Buna ihtiyacı yoktu – çünkü doğru koşullarda hikayeler kendi kendilerini ekerek harekete geçiyordu.”Han behövde inte – därför att historierna aktiverade och sådde sig själva, under de rätta förutsättningarna“.
Uygun gözlem koşullarında gözle görülebilen en sönük yıldızlar yaklaşık +6 kadir sınıfındadır.De svagaste stjärnorna som kan ses av människans öga under goda förhållanden är ungefär på magnitud +6.
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.De flesta trosriktningar anser dessutom att Jesus är Gud inkarnerad (förkroppsligad) och del i en treenig Gud.
Ekonomik ve siyasi koşullar önem kazanmaktadır.Politiska och ekonomiska förbindelser har blivit mycket bättre.
Oda koşullarında katı halde bulunur.Rena hem på smutsiga villkor?
Günümüz cezaevi yönetmeliklerinde koşullu salıverme ve cezanın belli oranda indirilmesi yer alır.För att bli av med honom utfärdas och verkställs dödsdomen därmed denna dag.
7 Kasım 2006 ara seçimlerinde bu koşullar tekrar değişti.Vid riksdagsvalet 2014 skedde detta igen.
Geçmişte Mısır milliyetçiliği kendi yerel koşulları içinde ortaya çıkmıştı.Vid hans tid verkar Egypten redan ha varit enat.
Yerleşim için oldukça uygun koşullara sahiptir.Se till att det finns tillräckligt med bostäder!
Dublin Maratonu 1980 yılından beri düzenli olarak koşulmaktadır.Dublin Marathon har sprungits i staden varje år sedan 1980.
Benzer koşullar Drusus için de oluşturuldu.En sådan bildning kallas även för drumlin.
Kapalı alanda koşulan bu dereceler resmî dünya rekoru olarak kaydedilmedi.Rekordet är därför inte officiellt världsrekord.
Beerware, dağıtım koşulları oldukça esnek olan yazılımları tanımlamak için kullanılan bir terimdir.Beerware är ett något skämtsamt namn på programvara som tillhandahålls under en mycket öppen licens.
Bu olaylar ve koşullar, Picasso’nun 1901’den 1904’e kadar sürecek olan Mavi Dönemi’nin itici gücü oldu.Picasso börjar sin blå period som pågår till 1904.
Bu kombine yarışmada her iki ayak da aynı gün koşulur.Tävlingen kördes i två åk under samma dag.
Aydınlanma koşulları doğru olduğu zaman, gözlemlerimi aldım.Vid rengöring av valven blev takmålningarna synliga.
“Yiyecekleri bitince atlarını yemek zorunda kaldılar, anlaşma koşulları rica ettiler.”Innan de gav sig av stack de ihjäl alla sina hästar och tömde matförråden.
İlk İtalya Grand Prix'i 4 Eylül 1921'de Brescia'da koşuldu.Det första Grand Épreuve utanför Frankrike var Italiens Grand Prix 1921, som hölls i Brescia.
Aynı zamanda hava koşulları da kötüydü.Även luftstriderna var hårda.
Ancak çok sayıda savaşçı yeni koşullar altında savaşmaya devam etme kararı aldı.Många enheter fortsatte dock sin kamp, fast nu under andra omständigheter.
Anafilaksiden korunmak için tavsiye edilen yöntem, geçmişte reaksiyona sebep olan koşullardan uzak durmaktır.Den rekommenderade sättet att förebygga anafylaxi är att undvika det som föranledde reaktionen.
Zor koşullar olsa da üniversite tekrar işe başladı.Efter andra världskriget började universitetet sin verksamhet igen.
Sürükleyici alın işleme için UMB 592-4 kasalar ve yayıcı - Teknik koşullar.UIC 592-4 Växelflak för grip-hantering -Tekniska villkor.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.En förordning är å ena sidan till alla delar bindande och direkt tillämplig i alla medlemsstater.
Son derece ağır Alman tankları, bu çamur koşullarında yeterince uygun manevra yapamadı.Dessutom var den finska terrängen inte särskilt väl lämpad för den här typen av stridsvagnar.
Şu anki koşullarda mümkün değil.Detta skulle inte vara tillåtet enligt dagens regler.
Fritz Todt bir uçak kazasında esrarengiz koşullar altında 8 Şubat 1942 yılında öldü.Fritz Todt omkom i en flygolycka 1942.
Gezegen yüzeyinin zorlu koşullarında 127 dakika işlevsel kalabildi.Landaren sände data från ytan i minst 127 minuter.
Bu koşulları yerine getirme olanağı da, ilgili yerel mahkemelerce sağlanmaktadır.Så är till exempel fallet när rätten avgör mål om kommunalbesvär.
Aynı koşullarda hiç istismara maruz kalmamış çocuklarda da yaşanmamış olayları aktarma eğilimi vardır.I sällsynta fall markeras dessutom även det indirekta objektet.
Bu takımda 28 maça çıkan oyuncu 4 gol attı ancak yaptığı asistler ve koşularla dikkat çekti.Hon spelade 140 landskamper utan att göra något mål, vilket förklaras av att hon var målvakt.
Örnek olarak Neumann sınır koşulunu görünüz.I exemplet ovan är listans nivå 4.
Alman Doğu Orduları (Ostheer), kış koşullarına göre teçhiz edilmiş değildi.Vinterkrigföring var tyskarna inte utrustade för.
Başlangıç koşulları da aynı şekilde tanımlanmıştır.I princip räknar man sedan på samma sätt som ovan.
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.Stå inte under några omständigheter under trädet när du försöker få ner det.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.Man protesterade mot sina låga löner och arbetsförhållanden.
Çünkü kavramlar ve kullanımları tarihsel koşullar içerisinde değişim göstermektedir.Energisäkerhet som begrepp har skiftat något i sin användning beroende på historisk kontext.
Formula 2, bir yıl boyunca, değişik ülkelerde özel yollarda koşulan yarışlardan oluşur.Till skillnad från Formel 1 körde man två race per helg, som i många andra klasser.
Buna ihtiyacı yoktu – çünkü doğru koşullarda hikayeler kendi kendilerini ekerek harekete geçiyordu.”Йому було це не потрібно — тому що будучи подані в правильних умовах, історії сіяли самі себе“.
Büyük Kıtlık, 1315 ilkbaharında kötü hava koşullarıyla başladı.Усе розпочалося з поганих погодних умов на весні 1315 року.
Canlı organizmalar üç ay boyunca uzay koşullarına maruz bırakıldı.Три місяці в космосі перебували живі організми.
Bu sürekli değişen durumlar koşullu oluşumun kanunudur.Життя це постійні зміни, ось, що я думаю.
Organizasyon 2009'dan beri Uluslararası Maratonlar ve Mesafe Koşuları Birliği (AIMS) üyesidir.З 2007 р.входить до Асоціації міжнародних марафонів та пробігів (AIMS).
Bu durumda,ilk ivme yerine , bir tek başlangıç alanını ve sınır koşulu belirtmek gerekiyor.Таким чином, замість задавати початкове прискорення, можна задати початкове поле та граничні умови.
Oynanış tarzı ve tasarımı koşullu olarak iki parçaya ayrılır.Гра за стилем геймплею й дизайну рівнів умовно ділиться на дві частини.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.22 березня Литва вимушено прийняла ультиматум.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.Спосіб продукції матеріяльного життя зумовлює соціальний, політичний і духовний процес життя взагалі.
Hiçbir koşulda sana dokunmalarına izin verme.Не падай духом ні за яких обставин.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.Вона має бути повністю обов'язковою та прямо застосовуватися в усіх Державах-Учасницях.
Kısa mesafe koşuları ve engelli koşularda yarışmaktaydı.Займався бігом на довгі дистанції та лижними перегонами.
Bu mesafe yalnızca iki kez koşuldu.Цей хрест нищили двічі.
Nersan koşulları kabul etti.Вони захопли Ріміні.
Önceden belirlenmiş bir koşul bozulana kadar devam eder.Повторюємо попередній крок, поки є що видаляти.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Така конкуренція може зменшувати виживання і плодючість тварин.
Bu koşullarda Partizan cumhuriyetleri en fazla 1 ay dayanabildi.На цій лінії частини радянської армії утримували оборону більше півроку.
Bu reformlar ağır siyasal koşullarda yürütülüyordu.Революція розвивалася в напруженій політичній обстановці.
Örneğin koşullu buyruk basitçe, sınavı geçmem için ders çalışmamın zorunlu olduğunu söyler.На жаль, він зовсім забув про те, що необхідно скласти іспити.
Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir.Проте природні системи дуже незручні на практиці.
Laszlo'nun koşullandırması sonucu haptofobik oldu.Особливо був обставлений арешт Лозовського.
Çekirdekleşme ya da düzenli kristaller büyütme için iyi koşulları kestirmek son derece zordur.Надзвичайно важко передбачити умови, оптимальні для росту ідеально впорядкованих кристалів.