Ana içeriğe geç
Sözlük

koşul ile cümle

koşul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Fairbank'ın cezaevindeki yaşam koşulları, sağlığına büyük zarar vermişti.Перебування у львівській в'язниці погано вплинуло на його здоров'я.
Böylece başlangıç koşulları sorunu çözülemedi.Принаймні перша проблема була вирішена.
Kentucky Derby yarışı, 1+1⁄4 mil (yaklaşık 2 km) mesafede koşulmaktadır.Дистанція перегонів Кентукського дербі становить 1,25 милі.
Kötü koşullardaydı.Знаходиться в поганому стані.
Fulbright Programı başvuru KoşullarıСтипендіат Програми Фулбрайта.
En kısa sürede koşulan bu turda Brezilya temsilcisi Nelson Piquet 1. olmuştur.Свій перший титул того року здобув бразилець Нельсон Піке.
Ancak bu buluş teknolojik yetersizlik ve hava koşullarının olumsuz etkisinden dolayı yaygınlaşamadı.Визначити причину не вдалося через відсутність необхідного персоналу та важкої радіаційної обстановки.
Testlerin koşulması Sonuçların raporlanması.Повторне обстеження вимагає визначення результатів.
Koşullu bağımsızlık kavramının daha formel bir tanımlaması koşullu dağılım kavramına dayandırılır.Це поняття природним чином узагальнює поняття диференціала функції.
Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.В іншому випадку порядок рядків нерегламентований.
Geçiş durum değişimini gösterir ve geçişi sağlamak için yapılması gereken koşulla tanımlanır.Вони націлені на реальність, яку треба змінити, вказали, як треба проводити ці зміни.
Dolayısıyla bu topraklardan ayrılmama koşuluyla azat edilmişlerdir.Лише за цієї умови обіцяли пропустити через свою територію.
18 ay süreyle çok ağır koşullarda yaşamak zorun­da bırakıldı.Працювали по 18 годин на добу в дуже важких умовах.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.У цей період самець не залишає самицю.
Romalılar sağlık koşullarında da büyük ilerlemeler yaptılar.Римляни також зробили значний прогрес у поліпшенні санітарних умов.
Litvanya'nın ulusal güvenlik sistemleri "toplam ve koşulsuz savunma" üzerine kurulmuştur.Панцирний захист лінкору виконали за принципом «Все або нічого».
Bütün bu olumsuz koşullara rağmen Yupiklerde karma ekonomi görülür.Незважаючи на ці фактори, в Хутікальпі високий рівень безробіття.
Doğru koşullarda yetiştiği takdirde ise yirmi ila otuz sene yaşayabilirler.При оптимальному догляді рослина може прожити 23 і 25 років.
Kuşatma altında koşullar kötüleşmektedir.Обстановка всередині країни загострювалася.
Ancak çok sayıda savaşçı yeni koşullar altında savaşmaya devam etme kararı aldı.Однак у цій обстановці частина воїнів продовжувала бій.
Çevre koşulları (ısı, sıcaklık, besin) bazı genlerin çalışmasını değiştirebilir.За різних умов (температурних, теплових, небезпеці) здатні змінювати колір.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.В червні португальська міліція завдала серйозної шкоди іспанським лініям постачання.
English: Had we known (önceki geçmiş zaman subjonktif), we could have prevented (tamamlanmış koşul) it.Jestliže jsme toho pamětlivi, pak jsme následovníci (Krista ukřižovaného, ale vítězného).
An-32 bu yüzden tropikal ve dağlık koşullarında mükemmel take-off özelliğine sahiptir.An-32 tak vykazuje skvělé vzletové charakteristiky i v tropickém a vysokohorském prostředí.
Bu nedenle, deterministik bir model her zaman belirli başlangıç ​​koşullarında aynı şekilde sonuç verir.Deterministický algoritmus je takový, který za stejných výchozích podmínek povede vždy ke stejnému výsledku.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.Je závazné v celém rozsahu a přímo použitelné ve všech členských státech.
Böylece başlangıç koşulları sorunu çözülemedi.Proto začala jednání o urovnání situace.
Eşitlik her türlü özgürlüğün ön koşuludur.Svoboda je duší každého pokroku.
Başlangıç koşulları da aynı şekilde tanımlanmıştır.Začátek slova může poznat stejným způsobem.
Kolluk kuruluşları görev yaptığı ülkedeki coğrafya koşullarına uygun olarak sınıflandırılmıştır.Skupiny v kvalifikaci byly uspořádány podle zeměpisné polohy zemí.
Fairbank'ın cezaevindeki yaşam koşulları, sağlığına büyük zarar vermişti.Vazba ve věznici na Pankráci mu podlomila zdraví.
Ama buna rağmen zor koşullar altında çalışmalara devam etmeyi başardılar.Přesto však dovedla žít i v těchto těžkých podmínkách.
Gece yarısından kısa bir süre önce teslim koşulları iki tarafça da kabul edildi.Krátce po půlnoci již měli policisté tři stránky výpovědi.
Oluşabilmesi için özel koşullar gerekmektedir.Aby se dochovaly, jsou zapotřebí speciální podmínky.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.Životní i platové podmínky byly zoufalé.
Her iki koşulda da API servise ulaşımı tanımlar.Zároveň se v obou případech zaznamená kontakt na rychloměrný proužek.
Çoğu ekstremofiller(ekstrem koşulları seven) mikroorganizmalardır.Extrémofil je organismus (především mikroorganismus), který žije v extrémních podmínkách.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Na druhou stranu nechtěla zůstat sama.
Ancak doğa koşullarında bunu sağlamak çok zordur.Přesto není snadné je v přírodě nalézt.
Mikrokomuttaki koşulu tanımlar.Průhledy do mikrokosmu.
Etkileşimlerin özelliklerini de koşullandırabilirler.Jejich vlastnosti se dají do určité míry ovlivnit.
Allport gruplararası temasın ancak belli bazı koşullarda etkili olabileceğini öne sürmüştür.Planetta: "Kněz přijde, ale jen za určitých podmínek.
20 yıl hizmet vermek koşuluyla da maaşlı emekliye ayrılınır.Později mohou být peníze vyplaceny jedině v případě, že se rozhodl pro dvacetiletou výplatu penze.
Dönemin siyasal koşulları nedeniyle üyeleri de gizli tutulmuştur.Vzhledem k politické situaci musely tyto sliby proběhnout tajně.
Bu koşullar ayrıca, Doğu Avrupa'nın eski komünist hükûmetlerinin etkilerinin kaldırılmasında önemli rol oynar.Takový stav dokonce soudci přirovnávají k bývalému komunistickému režimu.
Yaşam koşulları elverişli değildir.Délka života není zkrácena.
İnsanın içinde bulunduğu koşullar içinde yaptığı tercihleri onun kim olacağını ve ne olacağını belirler.Lži, Kdo smí koho zprostit slibu a za jakých okolností.
Bunu ispatlamak için bir topolojinin sağlaması gereken üç koşulu denetlemek yeterli olacak.Pro účely simulace takových podmínek slouží tři zařízení.
Hava koşulları her türlü tarımı ve hayvancılığı yapmaya müsaittir.Cílem péče je udržení podmínek pro jednotlivé druhy rostlin a živočichů.
Bazı bölgelerde kötü hava koşullarında alçak konumlara taşınır.Ve venkovních prostorech odolá i nepříznivým povětrnostním podmínkám.
O parkur da koşular, antrenmanlar yapar.Součástí je i modelová železnice, simulační trenažéry.
Aynı zamanda hava koşulları da kötüydü.Podnik navíc postihlo horší počasí.
Bu koşul normal gerçel türevlilikten daha güçlüdür.Preferovanější režim je zpravidla pasivní, díky vyšší bezpečnosti.
Zaten koşullar da Macaristan'ın savaşa girmesine neden oldu.Bombardování Košic posloužilo jako záminka vstupu Maďarska do války.
Haber kaynağının, gazeteciye kayda almaması koşulu ile açıkladığı bilgidir.Záminkou bylo údajné nevydání víza pro rozhlasového reportéra.
"Hitler her zaman olduğu gibi her koşulda taarruzu emrediyordu." .Hitler však neustále prosazoval své „velké řešení“.
Normalde Dr. Wilson Jon'u hiçbir koşulda sevmezdi.Seržant Whelan vůbec neměl Kellyho v lásce.
Dolayısıyla, idrarda olağan koşullarda hiç glikoz bulunmaz.Proto odebírání medu není všude tak běžné.
Flemyng uzun mesafe koşularına sahiptir ve birkaç maraton tamamlamıştır.Maraton zatím neběžel, několikrát absolvoval půlmaraton.
Sert doğa ve iklim koşulları bu bölgenin insanlarının yaşam tarzlarını derinden etkilemiştir.Zároveň nástinem drsné přírody a nepřívětivého počasí podtrhuje drsné charaktery tamějších obyvatel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod