

kol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kolları bağlı şekilde sadece izledi.He just looked on with his arms folded.
O, evini kolaylıkla bulabildi.He could find her house easily.
O kolayca yorulur.He gets tired easily.
Televizyon seyrederken bu koltukta oturur.He sits in this chair when he watches television.
O, sol eli ile kapı kolunu çevirdi.He turned the doorknob with his left hand.
Kolaylıkla kandı ve ona biraz para verdi.He was easily deceived and gave her some money.
Kolayca aldatıldı ve ona biraz para verdi.He was easily deceived and gave her some money.
Onun anlaması kolay bir yüzü var.He has a face which is easy to understand.
Kolunun altında kitaplarını tutuyor.He is holding his books under his arm.
Karanlıkta kapı kolunu el yordamıyla aradı.He groped for the doorknob in the dark.
Erken geldi,bu yüzden iyi bir koltuk buldu.He came first. Therefore he got a good seat.
O, sağ kolunu uzattı.He extended his right arm.
İngilizce, onu öğrenmesi için kolay değildir.English is not easy for him to learn.
O, müzik dinlemek için koltuğuna yerleşti.He settled down in his armchair to listen to the music.
O kolayca İngilizce okuyabilir.He can read English easily.
O kolayca İngilizce yazıyor.He writes English with ease.
O,asla işin kolayına kaçmayan bir insandır.He is a person who never cuts corners.
O, kolay pes eden bir tip değildir.He is not the sort of guy who gives in easily.
Otobüs durağını kolayca bulacaktır.He will find the bus stop easily.
O, hatalarını kolayca kabul edecek bir adam değildir.He is not a man to admit his mistakes easily.
O, koliyi yetimhaneye teslim etti.He delivered the package to the orphanage.
Onun Diyette bir koltuğu var.He has a seat in the Diet.
O, sol kolunu kırdı.He broke his left arm.
O, koltuğundan kalktı.He rose from his seat.
O bugünlerde kolayca kızar.He easily gets angry nowadays.
O bize güzel koltuklar aldı.He got us nice seats.
O bana iyi bir koltuk buldu.He found me a good seat.
Bana pul koleksiyonunu gösterdi.He showed me his stamp collection.
O, sorumu kolayca yanıtladı.He answered my question easily.
Kolumdan tuttu ve gözlerimin içine baktı.He took me by the arm and looked me in the eye.
O, bana kölesi gibi davranır.He treats me like his slave.
Oyun sırasında kolunu kırdı.He had his arm broken during the game.
O kolunu kaldırdı.He raised his arm.
Bir sürü kolay para kazandı.He made a lot of easy money.
O, koliyi evvelsi gün gönderdi.He sent out the parcel the day before yesterday.
O, çocuğu kolundan yakaladı.He seized the boy by the arm.
O, bacağını kırdığında üç ay koltuk değnekleri kullanmak zorunda kaldı.When he broke his leg, he had to use crutches for 3 months.
O, kollarında büyük bir kutu tutuyordu.He was holding a large box in his arms.
O, kölelerinin özgürlüğünü garantiledi.He guaranteed his slaves' freedom.
O, kolunu onun beline koydu.He put his arm around her waist.
O, onu kolundan tuttu.He held her by the sleeve.
O, onu kolundan yakaladı.He caught her by the arm.
O çok kolay bir şekilde üşütür.He catches cold very easily.
O her zaman ön sırada bir koltuk aldı.He always took a seat in the front row.
Buzda düştü ve kolunu kırdı.He fell down on the ice and broke his arm.
O, kolunun altında bir paket tutuyordu.He held a package under his arm.
O, kitabı almak için kolunu uzattı.He stretched out his arm to take the book.
Onun kollarında büyük bir kutu vardı.He had a big box in his arms.
Bir sonraki kişiyle koltukları değiştirdi.He exchanged seats with the next person.
Koltuğunu yaşlı bir kadına önerdi.He offered his seat to an old woman.
Onunla konuşmak kolaydır.He is easy to talk to.
Onun güçlü kolları var.He has powerful arms.
O, kolundan üç kez vuruldu.He was shot 3 times in the arm.
Kolları bağlı şekilde kanepede oturdu.He sat on the sofa with his arms folded.
Kolunu katlamış oturuyordu.He was sitting with his arms folded.
Kolları bağlı duruyordu.He was standing with his arms folded.
Kolları katlı orada oturdu.He sat there with his arms folded.
Onlar çoğunlukla kolej öğrencileriydi.They were, for the most part, college students.
Onlar birbirleriyle kol kola yürür.They walk arm in arm with each other.
Onlar kola içerler.They drink coke.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod