Böylece başlangıç koşulları sorunu çözülemedi.Все думали, что главная проблема решена.
Ama bir koşulla: Böylece sonunda gerçekten anlaşılmasını sağlamak adına” der.Он настаивал, что «þ» — это верное произношение для тех, кто заботится о своей речи и полностью понимает её.
Fiziksel aşınma bir materyalin zaman içinde fiziksel koşullar altında uğradığı aşınmadır.Также она может мгновенно заморозить живую материю при физическом контакте.
Pratisyen koşullara göre bu tekniklerden dilediğini kullanabilmekte serbesttir.Уважая технику, вы позволяете ей делать то, что она умеет делать хорошо.
Yapımcı (Producer) Film yapımcısı filmin çekilmesi için gerekli koşulları sağlar.Продюсер — создает условия для создания фильма.
Koşullara bağlı olarak, pasaport, 3 ila 9 iş günü içinde verilir.Срок изготовления паспорта от 3 до 9 рабочих дней.
Sirius koşullar uygun olduğunda gündüz bile çıplak gözle görülebilir.Зная точные координаты Сириуса на небе, его можно увидеть невооружённым глазом и днём.
Sonraki on yıl içinde Taynoların yaşam koşulları giderek azalmıştır.За десятилетия порядки тюрьмы стали ещё мягче.
Toplumun koşulları hayatın yasalarına bağlıdır.Общество живёт по законам военного времени.
Öyle ki bu durum, bizzat işçi sınıfının yaşadığı koşulların zorunlu bir sonucudur adeta.Они продолжают работать, как будто условия их труда нечто само собой разумеющееся.
Ancak kötü hava koşulları nedeniyle görev kısa kesilerek üsse dönülmek zorunda kalınmıştır.Из-за плохих погодных условий электронные часы перестали выполнять свою функцию.
Kıtlık ender olmasına rağmen Norveçliler genellikle hatırı sayılır ölçüde kıtlık koşullarında yaşıyorlardı.Норвежцы обычно жили в условиях значительной нехватки продовольствия, хотя голод был редок.
Ardından ağır koşullar ile ezilen Çin üzerine sefere çıkıldı.В противном случае Китаю будут грозить серьёзные последствия.
Mart 1805'te Fransız gemileri kötü hava koşullarından yararlanarak umandan çıkmayı başardı.Смелая попытка сжечь в 1825 году египетский флот не удалась ему из-за неблагоприятной погоды.
Ama mevcut koşullarda durumu engelleyemedi.Тогда ведь Вы не занимали Вашего нынешнего положения.
Üretimin nihai koşulu üretim koşullarının yeniden üretilmesidir.Наконец, на третьей стадии происходит восстановительное элиминирование продукта.
Sigorta poliçesi, bir sigorta sözleşmesinin koşullarını içeren belge.В этих письмах она рассказала про условия страхового договора.
Almanya resmi olarak 8 Mayıs 1945'te koşulsuz teslim oldu.Безоговорочно капитулировала 8 мая 1945 года.
Bu durum ek koşullarla Seviye 2 ve 3 sertifikasyonu için de geçerlidir.Пояснения необходимости 2-го и 3-го условий.
Geçiş durum değişimini gösterir ve geçişi sağlamak için yapılması gereken koşulla tanımlanır.Доктор понимает, что это альтернативная реальность и нужно изменить её.
Kızıl Ordu ve Kızıl Donanma'da barış ve savaş koşullarında başarı gösteren askeri personele verilmiştir.День Красной Армии и Флота лётчики полка отметили участием в военно-политической акции.
Hiperpolarizasyon, ısıl denge koşullarının ötesindeki malzemelerde görülen spin polarizasyonudur.Гиперполяризация — поляризация ядерных спинов веществ далеко за пределами теплового равновесия.
Bu koşul çoklu boyutlu hallerde de geçerlidir.Курирование этого вопроса происходило даже на высочайшем уровне.
Ancak topoğrafya ve iklim koşulları yüzünden, ülke topraklarının sadece yüzde dördü tarıma elverişlidir.Из-за жаркого климата и пустынной местности обрабатывается только 3,5 % территории страны.
Halen, birkaç aile mahallede zor koşullarda yaşamaktadır.Местные жители живут в очень простых условиях.
Dinyeper'i geçiş, son derece zor koşullar altında yapıldı.Судя по всему, спасение фрески происходило в экстремальных условиях.
Yarışma hava koşullarının uygun olmaması sebebiyle ertelenmiştir.Матч перенесён из-за плохих погодных условий.
Ancak bu yerdeğiştirme bağ koşuluna uygun değildir.Однако сути данного критерия разграничения это не меняет.
Benzer koşullar Drusus için de oluşturuldu.Такой план был составлен и для Демидовых.
Açıkça bellidir ki, bunlar koordinat dönüşümü koşulları altında değişmezdir.В качестве основания указывалось на их несоответствие изменившимся условиям.
Bununla birlikte gerek bitki topluluğu, gerek hayvan topluluğu, bu sert koşullara uyum sağlamışlardır.Невозмутимые животные спокойно отнеслись к наградам и к обрушившейся на них популярности.
Bu koşullarda Batı Avrupa güvenliği konusunda görüşmelere girişmeyi kabul etmiştir.Они обсуждают возможность сохранения жизни в Западной Европе.
Tehcir kararı bu koşulları değiştirmiştir.Побег изменил ситуацию.
Bir başka tanım vermek gerekirse tarih koşullarından doğan maddi kültür eşyasını inceleyen bilimdir denebilir.Новое рождение возможно, если мы с серьезностью воспримем то, что открывает нам историческое исследование.
Uzun mesafe koşularında uzun süre geçilmedi ve defalarca milli formayı giydi.Она никогда не могла поднимать хоть сколько либо тяжелые вещи и предпринимать длительные прогулки.
Ayrica pivot degerlerin 1 olmasi kosulunu da ekleyerek, bu cozum yontemine degisiklikler yapabiliriz.Возможно, безопасные и эффективные ингибиторы каспазы 1 могут разорвать этот цикл.
İki koşulluluk karşılıklı eşitlik anlamına gelir.Оно объясняет, что означает равенство для двух соотношений.
Bu konuda bir standart ya da şart koşulması uygun olmaz.Быть или не быть — вот в чём вопрос Вести.
Araç kiralama işlemleri, bir ülkeden diğerine ve şirketten şirkete değişen birçok koşula tabidir.Существует возможность перехода клиентов от одной компании к другой.
Ayrıca, gerekli koşullar, en küçük (minimum) ve en büyük (maksimum) noktalar için vardır.Обладая маленьким ростом (чему собственны все чао) обладает немалой для него силой.
Kötü deniz koşulları Kartaca Filosu'nun harekâta başlamasını engellemiştir.Но осада была мало эффективна, пока флот Картахены господствовал на море.
Bundan sonraki öğrenim yılları çok zor koşullar içinde geçti.Первые учебные послевоенные годы проходили в очень сложных условиях.
“Yiyecekleri bitince atlarını yemek zorunda kaldılar, anlaşma koşulları rica ettiler.”وعندما نفد الطعام بدأ المحاصرون بأكل خيولهم، ثم أجبروا على طلب شروط للاستسلام."
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez."Many Kinds of Universes, and None Require God (أنواع كثيرة من الأكوان، ولا أحد منها احتاج الإله)".
Bununla birlikte, başlangıç koşulları genellikle iyi bilinmemektedir.إلا أن الشروط الأولية غالبًا لا تكون معروفة بصورة جيدة.
Hava koşulları nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.ولكنه أضطر للعودة بسبب ظروف الحرب .
Bu olaylar ve koşullar, Picasso’nun 1901’den 1904’e kadar sürecek olan Mavi Dönemi’nin itici gücü oldu.كانت هذه الأحداث والظروف هي الحافز لبداية فترة بيكاسو الزرقاء التي استمرت من عام 1901 إلى عام 1904.
Litvanya'nın ulusal güvenlik sistemleri "toplam ve koşulsuz savunma" üzerine kurulmuştur.ويستند نظام دفاع ليتوانيا على مفهوم "الدفاع الكامل وغير المشروط" .
Askeri bütçenin artırılması NATO'ya entegrasyonu için en önemli koşullardan biriydi.عدت زيادة الميزانية العسكرية كواحدة من أهم الشروط لتحقيق الالتحاق بحلف شمال الأطلسي.
Hükümetin en büyük rolü, iş için iyi ekonomik koşulların sağlanmasına yardım etmekti.أهم دور للحكومة كان المساعدة في توفير الظروف الإقتصادية الجيدة التي تجعل الأعمال تزدهر .
Süspansiyonlar yol koşullarına ya da sürücünün kullanım tarzına göre elektronik olarak ayarlanır..وتم ضبط النوابض إلكترونياً وفقاً لظروف الطريق أو وفقاً لأسلوب استخدام القيادة.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.فأسلوب إنتاج الحياة المادية هو شرط العملية الاجتماعية والسياسية والعقلية للحياة بوجه عام.
MSG, genel olarak düzenli gıda işleme koşulları altında istikrarlıdır.وبوجه عام، يعتبر MSG مادة مستقرة تحت الظروف العادية لمعالجة الطعام.
Cantor 1913'te emekliye ayrıldı, ve I. Dünya Savaşı koşulları yüzünden fakirlik içinde yaşamaya başladı.تقاعد كانتور في عام 1913 م وعانى من الفقر والجوع خلال الحرب العالمية الأولى.
Romalılar sağlık koşullarında da büyük ilerlemeler yaptılar.الرومان أيضا التطورات الرئيسية في المرافق الصحية.
Uygun gözlem koşullarında gözle görülebilen en sönük yıldızlar yaklaşık +6 kadir sınıfındadır.النجوم الاشد خفوتا التي يمكن رؤيتها بالعين المجردة في ظل ظروف رؤية جيدة هي من القدر +6.
Kafasına sıktığı kurşun, güç koşullar altında yapılan morfinsiz bir ameliyatla çıkarıldı.الرصاصة التى أطلقها على رأسه ، استخرجها بعملية تحت ظروف قاسيةوبدون مورفين.
Jason ister istemez bu koşulları kabul eder.إلا أن جيسون يرفض ويقاوم ذلك.
Trafik kurallarına uymayanlara karşı devletler ağır koşullar uygulamaya başlar.وبدأت الدول بتطبيق شروط وعقوبات قاسية ضد أولئك الذين لا يمتثلوا لقواعد المرور.
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.وقد تتطلب حالات الحساسية النادرة علاجًا داخل المستشفى.