Ana içeriğe geç
Sözlük

koşul ile cümle

koşul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu koşul çoklu boyutlu hallerde de geçerlidir.Esto a su vez es requerido en líneas más largas.
Engelli koşularda 10'dan fazla engel vardır.El camino tiene más de 30 barranqueras.
Piriz süresi ortam koşullarına bağlı olarak değişiklik gösterir.Verifique los horarios porque ocurren cambios dependiendo de la temporada.
Diğer kan testleri, hipoglisemiye neden olabilecek diğer koşulların ekarte edilmesine yardımcı olabilir.Si se añade sangre se pueden determinar las distintas formas de hemólisis que pudieran tener lugar.
Bu koşullar altında doktora sınavının yapılması mümkün olmadı.Durante un permiso pudo realizar el examen de Maestro.
Tamamen yoksullaşmada işçi sınıfının yaşam koşulları bütünüyle kötüleşir.Mientras tanto, el nivel de vida de las clases trabajadoras sufrió un considerable deterioro.
Üniversitenin kabul koşulları özel yüksek öğretim müəssisləri arasında en yüksek olanlardan biridir.Su examen de acceso está considerado uno de los más difíciles entre las universidades públicas.
Eğitim faaliyeti Avrupa Kredi Transfer sisteminin koşullarına uygun olarak yürütülmektedir.Dentro del Programa Erasmus se utilizan los créditos del «European Credit Transfer System».
Gezegen yüzeyinin zorlu koşullarında 127 dakika işlevsel kalabildi.En total, la sonda duró unos 127 minutos sobre la abrasadora superficie.
İyi bir iş için, basınç ve sıcaklık için standart koşulları işe dahil etmek gerekir.La buena práctica siempre incorpora las condiciones de referencia de temperatura y presión .
Ancak Sovyet tarafının kayıtsız şartsız teslim konusunda ısrarı nedeniyle koşullarda anlaşamadılar.Ambos no aceptaron el retorno bajo la excusa del anticomunismo.
Araç kiralama işlemleri, bir ülkeden diğerine ve şirketten şirkete değişen birçok koşula tabidir.Los intereses aplicados varían considerablemente de unos países a otros y de unas empresas a otras.
Bu çalışanların çoğu, bu insanlık dışı çalışma koşullarına karşı gelemiyorlardı.Muchos de estos médicos no habían podido vivir de sus miserables salarios.
Fakat simetri özellikleri bu yüklerin oluşması için gerekli koşulları kısıtlamaktadır.Sin embargo, será el propio Magendie quien establezca un límite a este asertivo reduccionismo.
Yaşam koşulları zordu.Le condizioni di vita erano dure.
Bu dönemdeki ekolojik koşullar bu türlerin hızlı dağılımını kolaylaştırmış olabilir.Le condizioni ecologiche durante questo periodo potrebbero aver facilitato la loro rapida dispersione.
Bir Yahudi ibadet için gerekli koşulların çoğunu kendi başına yerine getirebilir.Un ebreo è in grado di soddisfare la maggior parte dei requisiti di preghiera da se stesso.
Buna ihtiyacı yoktu – çünkü doğru koşullarda hikayeler kendi kendilerini ekerek harekete geçiyordu.”Non aveva bisogno di farlo in quanto, nelle giuste condizioni, le storie si attivavano, disseminandosi."
Bununla beraber, günümüz koşullarında teleskopları yörüngeye taşımak bir hayli pahalıdır.Comunque, attualmente risulta costoso mandare telescopi in orbita.
Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."Stiamo per confrontarci con i pericoli del pieno inverno. "
Yazara göre, romanları, kendisinin tanıdığı insanlar ve onların hayat koşulları üzerine tarihi romanlardır.I suoi libri sono stati, ha detto lei stessa, romanzi storici sulle persone e le condizioni che conosceva.
Bu engeller, üretim faktörünün dört koşulunu kesintiye uğratır.Tali barriere impediscono la libertà di movimento dei quattro fattori di produzione.
Öldüğü zaman içinde bulunduğu koşullar halk tarafından sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir.Dopo la sua morte numerose guarigioni furono attribuite alla sua intercessione.
Bu koşulun günümüzde LA-ICP-MS tekniği ile doğrudan belirlenebildiği bilinmektedir.La tecnica in questo caso si indica con LA-ICP-MS.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.La politica ufficiale era di limitare l'ondata di rifugiati in arrivo in Svizzera.
Her türlü toprak koşuluna dayanıklıdır.Qualsiasi tipo di terreno va bene.
Abbasi komutan böylece sert şartlar içeren koşullarını imparatoriçe-naibe İrini'ye kabul ettirme şansı buldu.Il comandante abbaside fu quindi in grado di dettare termini duri all'imperatrice-reggente Irene.
Diğer türlerdeki bölüşüm fonksiyonları ise farklı koşullar altında tanımlanabilir.Altri tipi di funzioni di partizione possono essere definite per circostanze differenti.
Bu koşullar, dolaylı ABD denetiminde olan Kuzey Irak’da gözlenmemiştir.Secondo altri invece la situazione appariva perfettamente sotto controllo nel Nord America.
Dolayısıyla bu topraklardan ayrılmama koşuluyla azat edilmişlerdir.Per questo motivo rifiuto di essere portato fuori dal mio Paese in questo modo.
En kısa sürede koşulan bu turda Avustralya temsilcisi Mark Webber 1. olmuştur.Dalla prima posizione scatta quindi l'australiano Mark Webber.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.Lavorò per il miglioramento della condizione femminile.
İlk Belçika Grand Prix'i 28 Haziran 1925'te Circuit de Spa-Francorchamps pistinde koşulmuştur.Il Gran Premio del Belgio 1960 si svolse domenica 19 giugno 1960 sul circuito di Spa-Francorchamps.
Tabii ki bu durum Vedik zamanında farklıydı; çünkü o zamanki yaşam koşulları farklıydı.Non credo che fosse perché io apparivo diverso all'epoca.
Barış koşullarının belirlendiği Paris Kongresi'nin ardından Napoléon bir bakıma Avrupa'nın hakemi olmuştu.Solo stabilendo un ordine europeo dopo il caos napoleonico vi poteva essere pace in Europa.
Onların yaşam koşulları acımasız ve hayatları öteki kölelerden daha kısaydı.Le loro condizioni di vita e di lavoro non erano molto diverse da quelle degli schiavi.
Mahkûmlar çok ağır çalışma koşullarında yol inşaatında çalıştırılmaktadırlar.I prigionieri svolgevano i lavori forzati in condizioni estremamente difficili.
Sırbistan ve Eflak prensliklerinin koşulsuz olarak kendisine bağlanmalarını sağladı.Per questa ragione i suoi duchi e principi lo abbandonarono.
Artık yakalansa dahi hapishane koşullarında yaşayabileceğini düşünmektedir.Ben presto ci si renderà conto che la responsabilità è della stessa prigione.
İzafiyet teorisine göre, özellikle sağlanmış bazı koşullar haricinde anti yerçekimi imkansızdır.Sotto la relatività generale, l'antigravità è impossibile eccetto che in circostanze forzate.
Bu adaptasyonlar onları zorlu koşullar altında yaşamaya hazırlamıştır.I Criosi fanno fatica a sopravvivere in queste difficili condizioni.
Nitekim, oylama daha gizli olmayan koşullar altında gerçekleşti.Questi sostenevano che la votazione fosse stata organizzata in condizioni non democratiche.
Osmanlı bu koşulları kabul etmiş ve 20 Kasım 1612 tarihinde Nasuh Paşa Antlaşması imzalanmıştır.Il Trattato di Nasuh Pasha venne siglato il 20 novembre 1612.
Bu mesafe yalnızca iki kez koşuldu.Tale operazione è stata tentata solamente due volte.
Üretimin nihai koşulu üretim koşullarının yeniden üretilmesidir.La produzione sociale sta ridefinendo le condizioni di mercato.
Birincisi uygunluk koşulu, diğeri de türevlenebilirlik koşuludur.Uno rappresenta il pericolo e l'altro rappresenta l'opportunità.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.La Lituania venne costretta ad accettare l'ultimatum il 22 marzo.
İngiltere ve ABD'de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır.La situazione in Inghilterra e negli Stati Uniti fu in parte diversa.
Antlaşmanın koşulları uyarınca köleliğe dönüş olmayacaktır.Per tornare a questo piano d'esistenza, invece, non ti servirà alcun Portale.
Stajlar, işverenin sunduğu koşullara göre kimi zaman part-time olabilmektedir.I lavoratori temporanei possono lavorare full-time o part-time, a seconda del caso.
Bu arada Alesia kentinde yaşam koşulları günden güne daha da kötüye gidiyordu.In città intanto la situazione dei civili si andava aggravando di ora in ora.
Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.Tutto ciò avviene anche per l'influenza delle mutate condizioni sociali dell'Europa.
Bu işlevin var oluşu 3. koşul tarafından güvence altına alınmaktadır.Il loro uso è volontario, come stabilito dall'articolo 3 della Decisione.
Yığma sayısına arazi koşullarında karar verilir.L'ordine di grandezza dell'importo viene desunto dal contesto.
Her bölüm, bir faciayı sebepleriyle ve faciaya yol açan koşullarla anlatmayı amaçlar.Ogni stato contiene le istruzioni per gestire gli eventi che avvengono su un oggetto.
Dinyeper'i geçiş, son derece zor koşullar altında yapıldı.Il ritorno in Piemonte avveniva in condizioni ancora estremamente difficili.
Buna paralel olarak da işçilerin sağlık ve çalışma koşulları üzerine olan şikayet sayısı da arttı.D'una parte le esigenze rispetto alla qualità dell'offerta di servizi sanitari è cresciuta.
Bu koşullar arasında EMI'ye ait bazı varlıkların da satışı yer alıyordu.Una di queste fu la svendita di determinate attività finanziarie della EMI.
Dallanmalar koşullu ya da koşulsuz olabilir.I salti possono essere incondizionati o condizionati.
Kıtlık ender olmasına rağmen Norveçliler genellikle hatırı sayılır ölçüde kıtlık koşullarında yaşıyorlardı.Inoltre, per quanto scomodi, erano più abitabili nel clima desertico.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod